·
Okunma
·
Beğeni
·
766
Gösterim
Adı:
Marx Neden Haklıydı?
Baskı tarihi:
Mayıs 2011
Sayfa sayısı:
270
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055541354
Orijinal adı:
Why Marx Was Right
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Kitap
Ünlü Marksist yazar Terry Eagleton, bu meydan okuma ve polemik kitabında, "Marksizm öldü, gününü doldurdu" iddiasının geçersiz ve dayanaksız olduğunu ortaya koyuyor. Marksizme yönelik en yaygın on itirazı özetleyip bunları tek tek çürütüyor. Marksizmin siyasi despotluğa yol açtığı, her şeyi ekonomiye indirgediği, insan doğasına safça inanan bir ütopyacılığa saplandığı, bir tür tarihsel determinizm olduğu vb. iddialarını tekrarlayanların, Marx'ın düşüncelerini ne kadar acınası biçimde hicvettiklerini gösteriyor. Kapitalizmin, büyük krizlerle temellerine kadar sarsıldığı günümüz dünyasında, Marx Neden Haklıydı? önemli ve tam zamanında bir kitapolmanın yanı sıra cesareti, açık yürekliliği ve nesnelliğiyle de öne çıkıyor. Eagleton'ın her zamanki mizahi üslubu, zeka kıvraklığı ve anlatım berraklığıyla dikkati çeken bu kitap, hem akademik çevrelerin, hem de çok geniş bir genel okur kitlesinin ilgisini çekecek özellikte.
(Tanıtım Bülteninden)
270 syf.
·28 günde·Beğendi·10/10
Marx neden haklıydı ?

Terry Eagleton ünlü bir Maksist yazardır. Bu kitapta Marx'ın tüm fikirlerini toptan bir savunması bulunmamakta birlikte asıl amacı Marx hakkında söylenen artık dile iyice yapışan bazı yanlış düşünceleri çürütmek.

Bir düşünürün yazdıklarıyla, o düşünürün yazdıklarını uyguladığını söyleyenler; işte düşünürü yanlış anlaşılma noktasına iten esas neden bu. Kitap, Marx ve Engels'in bir çok çalışmasına değinerek bu yanlış anlaşılmaların önüne geçip bunu hicivle harmanlayıp, anlaşılır kılmak adına günümüzden bir çok örnek de vererek anlatıyor.

Kitabın sonuç bölümü yazarın Marx hakkındaki tüm düşüncelerini yansıtıyor.

"İşte hepsi bu. Marx tutkuyla bireye güvenir ve soyut dogmaya karşı derin kuşku duyardı. Mükemmel toplum anlayışıyla uğraşmaya hiç vakti yoktu; eşitlik kavramına ihtiyatla yaklaşır ve hepimizin sırtına ulusal sigorta numaramızın vurulduğu işçi tulumu giydiğimiz bir geleceği
tahayyül etmezdi. Görmek istediği tek tiplilik değil, çeşitlilikti. Ne de erkelerin ve kadınların, tarihin yardıma muhtaç oyuncakları olduğunu öğretti. Devlete karşı sağcı muhafazakarlardan bile daha düşmanca bir tavrı oldu; sosyalizmi, demokrasinin düşmanı değil, onu derinleştirici
bir güç olarak gördü. Onun iyi yaşam modeli, insanın kendisini sanatsal olarak gerçekleştirme düşüncesine dayanır. Bazı devrimlerin barışçıl biçimde gerçekleşebileceğine inanır ve hiçbir acıdan sosyal reforma karşı çıkmazdı. Dar bicimde el emekçisi olan işçi sınıfına odaklanmadı.
Ne de toplumu tamamen kutuplaşmış iki sınıftan ibaret gördü.

