Talveg: Bir akarsu yatağının en derin yerlerini birleştiren çizgiye verilen ad
Dulda: 1.Yağmur, güneş ve rüzgarın etkileyemediği gizli, kuytu yer, siper - 2. Esirgeme, koruma, himaye.
Yapağı: İlkbaharda kırkılan koyun tüyü
Çakırpençe: Her işte çıkarını arayan, tuttuğunu koparan (kimse).
Bahname: İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazıların, resimlerin bulunduğu eser.
Beğence: Övücü tanıtma yazısı, takriz
Kıstak: Bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası, berzah, dil.
Tırkaz: Kapı mandalı, sürgü
Yalvaç: Kitap getirmiş peygamber, elçi, resul
Sahtiyan: Tabaklanarak boyanmış ve cilalanmış deri
Zifaf: Gerdeğe girme, gerdek
Bucurgat: 1. işçi, amele - 2. makina, manivela
Yeğni: 1. Ağır olmayan, hafif - 2. Ciddi olmayan
Balyemez: Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan, orta çapta, uzun menzilli tunçtan top
Tecimen: Tacir, tüccar
Neft: 1. Organik maddelerin ayrışmasından oluşan tutuşur sıvıların birçoğuna verilen ad - 2. Çoğunlukla boyacılıkta kullanılan, petrol türevlerinden bir çeşit mineral yağ, neft yağı
Güherçile: Tarımda gübre, hekimlikte ilaç olarak kullanılan, barut gibi patlayıcı maddeler yapımına yarayan, beyaz renkte ve ince billurlar durumunda birleşik bir madde, potasyum nitrat (KNO3)
Rum ateşi: Denizde veya karadaki savaşlarda Bizanslılarca kullanılan ve sürekli yanan ateş, grejuva
Esperanto: Polonyalı doktor L. Zamenhof tarafından bütün milletlerce kullanılmak için 1887'de hazırlanmış, grameri on altı kurala dayanan, kolay bir yapma dil
Mübeccel: Saygı gösterilmiş, yüceltilmiş, ulu.
Değirmi: 1.yuvarlak 2. (kumaş için) Eni boyuna eşit olan 3. Yemeni, yazma, baş örtüsü, mendil
Ehram: Mısır firavunlarının piramit biçimindeki mezarlarına verilen ad
Sayrılık: 1. Hastalık, maraz, esenlik karşıtı - 2. Aşırı düşkünlük, tutku
Hüthüt: