İlk hikâyeden bir halt anladıysam Arap olayım.
Tüm enerjimi sömürdü. Hiçbir şey anlamadım; her şeyden soğudum. Bir an kendimi eksik hissettim, “Belki ben salağımdır, anlamıyorumdur” diye düşündüm ama bu nasıl bir yazım stili? Daha cümle içinde bile konudan konuya atlanabiliyor.
Anlatım öyle parçalı ki, bir noktadan sonra metni takip etmeye çalışmak yerine metnin içinde kayboluyorsun. Bilinç akışı diyorsun, tamam, ama bunun da bir ritmi, bir akışı olur. Burada o akışı yakalayamadım; daha çok kopuk kopuk düşünceler yığını gibi hissettirdi. Okurken sürekli “Şimdi ne anlatıyor?” diye durup geri dönmek zorunda kalmak da cabası.
Belki bu tarzı seven, bu dağınıklığın içinde bir anlam kurabilen okurlar vardır; ona bir şey diyemem. Ama benim için okuma deneyimi keyiften çok yorgunluktu. Metinle bağ kuramadım, anlatının içine giremedim. Bir noktadan sonra da uğraşmayı bıraktım açıkçası.
Beğenmedim. Belki ben salağımdır diye düşündüğüm için düşük puan vermek yerine, puansız bırakıyorum.