Histerik Bilinç

·
Okunma
·
Beğeni
·
758
Gösterim
Adı:
Histerik Bilinç
Baskı tarihi:
Nisan 2007
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753426077
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Daha çok psikiyatr olarak tanıdığımız Saffet Murat Tura bir doğa olayı olarak insan bilincinin nasıl mümkün olduğu sorusunun peşine düşüyor bu kitabında. Bilinç araştırmaları alanına Türkçeden yapılan son derece özgün bir katkı olan Histerik Bilinç'in temel sorusu şu: Hepimiz atomlardan oluşmuş maddi cisimler olduğumuz halde neden bir iç dünyamız,iç yaşantılarımız, bir "fenomenal bilincimiz" var? Psikiyatriden fizyolojiye, nörolojiden kuantum fiziğine uzanan geniş bir alanda düşünme cesaretini gösteren bu "deneysel felsefe" kitabındaki heyecanın okurlara da bulaşacağını düşünüyoruz.
240 syf.
·27 günde·Beğendi·10/10
Histerik Bilinç'in Saffet Murat Tura'nın eserleri arasında oldukça önemli bir yeri var. Çünkü Madde ve Mana ile Beynin Gölgeleri kitaplarında geliştireceği tezlerin temellerini bu kitapta atıyor. Ayrıca diğer kitaplarda tartışılan konulardaki sinirbilim, fizik ve felsefe konusunda gerekli olan birçok bilgiyi bu kitapta öğreterek işe başlıyor.

Histerik Bilinç, genel olarak niçin bir iç yaşantımızın olduğu sorusuyla ilgilenen bir kitap. Bir bilgisayar bizim yaptığımız birçok şeyi yapabilmesine rağmen bir iç yaşantısının olduğunu düşünmeyiz ya da bir bakteri veyahut karıncanın. Ancak bizim bir iç dünyamız olduğundan, kitabın diliyle ifade edersek fenomenal bir bilincimiz olduğundan eminiz. Peki, bu neden var ya da bu bir doğa olayı mıdır?

Descartes ile başlayan zihin ve maddeyi iki ayrı töz olarak değerlendirme eğilimi, Histerik Bilinç'te ikisinin de bir doğa olayı olarak algılanmasıyla yıkılmaya çalışılıyor. İşin aslı bu çaba sonraki kitaplarda da aynen devam ediyor.

Son olarak kitabın ismine gelecek olursak, bazı histeri vakalarında fiziksel olarak her şey yerli yerinde olmasına rağmen örneğin görme olayının gerçekleşememesi yazar açısından fenomenal bilinci temellendirmek adına bulunmaz bir nimet. Bu nedenle öncelikle bu vakalar üzerinden problemi tanımlayan yazar kitabın ilerleyen kısımlarında fenomenal bilincin bir doğa olayı olarak nasıl mümkün olabileceğini tartışıyor.
240 syf.
·Beğendi·10/10
İlk baskısını 2006'da yapan Histerik Bilinç kitabında Tura, çalışmasının amacını şöyle açıklıyor: "Bu kitapta bilincin doğa bilimi tarafından ele alınabilir bir olgu, bir doğa olayı olarak düşünülebilmesini sağlamayı hedefleyen öncü çabalara katkıda bulunmayı amaçlıyorum." Kitap oldukça bilgi yüklü ve özellikle deneysel felsefe alanında ilerlediğinden sunulan tezler arasında bir yoğunluk yaratıyor bu nedenle incelemenin daha dertli toplu durmasını istediğimden bölüm bölüm ilerleyerek çalışmanın içeriğine dair özet geçmeye çalışacağım.
Birinci kısımda Chalmers'ın yaptığı gibi bilinç problemine minimalist açıdan yaklaşıyor Tura. Bilincin davranışa yansıyan yönleriyle, bilincin 'ne' liğiyle, bilincin doğabilimsel yanına eğiliyor. İkinci kısımda ise Dennet'ın da yaptığı gibi bilince onun 'nasıl'lığıyla devam ediyor ve doğabilimsel bir olgu olarak ele alınabileceğini göstermek adına tezler öne sürüyor Dennet'dan farklı olarak.

