Dünyada beklentime son vermeye yetecek hiçbir şey yoktur. Yaşamdan beklediğimi ve içimde umutsuzca beklenmeye devam edeni tatmin edecek hiçbir şey gelmeyecek başıma. Ve hatta: kafamın içinin yüzdüğüm denizden daha engin olduğunu sezdiğimden, beni mesken edinmiş arzunun her halükarda bana cevap olarak sunulabilecek her şeyden sonsuzca daha büyük olduğunu biliyorum. Ya da nihayet ve bir sırrı ele vermek adına: eminim ki dünya içimde bulunduğunu söylemeye mecbur olduğum sevme ihtiyacını doyurabilecek hiçbir şey barındırmaz...
Korkunun yüzyıllar sürecindeki tarihi, insanların zaman zaman korkularından kurtulmayı başardığını gösterir. Bunun için iki yöntem kullanılmıştır: Birincisi, bizatihi korkunun kendisinden yardım almak, bir korkudan kaçıp diğerine sığınmaktı, böylesi umuda daha fazla izin veriyordu. İkincisi, ilginizi korkuyla hiç ilgisi olmayan başka bir şeye yöneltmekti ki, bu da tehlikeyi geçici olarak unutmanızı sağlıyordu.
Bugün eski usul politikanın insanlarda yol açtığı yılgınlık, ortak esenliğe ilgisiz kalmalarından değildir, ona katkıda bulunmanın güçlüğü karşısında, idealist politikacıların ideallerini çiğneyerek sahtekârlara ve prensiplerini çiğneyerek dog-macılara verdikleri tavizlerin değişmezliği karşısında neredeyse umutsuzluğa kapılmış olmalarındandır; iktidar savaşı insafsız bir savaştır çünkü ve müttefik edinmeden kazanılamaz.