Uyumsuz Defne Kaman’ın macerası bu kez beni Çorum’un derinlerine, toprağın belleğine götürdü. Kaybolan bir gazeteci, geçmişin izlerini taşıyan Hitit kalıntıları ve doğanın unutturulmaya çalışılan sesi… “Toprak”, bir kayıp vakasının çok daha ötesinde, Anadolu’nun kadim bilgeliğine açılan bir kapıydı benim için.
Kitabın temelinde, insanın hem fiziksel hem de manevi anlamda toprakla olan ilişkisi yatıyor. Bu bağ, bazen huzur verirken bazen de geçmişin gölgeleriyle yüzleşmeye zorluyor. Buket Uzuner’in betimlemeleriyle, doğanın sesi adeta sayfalardan yükseliyor; sanki okurken kendini toprağın kokusunda ve rüzgarın esintisinde buluyorsun. Kitapta aynı zamanda aidiyet, kimlik ve zamanın insan üzerindeki etkisi sorgulanıyor.
“Toprak”, sadece bir doğa hikayesi değil, insanın kendini bulma, hatalarıyla barışma ve yaşamla yüzleşme yolculuğu. Buket Uzuner’in akıcı dili ve derin gözlemleri, serinin devamı olarak okuyucuyu hem düşünmeye hem de duygulanmaya davet ediyor.
Seriyi takip edenler için bu kitap, ilk kitaptaki duygusal atmosferi korurken, yeni katmanlar ekleyerek bütünlüğü güçlendiriyor. Uzuner’in dünyasında kaybolmak isteyenlere samimi ve etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor.
Bitti gözümün nuru. O kadar keyif alarak okudum ki anlatamam. Eski Türk mitoloji öyküleri,Defne’nin doğayı koruma çabası,gazetecilik aşkı….hangisini söylesem bilemedim.
Yazarın inanılmaz akıcı, yakın bir dili var. Çok rahatlıkla üstelik kısa sürede okuyabileceğiniz bir kitap.Satır arası verilen mesajlar doğa ve ülkemizle o kadar kıymetli ki. Beni en çok etkileyen ise Türk mitolojisinin ve doğanın aşkının böylesine güzel bir dille iç içe bir romanda anlatılması . Benim gibi özellikle İslamiyet öncesi Türk tarihine ilgi duyanların çok keyif alarak okuyacağı bir kitap. Kitabı okurken bir çok mitoloji de öğrenme şansınız oluyor. Yazar kitabının sonunda bu konuyla ilgili oldukça geniş bir kaynakçada koymuş konuyla ilgilenenler için. Diline kimliğine tarihine ve doğasına sahip çıkan bir roman okuduğumu hissettim ve bu durumdan gerçekten çok keyif aldım.
Günümüz teknoloji dünyası ile Türk mitolojisi arasında tatlış bir köprüde yürürmüş gibi hissettim kendimi kitabı okurken .
Buket Uzuner in bu doğa ile ilgili 4 kitabının bir sıralaması var. Okumayı düşünenler için dipnot olarak ekliyorum:
1- Su
2- Toprak
3- Hava
4- Ateş
İlk iki kitabı okumuş biri olarak, romanlar birbirinin doğrudan devamı niteliği olmasa da karakterleri tanıma ve analiz etme açısından,önceki romanı bilmek gerçekten önemli bir avantaj.
Yalnız gözüme batan bir detayı vurgulamadan geçemeyeceğim. Bir fen bilimleri öğretmeni olarak, romanda sıkça topraktan, sudan,havadan be ateşten element olarak bahsedilmesi beni rahatsız etti.
Periyodik sistemdeki elementler bulunmadan önce bu durum tam olarak böyleydi evet. Konuyla ilgili açıklamayı ve kaynağı olan makaleyi de aşağı ekliyorum.
*****Evrenin kökenine ilişkin fikirlerle mitolojik metinlerde; özellikle kozmogonik mitlerde karşılaşmaktayız.
Tabiat dörtlemesinin 2.kitabı olan Toprak, Hititlerin başkenti Çorum'a bir tarihi eser hırsızlığını araştırmaya gelen doğa, çevre ve kadın hakları konusunda araştırma yapan gazeteci Defne Kaman'ın kaybolmasıyla gelişen bir dizi olayı konu ediniyor. Defne Kaman'ı bulmak için vali ve emniyet müdürü harekete geçer. Bu arada bir Kam olan Umay Bayülgen de torununu bulmak için Çorum'a gelir.
