Yazarın bir önceki kitabı Julius Caesar'ı okumuş ve tadı damağında kalmış biri olarak, bir diğer biyografi olan Büyük İskender'e de şans vermem gerektiğini düşündüm ve hiç pişman olmadım. Yazarın akıcı anlatımıyla Büyük İskender'e olan merakım birleşince, kitabın hiç bitmemesini istedim.
Makedonyalı İskender; hem yaşadığı süre boyunca yaptıklarıyla hem de ardında bıraktığı mirasla (Helenizm, İskenderiye, İskenderun, Ptolemaios Hanedanı...) adından sıkça söz ettirmiştir. Bir çocuk düşünün; hocası Aristoteles olmuş, Lysimakhos'tan müzik ve edebiyat dersleri almış; Herodot ve Homeros okuyarak bugünkü Anadolu topraklarını, Mısır'ı, Babil'i, Asya'yı ve Hindistan'ı hayal ederek büyümüş. Bu nasıl bir vizyon, nasıl bir 'alfalık'! Eğer bugün yaşasaydı kesinlikle Google'ın başında olurdu. Büyük İskender
Hindistan seferi tamamlanmış, ordu Gedrosia Çölü'nden geçerken harap olmuş, Pers yolculuğuna beraber çıktıkları askerleri ve generalleri artık yorulmuş, mental olarak bitmişler... Tüm bu handikaplar İskender'in aleyhineyken, o hâlâ gelecekteki seferlerini planlıyor. Batıda Roma ufak ufak büyüyor, bizim Makedonyalı orayı düşünüyor; Arap Yarımadası'nda gitmediği yerler, kafasında Hazar'ı geçip İskitya'ya gitme hayalleri var...
Çok büyüksün İskender, senden büyüğü gelmedi! Philip Freeman