Helloriiii
İnanç, bir gün babasıyla birlikte çarşıya gider. Orada hiç beklemediği bir olay yaşar: Esnaflardan biri ona yaklaşır ve anneannesini büyü yapmakla suçlayıp tehdit eder. Bu durum İnanç’ı korkutur ama aynı zamanda içinde büyük bir merak uyandırır.
Anneannesi korku filmlerini sevmez ve “içimizdeki kötüyü besler” diyerek uzak durur. Bu sözler İnanç’ın ilgisini daha da artırır. Bir gün okulda verilen “aile soyu” ödevi bahanesiyle anneannesinden geçmişlerini anlatmasını ister.
Ve asıl hikâye burada başlar…
Anneannesi Sare, aslında 1985 yılında Nazi kampında tutsak edilmiş, çingene soyundan gelen bir geçmişe sahiptir. Anlattıklarıyla birlikte kitap daha karanlık ve ürpertici bir hal almaya başlıyor.
İnanç ise bu sırada sınıfından Besime’ye aşık olur. Onun için hiç istemediği bir arkadaş grubuna dahil olur. Ama bu seçim, hayatının sonu olur…
Bir “şaka” sonucu çıkan kavga, İnanç’ın çatıdan düşerek hayatını kaybetmesiyle sonuçlanır.
Bu olayın arkasında bir şeyler olduğundan şüphelenen Sare, gerçeğin peşine düşer. Gerçek ortaya çıktığında ise işler tamamen değişir…
Sare, adalet için karanlık yollara sapar ve büyüler, ritüeller ve karanlık güçlerle iş birliği yapar.
Benim yorumum:
Kitap gerçekten dudak uçuklatıcıydı. Okurken korku ile merak arasında gidip geldim. Yer yer ürperdim ama elimden de bırakamadım.
Karanlık atmosferi, gizemli geçmişi ve olayların giderek derinleşmesi beni baya içine çekti. Korku türünü sevenler için kesinlikle etkileyici bir kitap