Gönderi

2/10
·408 syf.··
2026 13. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 21:19
Çok rahatsız edici bir kitap. O lanet olası delikten ve o psikopat herifin elinden kurtulduktan sonra bile rahatsızlık hissini atamadım. Kurtulmaları 130 sayfa sürdü ama ben her sayfa sonunda, her bölüm başlangıcında sadece şunu düşündüm: Bunların sonu ne olacak? Sonunun klasik bir şekilde sonlanacağını biliyordum, ne kadar istemesem de. Cora ve Dean’in yaşadıkları çok korkunçtu. Özellikle böyle şeylerin benzerlerinin gerçekte yaşandığını bilmek daha da korkunç. Gününüzü normal ve mutlu geçirirken, o günün bu şekilde mahvolması ve hayatınıza kocaman bir travma girmesi… gerçekten ürkütücü. Aklımda sadece tek bir şey vardı: Dean, Cora’nın eniştesi. Kendisinden 10 ay büyük olan ablası Mandy’nin nişanlısı. Kitabın sonunda Cora ve Dean’in birlikte olacağını bildiğimden, o “klasik” şeyin kokusunu aldığım için benim için okumak çok zor oldu. Dile kolay, 15 yıl. Bakın, 15 yıl diyorum. Mandy ve Dean birlikte. Koskoca 15 yıl sevgililer. Anlıyor musunuz? Baya riskli sular. Ne yaşanırsa yaşansın, kenarda duran bir 15 yıl var. Hani bir iki yıl olsa… hadi diyelim beş yıl olsa… tamam diyeceğim. Tamam olmasa bile “neyse” diyeceğim. Ama koskoca 15 yıl… göz kırpıyor. Dean ve Cora gerçekten çok kötü şartlar altındaydı. Özellikle Cora’nın durumu çok daha kötüydü. Ve o esnada aralarında bir kıvılcım oluşabilir; sonuçta birlikte o korkunç şartların içindeydiler. Bu birlik, şartlar ne kadar berbat olursa olsun, onlara en azından bir dayanma gücü verdi. İkinci beni rahatsız eden şey. Ben Mandy’nin bir kalıp içine sokulduğunu düşünüyorum. Belki abartıyorumdur ama Cora ve Dean’ın ilişkisini, çekimini normalleştirmek için Mandy karakterinin bayağı vurdumduymaz yapıldığını, bu duruma itildiğini düşünüyorum. Hayatı boyunca benmerkezcidir, vurdumduymazdır belki; ama 15 yıllık sevgilisi, hatta nişanlısı olacak insanı ve Cora’nın yaşadıklarını çok hafife almış. Ben bu hafifliği biraz zorlama olarak gördüm. Çünkü ortada söz konusu olan bir kız kardeşi var. Olayların çoğu Mandy’e anlatılmasa da üç hafta boyunca kız kardeşinin ve nişanlısının zincirlendiğini biliyor. Ve hiçbir insan, dünyanın en kötü insanı bile olsa, bu durumu hafife alıp 5 gün sonra “Düğünümüz vardı ve ben seni o koridorun sonunda bekliyordum.” demez; sitemli bir şekilde ya da “Uzun süredir seks yapmıyorduk.” gibi şeyler söylemez. Bu kalıp meselesini sadece bunlardan dolayı da ortaya atmadım. Belki gerçekten düşüncesizdir Mandy, gerçek hayattaki çoğu insan gibi. Ben bu kalıp meselesini şu yönden söyledim: Mandy hep süslü giyiniyor. Hatta geçmiş sahnede gösterilen bir an vardı; terk edilmiş bir eve gireceklerdi ve orada bile bayağı süslüydü. Ama Cora dağınık, rahat bir şekilde giyinmişti. Klasik bir karşıtlık: bir taraf süslü, diğer taraf rahat. Ve hangisi daha dikkat çekici? Tabii ki rahat olan taraf. Bu sebepten bende Mandy'nin üstünde zorlama bir vurdumduymazlık varmış hissi oluştu; sanki sırf onların ilişkisini normalleştirmek için yapılmış gibi. Mesela ikili kurtulduktan sonra bir evin içindeler ve Dean şöyle bir şey diyor: Mandy’nin aile evinde bile topuklu ayakkabı giydiğini ve bunu anlamsız bulduğunu ima ediyor. Ben de “Pardon?” dedim. 15 yıldır birlikte olduğun sevgilinin alakasız yerlerde topuklu ayakkabı giymesi şimdi mi batıyor? Ben artık gerçekten bu klasik şeylerden çok yoruldum. Süslü olan neden hep vurdumduymazlığa itiliyor? Neden hep benmerkezci olmak zorundalar? Dean ve Cora’nın ilişkisini okuyucu gözünde normalleştirmek için, bildiğin “Mandy böyle bir karakter, Cora ve Dean’ı anlamıyor.” gibi bir algı oluşturulmuş. Abartıyor muyum? Hayır. Tam olarak böyle bir durum var. Bir de dalga geçer gibi Dean ayrılırken Mandy’ye şöyle diyor: “Seni gerçekten seven, sana değer veren, seni yine bulutlara çıkaracak birini bulacaksın. Hayal ettiğin düğünü gerçekleştireceksin. Seni koridorun sonunda bekleyen o adam olacak ve sen de onu sevgiyle bekleyeceksin.” gibisinden bir konuşma yapıyor. Ben de fena güldüm. Sinirden ama. Kadın, 30 yaşına gelmiş bir adama 10-15 yıl katlanmış. Bu süreçte evliliğe bir adım atmayıp seninle sevgili olarak devam etmiş. Şimdi yeni bir erkek bulup onunla evlilik mi kursun? Dalga mı geçiyorsunuz? Seni atlatması zaten başlı başına zor olacak Mandy için. Bir de onu kız kardeşi için terk ediyorsun. O bir sürece girecek, sonra bir erkek bulsa ne olur? Seninle 10-15 yıl içinde evlenmemiş; bu adamla 2 senede mi evlenecek? Ki evlendi de… O da ayrı bir komik ve kitabı daha da absürt bir seviyeye çıkarıyor. Dean sürekli “değişim, değişim” diyor ama ben bunu da anlamsız buluyorum. Tamam, ölümü gördün, korkuyu tattın ve her şeyi anlamsız bulmaya başladın ama Cora’nın dediği gibi gidip bir çift terapisi almayı denedin mi? Belki de travma ve hayatta kalma mücadelesinden dolayı bu kadar fevri davranıp “Cora, Cora” diyorsun. 