Tery Eagleton Marx'a yöneltilen eleştirileri katman katman soyup içeride çoğunlukla yankı odasından başka bir şey olmadığını ifşa ederek sınıfımızın tutunacağı dalın üzerindeki zehirli sarmaşıkları ayıklıyor.
Dünyada işçi sınıfı diye bir şey kalmadıysa ya da tanınmayacak hale geldiyse, çalışma koşulları üzerinde hiçbir tasarrufu olmayan bu vakitsizler ordusunun adına ne diyelim?
Marksizm sadece teoride iyiyse ve pratiği her zaman kıtlık ve özgürlüksüzlükse kapitalizmin sebep olduğu yıkımın teorik vaadi neydi ki?
Marksizm insana deterministik bir hikayede figüranlıktan başka rol sunmuyorsa, Marx siyasi mücadeleyi haftasonu etkinliği olarak mı önemsedi?
Marksizm insana duyulan safça güvenden ortaya çıkmış ütopyacı bir anlatıysa, kurumların değişmesini hedefleyen siyasi görevlerden ne umulmaktaydı?
Marksizm kültürü ve kurumları iktisadi determinizm çuvalına tıktıysa, üretimi sadece üretim için yapan ve kârdan başka bir yol haritası olmayan kapitalizmi "iktisadi saplantılılık" damgasından kurtaracak şey nedir?
Marx'ın materyalizmi insanı maddi dünyaya hapseden yavan bir rehberse, manevi olanı dünyaya indiren ve pratikte etkileşimi içinde okuyan Marx, burjuvaziyi dokunulmaz oyuncaklarını paylaşmaya zorlamakla mı manevi olanı kurutmuştur?
Marksizm, sınıfları bir saplantı haline getirip değişen dünyayı anlamakta yetersiz kaldığı için günümüzü zoraki bir şablona tıkıştırma inadıysa mevcut sistemin ışıltılı iş tanımı paketlerinin içinden çıkanlar neden bu sistemin yıkılmasından en çok avantaj sağlayacak kişiler olmaya devam etmektedir?
Marksizm barışçıl yollara sırt çevirmiş şiddet çığırtkanıysa, mülk sahipleri ve onların koruyucuları, bırakın devrim ihtimalini, her tür reform girişiminin "doğal sınırında" neden gözünü kırpmadan kan dökmektedir?
Marksizm despot bir iktidar yaratıp özel-kamusal demeden her şeyi devletin kontrolüne almayı amaçlıyorsa, demokrasiyi bütün toplumsal kurumlara yayma niyeti ve devletin sivil toplumun bir çıktısı olduğu düşüncesi gücü kime devretmiş olabilir?
Marksizm günümüzün en etkili siyasi hareketlerine Fransız kalmış ve onları dışarıdan alık alık izleyen bir ihtiyarsa; kimlik, cinsiyet, çevre ve etnisiteye dayalı problemler neden her zaman kucağında iktisadi sömürünün alametlerini taşımaktadır?
Özetle, Marx insana dair her şeyi kusursuz biçimde açıklayan kutsal bir öğreti bırakmadı elbette, ama vakti ve emeği daha doğmadan sermayeye peşkeş çekilmiş mülksüzler için ondan daha kapsamlı bir rehber henüz gelmedi.