Umut Yakar

Umut Yakar
@umutkropotkin
36 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
SSCB NEDEN DAĞILDI? Uzun yıllar önce eski siyasi partimde birlikte mücadele ettiğimiz Hasan Ozan'ın yazmış olduğu SSCB'de Kapitalizmin Restorasyonu, Sosyalizmin Sorunları, Tarihi Dersler adlı kitabını henüz bitirmiş bulunuyorum. Bir önceki yazımda sosyalizm neden yıkıldı? sorusunu sormuş ve bunu yanıtlamaya çalışmıştım. Fakat konuya dair okumalarıma devam ettiğim için Ozan'ın çalışmasını da okuyarak yeni bir perspektiften konuyu bir kez daha ele alma ihtiyacı duydum. Daha önce kişisel görüşlerimi derlediğim yazımdan farklı olarak bu yazımda, Ozan'nın konuya dair yaklaşımlarını özetlemeye özen göstereceğim. Kitabın bütününde katılmadığım bir çok taraf olmasına karşın haklı olduğunu düşündüğüm, paylaştığım görüşlerini sizlere aktaracağım. Stalin Sovyetler Birliğinde iş verimliliğinin artırılmasına ilişkin görüşlerini şu şekilde özetler: “Eşitlik öyle bir duruma getirmiştir ki, nitelikli olmayan bir işçinin nitelikli bir işçi düzeyine yükselmesinde hiçbir çıkarı yoktur.” Stalin tespitinde, niteliksiz işçinin çalışmasının ortaya çıkardığı sonuca karşı ilgisiz olduğunu belirterek, nitelikli işçiyle aynı ücreti aldığı koşullarda niteliksiz işçinin kendisini aşmasını sağlayacak bir motivasyonu olmadığının altını çizer. Niteliksiz işçinin bu motivasyonu sağlaması için de maddi teşviklere ihtiyaç vardır. Stalin'in üretimin verimliliği artırmak için bulduğu formül tabi ki o günkü koşullarda anlaşılırdır. Fakat Ozan a göre sorun tamda burada başlamaktadır. Ücretlerin artırılması için sağlanan teşvik, prim ve parça başına ücretlendirme uygulaması SSCB'de geçici bir önlem olmaktan çıkarak ilke düzeyine getirilip, süreğenleştirilmiştir. Bu durum küçük burjuva eğilimlerin güçlü olduğu bir ülkede; sınıf atlama, zengin olma, köşeyi dönme arzularını kamçılayarak yeni bir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
SOVYETLER BİRLİĞİ NEDEN YIKILDI? Başlangıcın Sonu Sovyetler'in Çüküşünden Dersler adlı Carlos Martinez tarafından yazılmış olan kitabı bitirmiş bulunuyorum. Konuya dair araştırmalarım yıllar öncesine dayanmakla birlikte daha derli toplu değerlendirme yapmak için bunca zaman beklemem gerekti. Kitapta her ne kadar sosyalizmin başarılarından bahsetmekteyse de ben daha çok sosyalizmin çözülüşünün nedenlerini masaya yatırmaya çalışacağım. Konuya ilişkin okuma yapmak isteyenlere Sovyetler Birliğinde Sosyalizmin Çözülüşü, Sovyetler'de Kapitalist Restorasyon ve okuduğum kitabı önerebilirim. Sovyet tipi marksizmin bana göre en önemli sıkıntılarından birisi marksist teorinin donmasıdır. Stalin dönemiyle resmi ideoloji olarak kodlanan marksizm bir dogmalar yığınına dönüşmüştür. Dönemin sorunlarına yanıt verilmesi gereken diyalektik yöntem, mekanik bir kavrayışa dönüştürülmek suretiyle sorun çözmek yerine, sorun yaratan bir noktaya varmıştır. Teori devrimcilerin karşılaştığı sorunlarına cevap vermekten çıkmış, resmi ideolojiyi doğrulamanın aracına evrilmiştir. Stalin'in tek ülkede devletli bir komünizmin olacağına dair yaptığı tahrifat bunlardan yanlızca bir tanesidir. Marsizmin dünyadaki tek temsilcisi olarak kendini ileri süren sovyet marksizmi; eleştiren bir marksizm, yani batı marksizmini revizyonist olmakla yaftalamış, teoriyi eleştiriden muaf tutarak gelişimine ket vurmuştur. Oysa batı marksizmi ele alınan konular bakımından ortodoks marsizmiden çok daha ileridedir. Marsizme dair teorik bir katkıdan bahsetmek gerekiyorsa bu batı marksistlerinin eseridir. Sosyalizmin kapitalist restorasyonu elbetteki son dönemlerinden ziyade kuruluş kodlarında aranmalıdır. Lenin döneminden başlayan bir bürokratik yozlaşma söz konusudur. Lenin ölmeden önce bunu farketmiş fakat
