·656 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Mart 2026 10:48 Biz Saka ve Sanrı’ydık.
Ne Saka bilirdi Sanrı’nın olmadığı bir gökyüzünde uçmayı.
Ne de Sanrı bilirdi Saka’nın olmadığı bir hayatı yaşamayı.
Serinin sonuna geldiğim için buruk bir hüzün kaplı içim. Günlerdir onlarla dolu her anım. Keşke her gün onların hayatını sonsuza kadar okumaya devam etsem…
4 tam yeri ile vurgundu yani. Kayıplar, sırlar, kaybedişler, hayata dönüş, aşk, dostluklar, sevgi, aile bağı ve nicesi… Saka’nın hamile olması ile işler inanılmaz bir hal aldı. Çünkü Karun, doğumda ablası gibi onu kaybedeceği için asla çocuk istemiyordu ama Saka doğurmaya kararlıydı. Bir noktada Karun’un içinde kırılan bir şeyler oldu. Saka bebeğini kaybetme riski ile Karun’u kurtarmaya gitti. Şeref Kalender gerçekten hayatta baba değil insan olamayacak kişilerden. Duha bir plan yaparak Saka ile hareket etti. İşin sonunda kötü olansa Karun’u kaybetme düşüncesiydi. Karun’un toparlaması uzun sürdü. Ardından büyük kayıpla Saka yıkıldı. Bu defa Karun onu toparlamaya çalıştı. Karun’un defalarca ettiği evlilik teklifleri çok tatlıydı. 13.nde kabul etti baş etmediği için Saka.
Bu hikaye Duha ve Karun’un ezeli düşmanlığı ile başladı. Saka Karun’un karısı oldu, Elay ise Duha’nın. Ve Karun ile Duha sürekli kapışsalarda iki iyi dost oldular. Defne ve Cesur’un doğum sahneleri aşırı komikti. Saka’nın doğumu çok ağır geçti Karun aşırı korktu. Defne doğdu ve Karun’un dünyası oldu. Defnenin ilk baba demesi mükemmel detaylardandı. Baba kız aşkına hastayız.
“Defne’m
“Hayatıma güneş gibi doğdun miniğim.”
“Sen nasıl bir mucizesin ki buz kesen kalbime baharı getirdin.”
Evet, Karun artık
üşümüyordu. Kızı doğduğundan beri vücut ısısı normale dönmüştü.
Artık onlar evli mutlu çocuklu… Düğünleri de efsane güzeldi. Bayıldım. Tek üzüldüğüm Melek, Gurur ve Kadem oldu. Bir de Gazel. Saka ve Sanrı evreni okuduğum en güzel evrenlerden biri idi. Böyle bir aşka şahit olmak çok güzeldi. Bu evrenden kolay kolay çıkamam. Başa sarar yine okurum. Kendimi biliyorum.
“Bazen mutlu olmak için çok çaba sarfetmemize gerek yoktu. Tüm mutlu hikâyeler kaçmayı bıraktığımız anda tamamlanırdı.”