Nana’cığım için…
Puan vermedi·512 syf.··
2026 3. kitabı
Nana’yı okurken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Güç gerçekten kimde? Nana, dışarıdan bakıldığında sadece güzelliğiyle var olan bir kadın gibi görünüyor. Ama biraz derine inince, onun aslında sürekli kendini izleyen, kendine bakan, kendini “yaratan” biri olduğunu fark ediyorsun. Tıpkı ayna karşısında kendini inceleyen bir narsist gibi… Ama bu narsizm sadece yüzeysel bir kibir değil; hayatta kalma biçimi. O, başkalarının gözünde var olarak güç kazanıyor. Erkeklerin ona duyduğu arzuyu bir silah gibi kullanıyor. Ama işin ironik tarafı şu: Başkalarının bakışıyla güçlenen biri, aslında o bakışlara bağımlı değil mi? Nana kendine hayran ama aynı zamanda kendine mahkûm. Çünkü varlığı, başkalarının onu nasıl gördüğüne bağlı. Bu yüzden onun hikayesi sadece bir “femme fatale” hikayesi değil; aynı zamanda kimliğini dışarıdan onayla kurmaya çalışan bir insanın trajedisi. Belki de Nana’yı bu kadar çarpıcı yapan şey şu: Herkesi etkisi altına alıyor gibi görünürken, aslında kendisi de görünmenin esiri. Güzellik güç mü, yoksa bir kafes mi? Nana bu sorunun tam ortasında duruyor. Bayılarak okuduğum bir kitap…
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
·
34 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.