Başlangıcın SonuCarlos Martinez · Yordam Kitap · 202220 okunma
Puan vermedi
Zygmunt Bauman'ın kaleme aldığı özgürlük adlı eseri okumuş bulunuyorum. Benim açımdan okunması oldukça güç bir anlatım diline sahip olan kitap, kavramak için ter döktüğüm bir okuma deneyimine yol açtı. Bu nedenle ilgimi çeken kısımlarını ele alarak yorumlamaya çalışacağım. Ama genel olarak tüketim toplumunu ve onun tüketim özgürlüğünü ele alan bu çalışmada üzerinde durulan temel argüman, toplumun çoğunluğunu baskılamak suretiyle kontrol etmek yerine “baştan çıkarmayı” temel almaktadır. Bu açıklama yazısından sonra konuya geçebiliriz. Bauman'a göre özgürlük şöyle tanımlanır: “ Özgürlük bir varoluş hali değil, bir ilişkidir. Daha doğrusu bir ilişki ağıdır. Özgürlükten söz ederken, her zaman birinin bir şeyden kurtulmasından söz ederiz.” Bu açıklamaya göre özgürlük bir durumdan ziyade bir ilişkidir. Özgürlük bir tür reddedişi temsil eder. Gelenek, yasa yada herhangi birinden özgürleşmek anlamında bir takım sınırların ihlali anlamını da taşımaktadır. Özgürlüğün sadece arzulanan bir şey olmaktan çok acı verici olduğundan bahseden Bauman, seçim yapmanın özgürlüğün bir zorunluğu olduğunun altını çizerek her seçimin bir kaybediş olmasına dikkat çeker. Aynı zamanda her seçim seçim yapana bir takım sorumluluklar yükler. Sorumlulukta aksiyeteye neden olur. Bu nedenle insanlar sorumluluk almaktan kaçarak liderlerin sorumluluğu üstlendiği totoliter yapılara meylederler. Özgürlük ve güvenlik arasında temel bir antigonizma vardır. Özgürlüğün artması güvenliği tehlikeye atarken, güvenliğin sağlanması ise özgürlüğü azaltan bir rol oynar. İkisi asla bir arada varolamaz. Güvenliğin dingin limanlarından feragat etmeyi göze alamayan birey asla özgürlüğün radikal bir şekilde artmasını sağlayamaz. Komformizmin alanını terk etmeksizin özgürlük düşü kurmak olası değildir. Bu manada özgürlük
ÖzgürlükZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 2018376 okunma
"Beğenilirlik kültürünün birden çok nedeni vardır. Öncelikle kültürün ekonomikleşmesi ve metalaştırılmasına dayanır. Kültür ürünleri giderek daha büyük oranda tüketim baskısı altına girer. Tüketilebilecek yani beğenilir bir şekil almak zorunda kalırlar. Kültürün ekonomikleşmesi ekonominin kültürleşmesi ile paralel olarak gider. Tüketim ürünleri kültürel bir artı değer kazanır. Kültürel, estetik bir denetim vaat ederler. Bu da tasarımın kullanım değerinin önüne geçmesine yol açar. Tüketim alanı sanat alanına müdahale eder. Tüketim ürünleri sanat olarak sergilenir. Böylelikle sanat ve tüketim alanları birbirine karışır ve bunun sonucu olarak da sanat tüketim estetiğini kullanmaya başlar. Beğenilirlik amaçlar. Kültürün ekonomikleşmesiyle ekonominin kültürleşmesi birbirini güçlendirir. Kültürle ticaret, sanatla tüketim, sanatla reklam arasındaki ayrım ortadan kalkar." dusunceyazilari101.blogspot.com
"Şiddet toplumundan disiplin toplumuna geçildiğinde acıyla ilişkide değişir. Hapishanenin doğuşunda Foucault disiplin toplumunun acıyı daha özel bir biçimde kullandığına işaret eder. Acı dispine edici bir muhasebenin hizmetindedir. Artık doğrudan fiziksel cezalandırma yoktur. Acı verme sanatında belli bir İhtiyat, daha incelikli daha az gürültülü ve gösteriş sergilenen bir acı oyunu... şiddete uğramış, işkence görmüş, sakatlanmış, yüzünde ya da omuzlarında yanık izleri taşıyan, canlı ya da ölü, göz önünde sergilenen beden birkaç on yıl içerisinde ortadan kalkmıştır. Cezayı baskının ana hedefi olarak beden ortadan kaybolmuştur." dusunceyazilari101.blogspot.com