Distopik kurgu sevenler buraya… Çünkü ben yazarın yarattığı o karanlık ama büyüleyici dünyaya bayıldım.
Ulu savaş sonrası nükleer kalıntılar insanlığı mutasyona uğratmış ve bu insanlar “Dünyadaki Mahlûkatlar” olarak damgalanmış. Yeni ve kusursuz nesiller yaratmak için genç nüfus seçmelere alınıyor.
Bu yılki seçimler Aurora’nın doğum gününe denk geliyor. Gençler özenle hazırlanıyor, en güzel kıyafetler giyiliyor… ama bu seçimler bir ödül değil. Kazananlar ailelerinden koparılıp “Malikane”ye götürülüyor ve çoğu bir daha geri dönemiyor.
Aurora ve Victor birlikte malikaneye giriyor. Kraliçe Leydi Marcilus ile tanışmalarıyla olaylar başlıyor. Victor, sarayın bahçesindeki çiçeklerden elde edilen bayıltma tozu sayesinde Leydi Marcilus’un geçmişini rüyalarında görmeye başlıyor. Ve karanlık sırlar tek tek ortaya çıkıyor…
Şarlatan ölümleri artarken kim hayatta kalacak?
Leydi Marcilus’un geçmişinde ne saklı?
Aurora ve Victor’u nasıl bir son bekliyor?
Seçmeleri kazanamayanlara ne oldu?
Tüm cevaplar bu kitabın içinde. Distopya severler kaçırmasın derim. Okuyun, okutturun. Pişman olmazsınız.
“Bir fener yakabildiği sürece karanlıkta da ilerleyebilirdi insan.
Fakat karanlıktan tamamen kurtulabilmesi için önce bulutları yok etmeyi bilmesi gerekirdi.”