2 Beyin-Bilinç Problemi
Öncelikle "Fenomenal Bilinç" nedir buna bakalım. Fenomenal bilinç bireyin öznel iç yaşantıları olarak duyguları, düşünceleri, rüyaları, hatta algılarıdır. Bununla birlikte aslında şunu deriz, dışarıda algıladığımız şu masa göründüğü gibi ahşap, dikdörtgen ve kahverengi bir masa değildir aslında. Benim onu algılama yolum onun bilincimde temsil ettiği görsel algılar aracılığıyla mümkündür bu da ona atfettiğim özelliklerin aslında masaya ait değil de kendi bilincimde oluşturduğum fenomenlere ait olduğunu gösterir. Peki ya fenomenlerimden hareketle kalkıp masaya dokunursam ve onun tam da orada algıladığım şekliyle olduğunu teyit edersem ona nasıl olur da dış gerçeklik diyemem? Bu fenomenal bir gerçekliktir çünkü dış gerçekliği bilincimde temsil eden bütünsel, holografik ve panaromik bir fenomenal uzam, harita mevcuttur. Bu harita her ne kadar 1/1 ölçekli görünüyor olsa da bu bire bir'liğin içinde gedikler mevcuttur. İçi su dolu bir bardağa kaşığı bırakınca kaşığın kırık bir görüntü aldığını yahut bir doğru üzerinde ard arda yanan farklı renklerdeki ışıklandırmaları nasıl da yol aldıkça renk değiştiren bir tek ışık olarak algıladığımızı düşünün. Peki fenomenal bilinç burada ne tür bir problem oluşturuyor ve onu hangi açılardan ele alacağız? İlk soru, tamamen atomlardan oluşan bir varlıkken ben ve şu masa, neden benim içim de o masa gibi karanlık değildir, neden o da benim gibi acı çekmiyor, aşık olmuyor, neşelenmiyor? İkinci soru ise şu, özgür iradeyle bağlantılı olarak fenomenal bilinç beyindeki maddi-nöral süreçleri etkiliyor mu? Eğer etkilemiyorsa özgür irade büyük bir yanılsama mı?

3 Bir Fenomenal Bilinç Hastalığı:"Gizemli" Histeri
Yukarıdaki soruları cevaplamak adına bilinçdışını göreceğiz burada ve hareket noktamız Histeri olacak. Tura histeriyi çıkış noktası olarak seçmesini şöyle belirtiyor:"Histerik beyin sadece normalden farklı bir şekilde çalışmaktadır ve bu farklılık fenomenal bilincin şu ya da bu şekilde bozulmasına yol açmaktadır. Eğer normal beyin ile histerik beyin arasındaki farkı saptayabilirsek fenomenal bilincin beyinle ilişkisini daha iyi tanımlayabiliriz muhtemelen. "(s. 54) Örneğin histerik körlük vakaları. Eğer bu kişiler hiç bir şekilde görmemelerine karşın uygun şekilde motive edilirlerse kendilerine gösterilen insan yüzlerindeki duygu durumlarını doğru şekilde ifade edebilirler. Nasıl? Histerik bilinçte görsel enformasyonların fenomenal bilinç alanına çıkmadan işlenmesi mümkündür. Yani bu hastalarda örtük bir görme olayı yaşanıp yüz ifadelerindeki duygu durumlar doğru tahmin edilebilse de fenomenal bilinçte bir görüntü oluşmuyor. Neden?