Maddi üretim saplantısı yoktu. Tam tersine mümkün olabildiğince bundan kurtulmaktan yanaydı. Onun hayali çalışmak değil, boş zamandı. Eğer ekonomiye bitmez tükenmez
bir dikkatle eğildiyse, nedeni, bunun insanlığın üstündeki gücünü azaltmak istemesiydi. Onun materyalizmi samimi, ahlaki ve manevi inançlarla bütünüyle uyumluydu. Orta sınıflan bolca övdü ve sosyalizmi büyük özgürlük, sivil haklar ve maddi refah mirasının vârisi olarak gördü. Doğa ve çevreyle ilgili düşünceleri şaşırtıcı biçimde zamanının ötesindeydi. Kadınların özgürlüğünün, dünya barışının, faşizme karşı mücadelenin ya da sömürgecilikten kurtuluş mücadelelerinin ve bunların yol açtığı siyasi hareketlerin ondan daha sadık savunucusu olmamıştır.

Acaba şimdiye kadar başka hiçbir düşünür bu kadar hicvedilmiş midir?"



Şimdi gelelim Marx hakkındaki kitapta yer alan ve çürütülmeye çalışılan on itiraza. Bu itirazları özetleyerek yazıyorum. Yanıtların kitapta veriliş tarzı; öncelikle hemen itirazı çürütecek bir iki nükteli cevap, sonra uzunca - konudan çıkıyormuş gibi görünse de- itirazın ortaya çıkış nedenlerini ve Marx'in çalışmalarının dayanak gösterilerek aktarıldığı bölüm en son olarak yazarın bütün bölümü toparladığı öznel değerlendirme şeklinde yer alıyor.

1- Marksizm, dünyanın temelli olarak değiştiğini görmeyerek yanılan ya da görmekten korkan, her iki anlamda da, son derece inançtı kişilerin inancıdır.

2- Marksizm teoride iyi olabilir ama ne zaman uygulamaya konmuşsa sonucu terör, zorbalık ve kitle katliamı olmuştur. (..) Sosyalizm özgür olmamak, aynı zamanda piyasaların yok edilmesinin zorunlu sonucu olarak mal kıtlığı demektir.

3- Marksizm bir tür determinizmdir. İnsanların özgürlüklerini ve bireyselliklerini bir yana atar. Marx tarihin hiçbir insan eyleminin karşı koyamayacağı ve acımasız bir güçle kendi kendine çalışan bazı demir yasaları olduğuna inanıyordu. Nasıl kapitalizm kaçınılmaz olarak sosyalizme yol açacaksa, feodalizminde kaderinde kapitalizmi doğurması vardı. Gerçekte, Marx’ın tarih teorisi sadece Tanrı’nın takdiri ya da kaderin seküler bir yorumudur. Marksist devletler gibi bu, insan özgürlüğüne ve haysiyetine bir saldırıdır.

4- Marksizm rüyada görülen bir ütopyadır. Zorlukların, şiddetin ya da çatışmaların olmadığı mükemmel bir toplumun mümkün olacağına inanıyor. Kömünist sistemde çekişme, bencillik, sahip olma isteği, rekabet ya da eşitsizlik olmayacaktır. Kimse çalışmayacak, insanlar birbirleriyle tam uyum içinde yaşayacak ve mallar sonsuz biçimde akacaktır. Bu şaşırtıcı derecede saf bakış açısı, insan doğasına safça inanmaktan kaynaklanmaktadır. İnsanın doğal olarak bencil, açgözlü, saldırgan ve rekabetçi yaratıklar olduğumuz ve hiçbir sosyal mühendisliğin bunu değiştiremeyeceği olgusu görmezden gelinmiştir. Marx’ın geleceğe ait saf rüyası bir bütün olarak onun politikasının gerçek dışılığını yansıtır.

5- Marksizm her şeyi ekonomiye indirger. Bir tür iktisadi determinizmdir. Sanat, din, siyaset, hukuk savaş, ahlak, tarihsel değişim bütün bunlar en kaba ifadelerle ekonominin ya da sınıf mücadelesinin yansımalarından başka bir şey değildir. İnsani mesellerin gerçek karmaşıklığı tek renkli bir tarih görüşüyle yok sayılmıştır. Marx ekonomi saplantısı yüzünden karşı çıktığı kapitalist sistemin tersine çevrilmiş bir imajı haline gelmiş- tir. Düşünceleri değişik tarihsel deneyimlerin tek bir katı çerçeveye sıkıştırılamayacağının farkında olan modern toplumların çoğulcu bakış açısına aykırıdır.

