Puan vermedi·560 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Mart 2026 00:00 Benim için bu kitap sadece bir kayıp hikâyesi değil; aynı zamanda doğa, tarih ve insan arasındaki derin bağın sorgulandığı bir yolculuk oldu.
Defne Kaman’ın Çorum’daki Yazılıkaya’da kayboluşu ile başlayan süreç, ilk başta bir gizem ve araştırma hikâyesi gibi görünse de ilerledikçe çok daha katmanlı bir anlatıya dönüşüyor. Özellikle Hititler üzerinden kurulan tarihsel bağ, mekânın sadece bir arka plan değil, anlatının aktif bir parçası olduğunu hissettiriyor.
Kitapta en çok etkileyen nokta, toprağın bir “yaşam alanı” olmanın ötesinde, hafıza ve bilinç taşıyan bir unsur olarak ele alınması. Geleneksel bilgiler, mitoloji ve modern dünyanın kopuşu iç içe verilmiş. Bu da okurken sadece olay örgüsünü değil, verilen mesajları da düşünmeyi gerektiriyor.
Benim için Toprak, doğaya bakış açımı yeniden sorgulatan; insanın köklerinden uzaklaştıkça aslında neyi kaybettiğini hatırlatan, derin ve anlamlı bir eser oldu.