4 Bilinçsiz ve Bilinçdışı
Fenomenal bilince çıkmayan görüntüler Freud'un terimiyle bastırmaya modern nörobilimle ise söndürmeye uğramaktadır. Bu da beynin motivasyon-dikkat sistemleri çerçevesinde dikkatin belli bir psikolojik aktiviteden çekilip başka bir zihinsel aktiviteye yöneltilmesi, böylece ilk aktivitenin bilinçdışı düzeyde kalması biçiminde ifade edilebilir. Bu söndürme olayının nedenini ise kısaca otomatik kaygıdan kaçma olarak söyleyebiliriz.

5 Beyin ve Psikoloji
Beynin psikolojik işlevlerini nasıl yerine getirdiğine dair ganel açıklamalarda bulunur.

6 Loş Bilgi
Beynin nöro-psikolijik süreçleri anlatılmaya devam eder. Şu örneğe bakalım. Sağ beyin yarıküresi hasarlı hastaya her bir elinde bir madeni para olan doktor, karşısına geçip iki elini kaldırıyor ve kişi burada yalnızca sağdaki parayı algıladığını söylüyor. Yani sol uzamla ilgili algı sönmüştür fakat doktor bir elinde madeni para diğer elinde anahtar tutunca hasta her ikisini de algıladığını söylemiştir. Demek ki beyin henüz dikkat yöneltmeden her iki uzamsal alandan da enformasyonlar beyne ulaşırken bunlar benzer özellikler taşıyorsa sol tarafı ihmal etmekte fakat farklılık arz ediyorsa da bunların her ikisine dikkat yönelterek fenomenal bilinç alanına taşımaktadır. Peki ya doktor bu kez bir elinde gümüş çatal tutarken diğer elinde plastik çatal tutarsa? Hasta bu kez de iki çatalı da algılayabildiğini ifade etmiştir. Yani beyin bu loş bilgileri modal özelliklerinin yanında bir de semantik düzeyde işlemektedir. Demekki bilinçsiz bir anlam mümkündür. "Öyleyse beyin birbiriyle yarışmacı, hatta çatışmalı tarzda işleyen, her biri kendi içinde entegre iki zihinsel süreçten birini bilinç alanına taşırken diğerini ihmal edebilecek bir sansür(!) işlemi yapmaktadır. (s. 107). Öyleyse şunları çıkarsayabiliriz;
a) beyin bilinç eşiğinin altında da bilgi işleyebilmektedir.
b) bu işlemin dikkatin yönlendirilmesinde dolayısıyla da bilinç alanının belirlenmesinde önemli rolü vardır.
c) bu dikkat ve enformasyon işleme sürecinin enformatik düzeyi semantik bir düzeye ulaşıyor.

7 Duygular
Önceki bölümlerde dikkati çevresel-bilişsel özellikleri bakımından inceleyen Tura bu bölümde daha ziyade dikkatin bedensel-duygusal-motivasyonel yanına eğiliyor. Aynı zamanda klasik dürtü kuramının eksik hatalı yanlarını da modern nörolojik bulgularla eleştiriyor. Duygu-motivasyon sistemlerini de şu başlıklar altında inceliyor;
Temel duygu-motivasyon sistemleri
a) Araştırma duygu-motivasyon sistemi
b) Öfke duygu-motivasyon sistemi
c) Korku duygu-motivasyon sistemi
Sosyal duygu-motivasyon sistemleri
a) Şehvet duygu-motivasyon sistemi
b) Bakım(sevgi) duygu-motivasyon sistemi
c) Panik duygu-motivasyon sistemi
d) Oyun duygu-motivasyon sistemi
e) Kendilik duygusal-motivasyonel düzenleme sistemi

8 Deney ve Sezgi
Daha önceki bölümlerdeki tezlerin bir aradalığını görebiliriz bu bölümde. "Fenomenal bağlanma"ya dair deneysel sezgiler ortaya konur

10 Madde ve Bilinç

Bundan sonraki bölümlerde psikodinamiklerden ve nörolojik aktivitelerden maddi varlığın fiziksel boyutuyla ilgilenir. Fenomenal bilinç özelliği taşıyabilen maddi varlık bir doğa bilim olgusu halinde düşünülmeye çalışılır. Occam'lı William'ın usturasına göre de yok yere evrendeki varlık sayısını arttırmamak gerekir.

