10/10
·736 syf.··
2026 22. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 00:00
1327 yılının kışında, İtalya’daki gizemli bir manastıra götürüyor. Hikâyeyi genç öğrenci Adso anlatıyor, yanında zekâsı ve mantığıyla dikkat çeken William Baskerville var. Kitap, bir diplomatik zirve sırasında başlıyor ve William’ın görevi, ortamı hazırlamak. Ama manastıra vardığında peş peşe cinayetler işlenmeye başlıyor ve kitabın ortasına kadar ölümlerin nasıl gerçekleştiğini anlamak neredeyse imkânsız. Katil beklenmedik biri, her ceset ayrı bir gizem. Manastırda farklı tarikatlar var: BENEDİKTİN TARİKATI :Manastırın asıl sahipleri, bilgiyi kutsal ve sadece seçilmiş kişilere özel tutuyor; kütüphaneyi koruyorlar. FRANSİSKEN TARİKATI :William’ın mensup olduğu grup; “İsa yoksuldu, Kilise de mal varlığından vazgeçmeli” anlayışıyla dönemin zenginliğine karşı çıkıyorlar. DOLSİNİSYEN TARİKATI: Kilise’nin zenginliğine şiddetle karşı çıkan, her şeyin ortak olması gerektiğini savunan radikal gruplar. Yedi gün süren soruşturma boyunca gizli geçitler, şifreler arasında kayboluyorsunuz; William ve Adso her ipucunu takip ediyor, mantık ve gözlemle katilin izini sürüyor. Ölümler şaşırtıcı ve hesaplanmış; merak ve gerilim sürekli yüksek. Kitap hem cinayetleri hem de bilgi ve iktidarın sınırlarını anlatıyor. Kitap kalın ve ilk sayfaları Latince sözlerle dolu, biraz zorlayıcı; akıcı değil ama bir kez içine girdiğinizde, polisiye gerginliğinden çok, okurken yaşadığınız deneyim ön plana çıkıyor. Eco, sadece bir din dünyasını anlatmıyor; sizi o manastırda, kitapların arasında nefes alırken hissettiriyor. Ben bu kitabı okurken, manastırdaki olayları, sanki oradaymışım gibi deneyimledim. Karakterler oldukça fazla, yoğun bir dönemde olduğum için günde yaklaşık 50 sayfa okuyarak uzun bir süreç yaşadım ve notlar aldım. Eğer Umberto Eco’nun kalemiyle tanışmak isterseniz, kesinlikle bu muhteşem eseri tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
·
100 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.