·432 syf.····Okunma: 11 Mart 2026 22:57 Kitaba basladigimda, Bir cinayetin izini sürdüğümü sandım, oysa bir annenin, tek bir gecede parçalanan hayatına tanıklık ediyormuşum meğer bu kitapla..
Sadece bir cinayete değil, bir annenin parçalanmış hayatına sahitlik ediyoruz..
Heather’ın hikâyesi, tek bir gecede altüst olan bir hayatın ardından gelen uzun bir sessizlik… ve o sessizliğin içinden yükselen bir mücadele.
Kocasının ölümüyle suçlanan, tüm delillerin karşısında tek başına kalan bir kadın… Ama asıl yıkım, hapis duvarları değil, çocuklarından koparılmak. Çünkü bu hikâyede en ağır ceza özgürlük değil, özlem kesinlikle :(
Yıllar sonra geri döndüğünde Heather’ın karşısında sadece geçmişi yok…Büyümüş çocuklar, değişmiş hayatlar ve hâlâ gölgede kalan gerçekler var.
Ve Kitap boyunca sürekli şunu soruyu sorduruyor yazar bize, “Ya gerçekten masumsa?”
Ve her sayfada bu sorunun ağırlığı biraz daha arttı. Çünkü yazar öyle bir kurgu kurmuş ki; güven dediğin şey elinde kalmıyor. Her karakter bir noktada sorgulanıyor, her detay başka bir kapıyı aralıyor.
Ama bu kitabı farklı kılan şey sadece gerilim değil…Bir annenin, her şeye rağmen vazgeçmeyişi.
Heather’ın mücadelesi bir suçsuzluk savaşı gibi görünse de aslında çok daha derin.
Çocuklarının gözünde yeniden “anne” olabilmekti gayesi..
Finale geldiğimde ise sadece şaşırmadım…İçimde bir şeylerin yer değiştirdiğini hissettim.çünkü bazı gerçekler ortaya çıktığında rahatlatmıyor, ,aksine insanın içine sessizce yerleşiyor ve bir çok şeyi sorgulatiyor içten içe..
Kitabi kapattığımda guven denen duygunun nasil yaniltici oldugunu düşündüren bir sonla karşılaşmak....
Oldukça şaşırtıcı ve üzücüydü
Bir insanın elinden her şey alınabilir…Ama bir annenin çocuklarından vazgeçme ihtimali mi? Aslaaaaa....