11 Birinci Varsayım:Bir Doğa Olayı Olarak Fenomenal Bilinç Nasıl Mümkündür?
Eğer fenomenal bilinç beyin kendisinde geçen nöral süreçleri algılamasıyla oluşuyorsa bütünlüklü fenomenal dünyamız(bilincimiz) beynimizin kendindeki bir yanılsamasından ibaret. (s. 187) Peki ya bilinç zihinsel süreçlerimize etkide bulunuyor mu yoksa yalnızca buna paralel olarak yer alan bir epifenomen mi?

12 İkinci Varsayım:Özgür İrade
Özgür iradeye fizik yasaları müsade ediyor mu acaba? Çift yarık deneyinde ışık nasıl hem dalga hem de foton gibi davranabiliyor? Dalga halinde ilerleyen ışık ekrana foton halinde düşebiliyorsa özgür irade dediğimiz şey kuantum düzeyinde fiziksel belirlenimciliğin ortadan kalktığı bu aşamada mı ortaya çıkıyor. Sonuç olarak Tura şöyle kapatıyor bölümü:"Sonuç itibariyle Pratik Maksatlarımız Gereği ve şimdilik kaydıyla özgür iradenin olmadığı varsayımını güçlü bir şekilde, epifenomenalist varsayımı da zayıf bir şekilde tercih etmeyi öneriyorum." (s. 220)

13 Üçüncü Varsayım:Bilinç ve Zaman
Bilinç fenomenlerinin uzay-zaman fiziği tarafından incelenemeyecek yer kaplamayan sadece zamanda geçen doğal olaylar oluşumlar olduğunu fikrini savunur Tura.

İçindekiler

Birinci Kısım:Uzlaşımsal Yol
1 Giriş
2 Beyin-Bilinç Problemi
3 Bir Fenomenal Bilinç Hastalığı:"Gizemli" Histeri
4 Bilinçsiz ve Bilinçdışı
5 Beyin ve Psikoloji
6 Loş Bilgi
7 Duygular
8 Deney ve Sezgi
9 Birinci Kısmın Değerlendirilmesi

İkinci Kısım:Teorik Yol
10 Madde ve Bilinç
11 Birinci Varsayım:Bir Doğa Olayı Olarak Fenomenal Bilinç Nasıl Mümkündür?
12 İkinci Varsayım:Özgür İrade
13 Üçüncü Varsayım:Bilinç ve Zaman
14 Ne Yaptık:Genel Bir Değerlendirme

Sonsöz
Kaynakça
240 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Acaba önümüzdeki yüzyılda, doğa biliminin yüzyıl gecikmeyle de olsa kitlelere mal olmaya başlamasıyla etkinliği ne olacak psikanalizin? Bu gelişmelere uyum gösterebilecek mi? Bir entellektüel akım olarak etkinliğini sürdürebilecek, hala tüketilmedik bir ilham kaynağı olarak varlığını koruyabilecek mi? Yoksa giderek sönümlenip unutulacak mı? "(Syf 55)
 
"Histerik Bilinç" kitabı ne anlatıyor derseniz, kitabın çıkış noktası aşağı yukarı yukarıdaki alıntı diyebilirim naçizane.