6- Marx materyalistti. Maddeden başka hiçbir şeyin Var olduğuna inanmıyordu. İnsanlığın manevi yönlerine hiç ilgi göstermiyordu ve insan bilincini sadece maddi dünyanın bir yansıması olarak görüyordu Dine karşı acımasızca dışlayıcıydı ve ahlakı basitçe sonuca varmak meselesi olarak görüyordu. Marksizm insanlığın bütün en değerli şeylerini kurutur, bizleri çevremizce belirlenen etkisiz hantal maddi yığınlara indirger. İnsanlığa çizilen bu ruhsuz rotanın çıkacağı yol açıktır ki Stalin’in ve Marx’ın diğer izleyicilerinin kıyımlarıdır.

7- Marksizm’le ilgili hiçbir şey sınıf konusu kadar bıktırıcı saplantıdan daha çağdışı değildir. Marksistler dikkat etmemiş olabilir ama sosyal sınıf manzarası Marx’tan bu yana tanınmayacak ölçüde değişmiştir. Özellikle safça sosyalizmi getireceğini hayal ettikleri işçi sınıfı neredeyse iz bırakmadan silinip gitmiştir. Artık sınıfın giderek daha az umursandığı sosyal alışkanlığın giderek arttığı bir dünyada yaşıyoruz, sınıf mücadelesiyle ilgili laflar, kafirlerin kazıklara bağlanıp yakılması kadar arkaiktir. Şeytani, silindir şapkalı kapitalist gibi devrimci işçi de Marksist hayalciliğin bir uydurmasıdır.

8- Marksistler siyasette şiddeti savunurlar. Makul, ılımlı, kademeli reform yolunu reddederek yerine kanlı devrim kaosunu koyarlar. Küçük bir isyancı gurup ayaklanarak hükümeti devirecek ve isteklerini çoğunluğa dayatacaktır. Marksizm ile demokrasinin kanlı bıçaklı olmasının bir nedeni de budur. Marksistler sadece ideoloji diyerek ahlakı küçümsedikleri için politikalarının halka getireceği kargaşa umurlarında değildir. Onlara göre ne kadar can kaybı olursa olsun bu süreçte sonuç, araçları haklı çıkarır.

9- “Marksizm, çok güçlü bir devlete inanır. Sosyalist devrimciler özel mülkiyeti kaldırdıktan sonra despotik iktidarları aracılığıyla ülkeyi yönetirler ve bu iktidar bireysel özgürlüğün sonu olur. Her nerde Marksizm uygulanmışsa böyle oldu. İnsanların partiye, partinin devlete ve devletin canavar bir diktatöre geçit vermesi Marksist mantığın bir parçasıdır. Liberal demokrasi eksiksiz olmayabilir ama vahşice otoriter bir iktidarı eleştirmeye kalkıştı diye insanların akıl hastanesine kapatılmalarına göre daha fazla tercih edilir.

10- Son kırk yılda en ilgi çeken radikal hareketler Marksizmin dışından çıktı. Feminizm, çevrecilik, eşcinsel ve etnik siyaset, hayvan hakları, antiglobalizm, barış hareketi; bunlar şimdi sınıf mücadelesine demode bağlılığın yerini aldı ve Marksizmi çok gerilerde bırakan siyasi aktivizmin yeni biçimlerini temsil ediyorlar. Marksizmin bunlara ilham vermeyen katkısı marjinaldir. Gerçekten hala bir siyasi sol vardır ama bu sınıf sonrası, sanayi sonrası dünyasına uygundur.
270 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Karl Marks ...
Çocukken ürkerdim çok. Uzak dururdum.
Benim ülkemde O, dinsiz,Allahsız, illegal örgütlerin lideri gibi tanıtıldı. Ve hep onunla mücadele edildi. Tehlikeliydi. En azından benim çevremde öyleydi.