Defne'nin babası da Çorum'da kütüphane müdürüdür, Defne'nin yıllar sonra babasıyla buluşması, şeftali kokan Küçük Prens kitabı,babasının yeni karısının Defne'ye olan tavrı hepsi çok güzeldi.Kemal'in ölen karısına olan bitmeyen sevdası, Karaca'nın yalnızlığı,sahaf Semahat'in sigarası ve kedi sevdası, Umay Nine'nin torunu bulunana kadar bir geyiğin başında nöbet tutması, ondan haber almak için rüyaya yatması büyüleyici bir masal tadındaydı.Sosyal medyadan örgütlenen gençlerin Defne Kaman için farklı illerden Çorum'a gelmesi, valinin emniyet müdürünün aksine olaya sağduyulu davranıp gençleri sakinleştirmesi, yasadışı bir şey yapmadıklarını düşünmesi hatta onlar için "gerginliğe karşı müzik" programı tertip etmesi taktire şayandı.Umay Nine'nin dediği gibi alkışlarrr sana vali Sabahattin Ali Okur.
Yazar kitabı Anadolulu çiftçi ve köylü kadınlara armağan etmiş, ve bu kitabın yazıldığı dönemlerde annesini kaybetmiş. Hayat ne kadar ilginç Toprak kitabını yazıyorsun ve anneni toprağa veriyorsun.
Kitabın dili akıcı, içinde mitoloji, şamanizm, kadim Türk gelenekleri ve Umay ninemizin mühtiş öngörüsü mevcut. Ben gerçekten keyif alarak okudum dilerim sizler de seversiniz. İyi okumalar. İncelememi kitabın son cümlesiyle noktalıyorum:BUNU SADECE GÖKLER, AĞAÇLAR, SULAR VE TOPRAK DUYDU.
Buket Uzuner'in insanla doğanın bozulan ilişkisini ele aldığı tabiat dörtlemesinin ikinci kitabı Toprak ile selamlar!
Ilk kitap olan #SU' da olduğu gibi gazeteci Defne Kaman yine kayıp! Bu kitapta da hikâyemiz 3 bin 500 yıl önce yaptıkları anayasa ile ilk kez siyasal bütünlüğü sağlamayı başarmış #Anadolu'nun kadim uygarlığı olan Hititlere başkentlik yapmış Çorum' da geçmektedir.
Defne Kaman Hitit uygarlığına ait tarihi eserler ve Türkiye'de ilk kez sanal güvenlik sistemi ile korunan Çorum Müzesi ile ilgili röportaj yapmak amacıyla geldiği #Çorum'da uyuşturucu kaçakçılığı ve silah kaçakçılığından sonra bu ülkenin kan emici bir diğer belası olan tarihi eser kaçakçılığı olaylarının içinde bulur kendini. Ve kaybolur.
Geriye dönük anlatılarla Defne Kaman'ın maceralarını okuduğumuz bu serüvende onun bulunması için iz süren biz okurlara #Türk mitolojisi, kadim kamanlık öğretisi ile #Hitit mitolojisinin benzerliklerini ve birçok ozana ve yazara ilham kaynağı olmuş Anadolu'da kutsal kabulü gören ve Türk mitolojisinde türeyiş unsuru olarak, av hayvanı olarak, yol gösterici olarak, şekil değiştirmek unsuru olarak ele alınan #geyik sembolüyle bir şölen sunuyor yazarımız.
Yanı sıra karakter tiplemelerindeki zenginlikle baba çocuk ilişkisini, tam umudun yitirildiği zamanda karşılaşılan aşkı, vali ve emniyet müdürü ikileminde Türkiye bürokrasisindeki sol ve sağ görüş farklılıklarını, üzülerek tekrar ayırdına vardığım asimile olmuş Türk aile yapısını, internetin hayatımıza girmesiyle birlikte değişen dünyayla beraber kuşak farklılıklarını, kendini doğa karşısında efendi zanneden insanın acizliğini ve dayanışmayı okuyunuz bu romanda.
Ayrıca belirtmeliyim ki Toprak kitabındaki kurguyu Su kitabındakinden daha çok beğendim. Ama Kamlıkla ilgili bilgi vermesi açısından da
Alkışşşşlarrrr " Buket Uzuner'im". Bir insanın her kitabı mı? böyle özel, böyle içene çeken ve iyi ki yazılmış dedirtir! Tek kelimeyle okunması gereken bir kitap.hem ruh anlamında hem mitoloji hakkında çok güzel anlatılmış bir kitap.Ayrıca Kam Kaman hakkında bilgiler de veriyor ve bizden önce Hitit' lerin bıraktıkları, değerleri konusunda da bilgilendirici. Günümüz de yok olmaya yüz tutmuş duyguları, özgürlüğü, gençlerin durumunu çok iyi hikayeleştiren bir eser.özetle anlatarak bitiremeyeceğim.Doğa ya aşık, tabiata değer veren herkes okumalı!...