Kitabı okurken bir kavram kargaşası yaşamamak adına , bilinçdışı ve bilinçsiz(örtük) kavramları arasındaki farkın iyi tahlil edilmesi gerekiyor, ki Saffet Murat Tuna, kitap boyunca okuyucuyu kafa karışıklığına sürüklememek için özenli, titiz davranmış. Kitap alışılmadık garip kelimeler ve kavramlarla dolu olduğundan tanımlar ve açıklamalar sürekli tekrarlanmış ve farklı örneklerle izah edilmiş. Bahsi geçen soyut ve yeni kavramların bolluğu da düşünülecek olursa çok yalın ve anlaşılır bir anlatım şekli yakalanmış diyemem fakat ortalama bir izahat eşliğinde okunmayacak kadar da sıkıcı değil. ( Kitabın konunun uzmanlarına hitap ettiği bir tarafı da yok değil ki bazı bölümleri atlamanızı önerdiği de oluyor yazarın. Atladık mı? Atlamadık.)

Yeni neslin, "Freud Etkisi"yle, psikanalizle bu kadar haşır neşir olmasının getirdiği bazı yanlış anlaşılmaları(yazara göre) ve çarpık algıları(yine yazara göre) düzeltmeye, düzenlemeye çalışmış yazar(örneğin ilkel dürtü kavramı, üstbenlik, otizm, şizofreni). Freud'dan bu yana geçen zaman içersinde nöroloji ve psikiyatri alanında kaydedilen gelişmelerin ışığında, bizim güçlü bilinçdışı,zayıf bilinçdışı, bastırma, id ,ego, benlik,libido dediğimiz birçok sisli puslu kavramı; beynimizdeki( iç beyin özellikle, singulat korteks)nöronlarla, sinapslarla, sinaptik bağlantılarla ve beynimizin moleküler biyolojik yapısındaki süreçlerle(evrimsel boyutu da dahil olmak üzere) izah etmeye yani psikanalizi ve insan psikolojisini daha somut, daha anlaşılır kılmaya ve daha nesnel, bilimsel tabanlar üzerine oturtmaya çalışmış(nöro-psikoloji demiş buna)(bastırma mekanizmasına dikkat mekanizması ya da söndürme demiş örneğin). Sağlam tezleri yok değil şahsi kanaatim. Fakat benimsemek için yeterli dayanak bulunması lazım gelen bazı önemli ve derin hususlar var. Tabi Saffet M. Tura bunu yaparken psikanalizi tümüyle reddetmemiş, üstelik birçok kavramı ve tezini yine Freud'u, yani geleneksel psikanaliz kavramlarını ve yöntemlerini kullanarak analiz etmiş, sentezlemiş, karşılaştırmış ve revize etmiş. Psikanalitik kavramların nörolojik eşmantıklılarını bulmuş, ikisine aynı dili konuşturmaya çalışmış yer yer. Zaman zaman kalın çizgiler de çekmiş tabi. Şöyle diyor mesela:

"Freud'un "bilinçdışı" kavramı iki bakımdan netleşmemiştir... Freud "bilinçdışı" kavramını bazı zihinsel süreçleri nitelemek için bir sıfat olarak kullanmıştır ki ben de bu kitapta tezlerimi daha çok bu kullanıma dayandıracağım. Ancak Freud "bilinçdışı" kavramını bazen zihnin bir bölümünü ifade etmek için, yani bir isim olarak da kullanmıştır...İkinci güçlük şudur: bu kavram çoğunlukla bastırılmış zihinsel süreçleri ifade eder. Buna karşılık hem sansür hem bastırma hem de diğer savunma mekanizmalarının bilinçdışı zihinsel süreçler oldukları kabul edilir. Halbuki bunlar bastırma yoluyla kurulmamışlardır..." (Syf66)

Ayrıca mesela psikanalitik kuramın en temel hatasının veya eksikliğinin, insanoğlunun geçirdiği evrimsel süreçten kaynaklı daha doğar doğmaz programında yazılı olan kodları yok sayması, dikkate almaması, toplumun şekil vericiliğinin lüzmundan fazla öne çıkarılması olduğunu söylüyor ki bugün psikiyatrik gelişmelerde ve psikopatolojik araştırmalarda bunun sanıldığı kadar doğru olmadığı, kalıtsal faktörlerin epey etkili olduğu ispatlanmış halde diyebiliriz. Örneğin erkek eşcinselliğinde doğuştan gelen güçlü belirleyiciler.(Ayrıca bknz "on ikisinde penis" sendromu)