Kitap okumalarım çeşitlenerek arttıkça Onu, merak ettim. Meraklandıkça okudum, okudukça tanımaya başladım, kimi zamanlar arkadaşlarımla sohbet konusu oldu kimi zamanlar tartışma konusu.
Yakınlaştım.

O, Alman,yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğmuş, yoksul biri olarak yaşamıştı. (Doğumu: 5 Mayıs 1818)
Arisrokrat bir ailenin kızı olan karısı Jenny'e aşık bir eş, yedi çocuğunun beşini yoksulluk ve olanıksızlıklarla kaybetmiş, bir gecede saçları beyazlaşmış (8 yaşında kucağında ölen oğlu Edgar) bir babaydı...

Onun hayatı yoksullukla, yoksunlukla, mücadelelerle ve sürgünlerle geçmişti.

Ağır ve zor koşulların oluşturduğu yaşamına “Varoluşun Sefaleti” diye isimlendirdiği sağlık sorunlarıyla, ancak 64 yıl dayanabilmişti.
(Ölümü: 14 Mart 1883)

O, hakkında en çok eser yazılan Kişiler listesinde ilk sırayı almış, 19. yüzyılın filozofu, ekonomisti ve bilimsel sosyalizm teorisinin kurucusuydu.

Otuz yıllık çalışmalarının sonucunda toplam üç ciltten oluşan, iki cildi ölümünden sonra yayınlanan 'Das Kapital' eseri için;
“ Bu kadar parasızken, şimdiye kadar para üzerine böyle çok yazı yazılmamıştır... Das Kapital’den gelen para, kitabı yazarken içtiğim tütünün parasını karşılamadı...” demişti..

Her şeyiyle, her şeye kadir olan para ve paranın gücüyle savaşmıştı.

Elbette Onun bir hayali vardı.
Onun tek bir hayali vardı hemde sadece kendisi için değil, tüm dünya halkları için,
“Sömürüsüz ve Sınıfsız bir yaşam”

Kimi için umut kimi için güç kimi için safsata kimileri için tehlike olmuş bir hayaldi...

Ve bana göre hala eskise de ve eksilse de O hayalet hala dolaşıyor.

Kitaba dönersek;
Kitabı yazarı T. Eagleton, 19.yüzyılın filozofunun 21. yüzyılına uzanan süreçleri anlatmaya çalışmış.
Kitabı on soruyla bölümlere ayırarak, hızla değişen günümüz dünyasında hala varolabilir mi olamaz mı sorusunun yanıtını arıyor.
Bölümlere ayırdığı sorulardan bazıları;
Marksizim bitti mi?
Marksizm Teori olarak iyi ancak uygulamada zorbalığa mı dönüşüyor?
(Despot Stalin örneği)
Bir tür determinist midir?
Ütopya mıdır?
İnsan doğası uygun mu?
Marksizim her şeyi ekonomiye mi indirger?
Dinsizlik midir? Din ile Maneviyatla ilişkisi?
Her şeye sınıf düzleminde mi bakar?
Marsizimde eşitlik nedir?
Marksizim bünyesinde şiddeti, despotik iktidarları barındırır mı?
Kısacası hızla değişen günümüz dünyasında hala yeri var mı ?

Yazar bu kitabıyla bu sorulara yanıt aramaya çalışmış. İsteyen ilgili kitap severlere tavsiye ediyorum.

Kitapla Kalın
270 syf.
·2 günde·10/10
Kitap başlı başına bir “fikir bombardımanı”. Antikahramanın kaleminden çağımızın bir başka antikahramanın savunusunu okuyorsunuz. Fakat bu kitap, en güçlü savunmanın bile yelkenleri suya indirmesine neden olacak argümanlarla dolup taştığı gibi, karşı saldırıya geçmekten de kendini alamıyor. Ve inanın bana bu karşı saldırı öyle kolay kolay yenilip yutulacak argümanlardan oluşmuyor. Son kertede, Marksizm hakkında fikirleriniz değişmiyor, neyse o; fakat kapitalizmin bildiğinizi zannettiğiniz yüzünü bu perspektiften gördüğünüz için, kendiniz, doğa, bu gezegen hakkındaki görüşlerinizi ciddi ciddi sorguluyorsunuz.
Sosyalizm herkesin aynı işçi tulumunu giymesi değildir. Yurttaşlarına, allayıp pullayarak eşofman ve jimnastik ayakkabısı olarak bilinen üniformaları giydiren tüketici kapitalizmidir.
Marksizmin vaadi, şimdi tarihin bütün özgürlük ve çeşitlilikle doğru düzgün işlemesini engelleyen çelişkilerin çözümüdür.
Britanya’da 1970’lerin başında bir konferansta,
İnsanlarda belirli evrensel özelliklerin olup olmadığı tartışılmıştı.
Birisi ayağa kalkıp, “Ha! Hepimizin hayaları var” demişti.
İzleyiciler arasından bir kadın da “Hayır yok! “ diye bağırmıştı.
Gerçek eşitlik herkesi aynı kefeye koymak değil ama herkesin değişik ihtiyaçlarıyla eşit biçimde ilgilenmektir. İşte Marx'ın gerçekleşmesini istediği bu tür bir toplumdur. İnsan ihtiyaçları birbiriyle eşit değildir. Bunları aynı kıstasta ölçemezsiniz. Marx'a göre herkesin kaderini belirleme ve sosyal yaşamı, aktif biçimde katılarak, biçimlendirmeyle ilgili eşit hakkı vardır. Böylece eşitsizlik bariyerleri yıkılabilecektir. Bunun sonucunda mümkün olabildiğince her insan özgünlükleriyle gelişebilecektir. Eninde sonunda Marx'a göre eşitlik, farklı olma hakkı için vardır. Sosyalizm herkesin aynı işçi tulumunu giymesi değildir. Yurttaşlarına, allayıp pullayarak eşofman ve jimnastik ayakkabısı olarak bilinen üniformaları giydiren tüketici kapitalizmidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Marx Neden Haklıydı?
Baskı tarihi:
Mayıs 2011
Sayfa sayısı:
270
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055541354
Orijinal adı:
Why Marx Was Right
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Kitap
Ünlü Marksist yazar Terry Eagleton, bu meydan okuma ve polemik kitabında, "Marksizm öldü, gününü doldurdu" iddiasının geçersiz ve dayanaksız olduğunu ortaya koyuyor. Marksizme yönelik en yaygın on itirazı özetleyip bunları tek tek çürütüyor. Marksizmin siyasi despotluğa yol açtığı, her şeyi ekonomiye indirgediği, insan doğasına safça inanan bir ütopyacılığa saplandığı, bir tür tarihsel determinizm olduğu vb. iddialarını tekrarlayanların, Marx'ın düşüncelerini ne kadar acınası biçimde hicvettiklerini gösteriyor. Kapitalizmin, büyük krizlerle temellerine kadar sarsıldığı günümüz dünyasında, Marx Neden Haklıydı? önemli ve tam zamanında bir kitapolmanın yanı sıra cesareti, açık yürekliliği ve nesnelliğiyle de öne çıkıyor. Eagleton'ın her zamanki mizahi üslubu, zeka kıvraklığı ve anlatım berraklığıyla dikkati çeken bu kitap, hem akademik çevrelerin, hem de çok geniş bir genel okur kitlesinin ilgisini çekecek özellikte.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 41 okur

  • Arda ÖS
  • Satori
  • Ahmet Koç
  • ÖMER S
  • Şahin Akkuş
  • Ukuş
  • Göker Makaskıran
  • Ufuk Kaya
  • ^LiBeRi AeQuOr^
  • Mustafa uçar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.7 (5)
9
%0
8
%42.9 (6)
7
%7.1 (1)
6
%0
5
%7.1 (1)
4
%7.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0