Giriş Yap
Mihriban Karadağoğlu
@mkaradagoglu
1179 okur puanı
27 Haz 2017 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Sabitlenmiş gönderi
Dünyada beklentime son vermeye yetecek hiçbir şey yoktur. Yaşamdan beklediğimi ve içimde umutsuzca beklenmeye devam edeni tatmin edecek hiçbir şey gelmeyecek başıma. Ve hatta: kafamın içinin yüzdüğüm denizden daha engin olduğunu sezdiğimden, beni mesken edinmiş arzunun her halükarda bana cevap olarak sunulabilecek her şeyden sonsuzca daha büyük olduğunu biliyorum. Ya da nihayet ve bir sırrı ele vermek adına: eminim ki dünya içimde bulunduğunu söylemeye mecbur olduğum sevme ihtiyacını doyurabilecek hiçbir şey barındırmaz...
·
Melankolik, değersiz ve hiçbir şeyi hak etmeyen biri olduğuna inanır. Ve bu konuda açıkça ısrarcı olacaktır. Bu yorumlar klinik tabloyu ayrıştırmamıza yardımcı oluyor. Depresif insanların çoğu değersiz hisseder ama melankolik şu açıdan farklıdır: diğerlerinde genellikle görülen suskunluk olmaksızın bunu açıkça ifade eder. Benzer bir şekilde, pek çok nevrotik de değersizlik ve işe yaramazlık hislerini fiziksel özellikleriyle bağdaştıracaktır: bedenlerinde bir kusur vardır, burunları veya saçları tamamen kusurludur. Ama melankoliğin asıl şikâyeti çok daha derinlerde yatar. Ona göre yalnızca yüzeysel özellikleri değil varlığının özü değersiz veya yanlıştır. Nevrotiğin kötü bir düşünce veya dürtüye sahip olduğu için huzursuz olduğu bir durumda, melankolik kendini kötü bir insan olmakla suçlayacaktır. Bu şikâyet ontolojiktir, kendi varoluşuna ilişkindir. Nevrotik kişi diğerlerinden daha aşağı veya yetersiz hissedebilirken melankolik kendini değersizlikle suçlayacaktır, sanki hayatı bir günah ya da suçtan ibaret gibidir. Yetersiz hissetmekle kalmayıp, yetersiz olduğunu bilir. Burada şüpheden çok kesinlik vardır.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Modern toplum bolluğun orta yerinde sefalet yaratır. Bu nedenle depresyon "ne olmamız gerektiğini” söyleyenlere HAYIR demektir.
Dinimiz: Benzer
"Otantik" olsun "üretilmiş" olsun, sanat her halükarda narsisistik anının, benzerinin, deyim yerindeyse sahte benzerinin gerekli yanını içerir ve bununla kutsal değerler evrenine meydan okur, bu evrenle alay eder ve bizi bir kolaylık ve haz armağanıyla cezbeder. Kendini sevdirir...
Dinimiz: Benzer
Freud, Sade'in kıyısında durur. Ama bu çekingenlik görünüştedir sadece. Çünkü Sadevari aşkın Devrim ya da Papa’nın yanında gözükerek ya da bunların karşısına geçerek baskın çıktığı yerde Freudvari aşkaktarım-nefretin ve ölümün ötesine atılmış bir iddiayı destekler açıkça: tedavinin dinamik sonuçlarını üreten aşk aktarımıdır. Freudcu ikilem aşk uzamının bu imkânsız uyumlulaştırılmasında, tutulma uzamının bu çatlağında bulur en güçlü ifadesini. Aşk sonsuza kadar onarılacak, anımsan anacak, canlandırılacak gerekli bir benzerdir. Aşka karşıdan bakan ne inançlı, ne pagan, ne çömez, ne sadıktır, ne de düş kırıklığına uğramıştır. Baş başa, monos pros monon Narkissos_aşılmaz olduğunu bilir ama hiç endişelenmeden geçici, örümcek ağı gibi, duru aşklar oluşturur. Tutkulardan ya da şafaklardan geçer ama ne dramatik-romantik, ne ateşli bir pornograf, ne düş kırıklığına uğramış bir zavallıdır. Hayallerini yitiren ama depresyon içinde olmayan Narkissos Freud'dan beri kendisini ne bir hata ne de yüce bir değer olarak görür: ama dolaysız bir simgeselliğin kendini göstermeye çalıştığı bir şehvetin sonsuz sınırı için. Aşk bir videodaymış gibi, oluşan ve bozulan ve bir imge gibi hem geçici hem de yaşam boyu sürer. Din aşkın sonu? Estetik aşkın yeniden kazanılması, sıradanlaştırılması?
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
729
7,3bin öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.27.32