Kitabın etrafında döndüğü ana kavram bir doğa olayı olarak "fenomenal bilinç". Fenomenal bilinç nedir? Şudur:

"Biz dış dünyanın ta kendisini doğrudan ve olduğu gibi değil, sadece kendi bilincimizin içeriği olan fenomenler aracılığıyla temsili olarak algılıyoruz aslında. Şimdi dış dünyayı inceleyin isterseniz;etrafa bakın, sesleri dinleyin, kendi vücudunuza dokunun; doğrudan kendi yaşantınız olan her şey bizzat gerçek dış dünya veya bedeniniz değil, bunların kendi fenomonal bilincinizdeki fenomenal temsilinden ibarettir. Tanışık olduğunuz uzam ve bedeniniz, renkler, sesler, kokular, sıcaklık ya da soğukluk hissi dış dünyaya ait özellikler değil, kendi bilincinizin fenomenleridir."(Syf 32)

Böyle bakınca sanki "fenomal bilinç" de psikanalitik bir terim gibi duruyor sanki fakat kitabın devreye girdiği yer de işte burası zaten.

Beynin bilgisayar modeline indirgenemeyeceğini düşünen bazı(hatta çoğu olabilir) sinirbilimcilerin aksine Saffet M. Tura insan beynini, bildiğimiz anlamda bir bilgisayara indirgemese de bir tür doğal enformatik bir aygıt olarak ele alınması gerektiğini düşünüyor kendi ifadesiyle. Zaten tezlerinin ana çıkış noktası ve payandası da bu.

Kitabın "Teorik Kısım" başlıklı ikinci bir bölümü var ki benim favori bölümüm olmuştur kendisi. Kuantum fiziğinin olasılık temelinin baş döndürücü izahatleri ve çelişkileri bir yana, "özgür irade" kavramının günlük yaşantımızda tuttuğu yerin önemine dair(hatta önemsizliğine dair) sarsıcı tezleri var Saffet Tura'nın. Örneğin kitapta cevabını da bulabileceğiniz şöyle bir soru yöneltiyor:

"Şöyle düşündüm" gibi "içe bakışlı aktif özne" merkezli ve sanki başka türlü de düşünebilecekken böyle düşünmeyi seçtiğimiz, dolayısıyla özgür seçime dayalı bir edim gerçekleştirdiğimiz izlenimi veren bir cümle yerine "kendimi şöyle düşünürken buldum" veya "kendimi şöyle düşünürken izledim" gibi cümleler kurmaya başlayabiliriz...gerçek yaşantılarımız böyle bir dille ifade edilebilecekken niçin çeşitli kültürler kurmuş insan soyu bildiğimiz kadarıyla daima özgür irade kavramına dayalı bir dil geliştirmiş? "(Syf 197)

Kitabın son bölümünde, kitabın size anlattığı her şeyi tekrar okumanıza neden olabilecek kuantum mekaniğinden yola çıkılarak temellendirilmiş bazı pardoksal varsayımlar var ki hayli kafa karıştırıcı. Maddenin foton ve dalga boyutundaki farklı varlıkları ve çelişkili hareketlilikleri, fenomenal bilincin mekandan bağımsız yalnızca zaman üzerinde işaretli bir madde sayılıp sayılmayacağı, bizim zihin dediğimiz kavramın aslında bir madde kadar tahmin edilebilir davranışlar mı sergilediği yahut maddenin de tıpkı bizim fenomenal bilincimiz gibi benzer bir zihinsel süreçle devinip devinmediği gibi.