Öncelikle söylemek isterim ki ikinci kitap olan Toprak, kesinlikle ilk kitap olan Su'dan daha iyi bir kurguya sahip. En azından bu kitapta Defne Kaman kayıp olduğu sürede neredeydi, ne oldu tak olarak anlatılmış, bu açıdan kafa bir soru işareti kalmıyor. İkinci kitapta Hititlerin anavatanı olan Çorum’a yolculuk ediyoruz be görüyoruz ki Çorum ne hikayelere ev sahipliği yapmış. Kitabı okuduktan sonra Çorum’a olan ilgim arttı ve Çorum’a seyahat etmeyi planları yapmaya başladım bile. Sade bir dili, okuru merak ettiren bir olay örgüsü olduğu için kitabı elimden bırakmak istemedim. Keyifli bir okumaydı. Şimdi elime 3.kitap olan Hava’yı almak vakti…
Şamanizm,kam,geyikler ve ritüeller. Uyumsuz defne kaman, tarihi eser kaçakçılığıyla ilgili bir haber yapmak için Çorum’a gider. Ve bir anda ortadan kaybolur. Gazeteciler,arkeologlar,vali,emniyet müdürü, müze müdürü herkes onu aramaya başlar. Ve olaya yazılıkayada bir geyiğin görülmesiyle başlanır. En sonunda kadim anamız Umay nine gelir. Toprağa ve doğaya önem şamanizmden alıntılar yapılarak işlenmiş çok düşündürücü bir kitap. Toprak
Türk mitolojisini sevdirebilecek bir serinin 2. kitabı. Okurken sıkılmayacağınız ve hiç ilginizi çekmediyse şimdiye kadar, ilgi duymanızı sağlayacak çok güzel bir kitap. Tavsiye ederim.
Okuduğum en güzel romanlardan biriydi. Keşke her roman Buket Uzuner'in romanları gibi olsa... Sadece bir roman okumuyorsunuz kültür, sanat, tarih, gündem gibi konularla ilgili de zengin bir bilgiye sahip oluyorsunuz. Daha fazla anlatarak kitabın büyüsünü bozmak istemem, mutlaka okuyun!
Yazar bu kitabı sıkıntılı bir dönemde yazmış olduğunu belirtse de ben Su kitabına nazaran daha akıcı buldum. Defne Kaman ın Çoruma define avcılığı haberi için gidişiyle başlayan eser bir takım olay örgüsüyle devam ediyor. Ben Buket Uzuner in tarzını yazısını kalemini sevdim özellikle tabiata iklime toprağa hayvana her türlü canlıya saygının yitirildiği çağımızda bu tabiat dörtlemesini yazdığı için de minettarım.
Biyoloji ve Çevre Bilimi eğitimi alan Uzuner, Türkiye' de Hacettepe Üniversitesi ve ODTÜ' de, ayrıca Norveç, ABD ve Finlandiya'daki üniversitelerde çalışmalarda bulundu. Kitapları 1992'den bu yana Türkiye'de Ulusal En İyi Satış listelerinde yer almaktadır ve dört ayrı dilde yayımlanmıştır. Remzi Kitabevi için yabancı edebi yayımlar konusunda editörlük yaptı ve şu anda Alfa-Everest Yayınları için yabancı edebi yayımlar konusunda edebi danışmanlık yapmaktadır.
Balık İzlerinin Sesi romanı ile 1993 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü' ne layık görülen Uzuner, Kumral Ada Mavi Tuna romanı ile 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Yılın Romanı ödülünü aldı. Son dönemde Kumral Ada Mavi Tuna adlı romanı, Mediterranean Waltz adı ile İtalya, Yunanistan ve İsrail'de yayımlandı. Ayrıca İngiltere'de kısa öykülerden oluşan A Cup of Turkish Coffee adlı kitabı yayımlandı.
1996 yılında University of Iowa tarafından onursal akademisyen yazar seçildi.
Kuzey Afrika, Kuzey Amerika ve Avrupa'da uzun yıllar geçiren Buket Uzuner, şimdi İstanbul'da yaşamaktadır.