15 yıllık sevgilini bir kenara itip Cora’ya “sana aşığım” diyebiliyorsun ama daha travmayı atlatamamışsın, daha oturup doğru düzgün düşünmemişsin. Mandy’nin o çıkışının daha fevrisini ben yapardım. Bütün sülalemi örgütlerdim Cora’ya ve Dean'a karşı. Kimse bana “bencilsin, durumu anlamıyorsun” falan demesin; kimse kabullenmezdi bu lanet durumu. Mandy’i düşündükçe o kadar üzülüyorum ki… Yazık ya, gerçekten yazık. 15 yıl boşu boşuna gitmiş. 150 sayfa boyunca Cora’nın “yapamayız, bu yanlış” deyişlerini okuduk ama aynı zamanda bu 150 sayfa boyunca tüm laflarını geri çekip “Dean, Dean” deyişini de gördük. Sevgili yazar artık kitabın biraz liksok bir noktaya geldiğini fark edince, yine Mandy’yi araya sokup “Ben aslında Dean’ı aldatmıştım.” itirafını yazmış. Hani Cora, Dean’ın aldatan taraf olduğunu düşünüp tetikte beklerken… aslında aldatan taraf kız kardeşi Mandy’miş. Bak sen şu işe HSİABSKABAJSN Yazar, tabii aile durumunu da toparlamak isteyerek daha geniş bir yelpaze oluşturmuş. Bu sefer annenin itirafını okuduk. Neymiş: “İçten içe aranızda her zaman özel bir bağ olduğunu düşünüyordum.” Benim annem, benim sevgilim için kız kardeşim adına böyle bir şey dese, annemle bile konuşmazdım. Bu kadarı da olmaz. Bir de diyor ki: “Bunu ihanet olarak değil, sevgiden kaynaklanan bir eylem olarak algılamalısın.” Ya tabii, Cora’nın suçu yok. Dean için de, onun için de ayrı üzülüyorum. Çünkü yaşadıkları şey çok korkunç. Daha da kötüsü, gerçek hayatta yaşanmış ve hâlâ yaşanabilme ihtimali olan bir olay. Ama ben çoğu şeyin çok yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Kaçırıldılar, tamam; korkunç şeyler yaşadılar, tamam. Ama yazar sanki tüm betimlemelerini Dean ve Cora’nın seks sahneleri için harcamış. Yalnız başlarına bu iki insan “Bu travmayı nasıl atlatırız, ne yapabiliriz?” diye doğru düzgün düşünmüyor. Sürekli birlikteler. İki üç sayfa eksik yazsa ne olur? Karakterlerin psikolojik yardım sürecini yazsana. Terapistin ne dediğini, onların ne anlattığını, verilen tepkileri, çözüm yollarını… Bunları yaz. Sürekli aynı sahneleri ve birbirlerine seslenmelerini yazacağına biraz bunları ele al. Zaten sonda da herkes evli, mutlu, çocuklu. Mandy yeni birini bulmuş, çocuk doğurmuş, ailecek tatile çıkıyorlar. Şaka mısınız siz? Gerçekten şaka mısınız? Her şey o kadar zorlama ki… Şakasız söylüyorum, her şey o kadar zorlama ki ben buna resmen güldüm. Hem de sinirden. Çok boktan bir durum, anlayabiliyor musunuz? Mandy’nin kocası için de, Cora için de, Mandy için de… Sonuçta koskoca on beş yıl Dean ve Mandy çıkıyorlar; neler neler yapmışlar, neler neler etmişler. Ve sonra ne oluyor? Puff, her şey tepetaklak. Ama kimse art niyetli düşünmüyor, kimse sorgulamıyor; çevre bile normal karşılıyor ve ailecene çoluk çocuk tatile çıkıyorlar. HSOABSKSBSJSNS 2 puanı bile hak etmiyor ama ben o 2 puanın 1’ini köpekler için verdim. Bu tür klasik, saçma görünen yabancı kitaplarda hep sahiplenme geçiyor ve ben bunu çok hoş buluyorum. Kitabın çoğu yanlış olsa da, yanlış fikirlere ev sahipliği yapıp insanı dengesizleştirse de, "Hayvan sahiplenmeyi düşündüm ve bir köpek, kedi sahiplendim barınaktan" yazısına düşüyorum. Yüzümde küçük bir gülümseme beliriyor. Okuyan insanın aklında bu barınaktan sahiplenme düşüncesinin kalması beni gerçekten mest ediyor. Allah’a şükür pdf’ten okudum; tek kuruş harcamadığım için o kadar mutluyum ki, kendimi şanslı sayıyorum. Ve bu kitabın bu kadar yüksek puan almasınıda bir haksızlık olarak görüyorum.
1000Kitap
Kalp Attığı SüreceJennifer Hartmann · Pukka Yayınları · 2024351 okunma
·
110 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.