"Bizim deney hakkındaki bilincimiz bir deneyin nesnel fiziksel tezahürünü ne ölçüde fiziksel olarak etkiler? Bilinç fiziksel bir etki olsa bile özgürce mi etkiliyor fiziksel süreci?( Syf213,224)

Tura'nın tezleri, daha güvenilir limanlar ve puslu psikolojik serüvenlerde daha yönetilebilir süreçler vaadetmesi açısından belki tercih edilesi ve fakat otorite bazında başka birçok esere ve yaklaşıma da ihtiyaç olduğu kesin genel bir görüş beyan edebilme noktasında. Fakat özgün, yeni ve cesur bir yaklaşım olması açısından anlattıklarını dikkatle dinledim, öğretici ve ufuk açıcı buldum. Tavsiye ederim.
"Tanımak hatırlamaktır.Çünkü 'limon' kelimesini tanıdığınızda onunla ilgili bildiğiniz her şeyin bir özetini örtülü olarak hatırlarsınız aslında."
"Gerçek dış dünyada ne sesler, ne kokular, ne renkler, ne sıcaklık, ne soğukluk, ne de tatlar vardır.Bütün bunlar dış dünyadaki fiziksel olaylar tarafından uyarılan beynin oluşturduğu bilince içkin fenomenlerdir, bilinç içerikleridir."
...bir çiçek bahçesine girdiğimizde güzel kokular hissederiz. Naif gerçekçi doğal tutumumuza göre bu kokular orada, dışarıda, çiçek bahçesinde gerçekten de vardır ve biz bu gerçekten dışarıda olan kokulan algılamaktayızdır. Ama koku fizyolojisine girersek olayın hiç de böyle olmadığını görürüz. Koku iç yaşantımız da aslında, bilinçli farkındalık düzeyinde koktuğunu hissettiğimiz cisimden havaya dağılan bazı atom veya moleküllerin burnumuzdaki bazı reseptör hücrelerdeki kimi protein molekülleriyle oluşturduğu kimyasal bileşiklerin ilgili hücrenin çeşitli iyonlara karşı membran geçirgenliğini değiştirerek beyne doğru yayılan aksiyon akımının doğmasına yol açması ve beynin temporal lobundaki ilgili koku merkezinde elektriksel bir aktivite oluşturmasıyla ortaya çıkar. Yani gerçek çiçek bahçesinde kokular değil, sadece çiçeklerden havaya dağılmış atom ve moleküller vardır.
Arzu (désir) kavramı Freudcu metapsikolojide özel bir anlam kazanır; özellikle de sinir sisteminin, bir dürtünün ilk kez doyum elde ettiği algı durumunu (bir anlamda anıyı) güncel dünyada sanrısal bir tarzda yeniden elde etmeye yönelik güdülenmesine işaret eder.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Histerik Bilinç
Baskı tarihi:
Nisan 2007
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753426077
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Daha çok psikiyatr olarak tanıdığımız Saffet Murat Tura bir doğa olayı olarak insan bilincinin nasıl mümkün olduğu sorusunun peşine düşüyor bu kitabında. Bilinç araştırmaları alanına Türkçeden yapılan son derece özgün bir katkı olan Histerik Bilinç'in temel sorusu şu: Hepimiz atomlardan oluşmuş maddi cisimler olduğumuz halde neden bir iç dünyamız,iç yaşantılarımız, bir "fenomenal bilincimiz" var? Psikiyatriden fizyolojiye, nörolojiden kuantum fiziğine uzanan geniş bir alanda düşünme cesaretini gösteren bu "deneysel felsefe" kitabındaki heyecanın okurlara da bulaşacağını düşünüyoruz.

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Tauman
  • Yaïr
  • Tolga
  • Ceren Ay
  • Meryem
  • Mihriban Karadağoğlu
  • Dr.Okur
  • merve
  • Hasan Suphi
  • aslıhan özmen

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%83.3 (5)
9
%0
8
%16.7 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0