Toplum gözünde kişilere insan olarak değil, kadın ve erkek olarak bakılır. Belirli cinsiyet rolleri yine toplum tarafından her iki tarafa da kişilere sorulmadan yüklenmiştir. Bir kültürün içine doğduğumuz için, o kültür bize ne dayattıysa belli bir yaşa kadar sorgula(ya)madan kabule geçmiş oluruz. Tohumlar erken yaşlarda, belirli şekillerde atılır ve genelde kökleri çok derinde olduğu için değişmesi ve dönüşmesi epey zor olur.
Ataerkil bir toplum içinde yaşadığımızı düşünecek olursak, erkeklere dayatılan rollerden ziyade kadına dayatılan roller daha acımasız ve daha dışlayıcıdır. İğrenç bir suç olan tecavüz olayında bile, tecavüzcünün utancı kadına yüklenir. Kadın, "bu utancı ben niye üstleniyorum?" diye sorgulayamaz, çünkü o da kendini bir şekilde suçlamakla meşguldür! Oraya gitmeseydim, öyle davranmasaydım, bunu giymeseydim... Peki ya tecavüzcüsüyle evlendirilen kadınlar? Kadına yapılan en büyük kötülük değildir de nedir!
Küçük yaşlarda okuduğumuz masallar, Külkedisi, Uyuyan Güzel, Rapunzel; bir prensin gelip o kadını kurtaracağına inandırılan masallar. Kadın prensten etkilenecek mi, buna hiç bakılmaz. Kadın kurtarılması gereken aciz bir varlıktır. Yine aynı masallarda çirkin ve şişman olanlar ise kötü karakterli kadınlardır; onlar ayartır, tuzak kurar, isyan ederler...Sonuç; toplumdan dışlanırlar. Hiç çirkin bir masal kahramanı yoktur.
Yine masallarda hiçbir kötülüğe karşılık vermeyen prensesler, uysal ve itaatkardır. Üvey kardeşlerime hizmet mi etmem gerekiyor, peki... Üvey annem beni öldürmek için ormana mı yollamış, tamam... Saraydan mı atıldım, ne yapalım kaderimiz buymuş! Bunlara karşı çıkmak, kendinin arkasında durmak gibi davranışlar düşünülemez bile, çünkü o davranışlar toplum tarafından kabul edilmeyen kadın davranışlarıdır. Kadının itaat edeni, eli iş göreni, doğurgan olanı, verilene razı geleni, söz dinleyeni makbuldür.
Bir kadın okuyucuysanız, filmlerde ve masallarda alttan alta bize işlenen mesajları göreceksiniz. Hepsi o kadar doğal bir şekilde köklerimize işlemiş ki, okurken bazı durumları fark ettiğinizde "ya hakkaten!" diye şaşırabilirsiniz.
Bir erkek okuyucuysanız, kendinizi saldırı altında hissedebilirsiniz ama kişisel algılamayıp resmin bütününe bakarsanız, aslında bazı dayatmaların erkekleri de ne kadar yıprattığını görebilirsiniz. Mesela bir prens değilseniz, masal içinde herhangi bir figürandan öteye geçemiyorsunuz.
Kitabın dili çok sade ve kolaylıkla okunabiliyor. Sayfalar kendinden akıyor. Okumayı düşünenlere keyifle okumalarını diliyorum.