‘İzm’ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir’/Cemil Meriç
Bir gün dersteyken hocamıza ‘hocam bence fazla siyasi bakıyorsunuz’ demiştim. O da ben hayata ‘ideolojik’ bakan bir insanım demişti.
Şunu anladım ; Aslında bir egemen ideolojiyi güçlü hâle getiren ; kendi hükmü altındakilerin bilincine girerek müdahale etme , kendine mâl etme yetisiymiş.
Şunu anladım ; Aslında bir egemen ideolojiyi güçlü hâle getiren ; kendi hükmü altındakilerin bilincine girerek müdahale etme , kendine mâl etme yetisiymiş.
Eagleton, ideolojilerin ifade ettikleri çoğu şeyin doğru olduğunu, aksi halde siyasal ve toplumsal alana tesir edememiş olmaları gerektiğini vurgulayarak; ideolojilerin aynı zamanda yanlışlığı bariz olan önermeleri de kapsayabileceğini fakat bunun nedeninin ideolojinin mistik veya gizemli bir doğaya sahip olmasından değil, siyasal sistemlerin adaletsiz işleyişlerinden ve erk sahiplerinin kendileri için haksız meşruiyet kazanma girişimlerinden kaynaklandığını belirtir. Yine Eageton'a göre, ideolojinin egemen sınıfın aygıtı olmasının yanı sıra bir diğer yönü de ezilen sınıfların diyalektik bir bilince ulaşmalarına yardımcı olan bilimsel bilgiyi temsil ederek, sınıf mücadelesinde devrimci saflarda yer alanların politik olarak doğru bilince erişmelerine imkan tanıyan kavramsal potansiyele sahip olmasıdır
İDEOLOJİ
İdeoloji üzerine bir yazı kaleme almak oldukça riskli bir girişim. Konuya ilişkin çok fazla kaynak olmakla birlikte, hepsine ulaşıp okumakta zaman alabilir. Ben kendi adıma önemli
21.asırda ideolojiyi salt veya sentez şeklinde aidiyet hissetmek zihinsel açlığın dogmasıdır.
İdeoloji merkez ister gel gör ki merkez kavramı ortadan kalmıştır.
Bu nedenledir ki moderneleşememiş toplumlarda(bknz. biz) bu sancıları yaşıyor ve medya ideologlarından iğreniyoruz.
Terence Francis Eagleton (d. 22 Şubat 1943, İngiltere), İrlanda asıllı İngiliz akademisyen ve yazar. Edebiyat ve kültür teorileri uzmanı. Özellikle Marksist edebiyat kuramı üzerine çalışmaları ile tanınır. Şu anda Manchester Üniversitesi'nde görevlidir.
Eagleton'ı özgün bir edebiyat kuramcısı olarak düşünmek mümkündür. Marksizm'e dayalı materyalist bir eleştiri teorisi oluşturmaya çalışmıştır. Kurduğu Marksist teori birçok eleştirmenin çalışmalarının kuvvetli ve etkili yönlerinin sentezinden oluşmaktadır. Genelde modernite ve modernizm üzerine eğilmektedir. Postmodernizme temel olarak itiraz etse de, yine de tümden yadsımamaktadır.
Eagleton doktorasını Cambridge Üniversitesi, Trinity Koleji'nde yaptı. Marksist edebiyat eleştirmeni Raymond Williams'ın öğrencisiydi. Kariyerine 19. ve 20. yy edebiyatları üzerine çalışarak başladı. Sonradan Williams'ın Marxist edebiyat kuramına yöneldi. Oxford Üniversitesi'nin Wadham, Linacre ve St. Catherine's Kolejleri'nde görev aldı. 1960'larda Slant etrafında toplanan sol eğilimli bir Katolik gruba katıldı ve birkaç teolojik makale ve bir de kitap yazdı, Towards a New Left Theology (Yeni Bir Sol Teolojiye Doğru). Bu eserin Türkçe çevirisi bulunmamaktadır.
Daha yakın bir zamanda Eagleton kültürel çalışmaları daha geleneksel edebiyat teorisiyle birleştirdi. Son zamanlardaki yayınları teolojik alanlara tekrar ilgi duyduğunu gösteriyor. Eagleton üzerindeki önemli bir diğer etki de psikanaliz oldu ve İngiltere'de Slavoj Zizek çalışmalarının önemli bir savunucusudur.
Halen New Statesman, Red Pepper ve The Guardian gibi önde gelen İngiliz yayınlarında politik olaylar üzerine yorum yazıları yayınlanmaktadır.