Geçmişin gölgeleri asla tam anlamıyla silinmez...
On bir yıl önce Sarah Morgan, kocasını bir cinayet suçlamasından kurtarmak için her şeyini ortaya koymuştu. Bugün ise Sarah’ın hayatı bambaşka: Yeni bir isim, yeni bir eş ve kusursuz görünen bir düzen. Ancak Bob Miller’ın tek gecelik kaçamağı tüm dengeleri yerle bir eder.
Sarah boşanma dosyasını açtığı an, geçmişin hayaletleri kapıyı çalar: Adam Morgan davasında ortaya çıkan yeni DNA kanıtları, tüm gözleri yeniden Sarah’a çevirir. Eski Şerif Yardımcısı Hudson gerçeğin peşindeyken, Bob’un gizemli kaçamağının aniden ortadan kaybolması oyunun rengini değiştirir.
Şimdi karı koca arasında ölümcül bir savaş patlar verir. Kusursuz bir boşanmayı mı seçecekler, yoksa birbirlerinin mezarını mı kazacaklar?
Ah Sarah…
Senin koca seçiminle Ebru Gündeş’in koca seçimi ölümüne kapışır. Biriniz Türkiye şubesi, diğeri yurt dışı… Bu da bir başarı sayılır bence.
Kitap çoklu bakış açısıyla anlatılıyor ve bunu seviyorum. Bir de bu, bağımsız okunacak bir kitap değil. Araya zaman girse bile olaylar burada zaten tek tek yeniden gündeme geliyor; unuttuysan bile boşluklar ustalıkla kapanıyor. Zaten biliyorsunuz… Bir karakter vardı, yaptığı planlarla bizi yerle bir etmişti. Onun özgüveniyle bu kitabı okumak ayrı bir keyifti.
Bob’un Sarah’ı aldatmasıyla başlayan boşanma davası, Kelle Summers cinayetinin yeniden açılan soruşturması ve Bob’un birlikte olduğu kadının kaybolması…
Kitabın gündemi fazlasıyla yoğun. Ama asıl olay, Bob ve Sarah’nın birbirlerinin gerçek kimliklerini bildiklerini sanarak birbirlerini alt etmeye çalıştıkları o psikolojik savaş.
Bob’un her seferinde “Senin neler yapabileceğini biliyorum, beni kandıramazsın,” demesi…
Sarah’nın “Eğer bilseydin…” diye başlayan cümleleri, kendine güveni...BAYILDIM.
Bu kitapta da Sarah’nın duruşunu, çizgisini ve planlarla dolu zihnini sevdim. Taş kalpli diyenler olabilir ama ben dağıttığı yargıya bayıldım. Kitap aşırı akıcı; olaylar bir an bile durulmuyor. Sürekli bir merak hali var. Evet, içten içe bazı şeyleri tahmin ediyorsun, hatta baştan beri az çok biliyorsun ama o emin olamama hissi var ya… Sayfalar su gibi akıyor.
Zeki, entrikacı, on adım sonrasını düşünen karakterlerle dolu bir kitap. Herkes kendini kurtarmak için planını devreye sokuyor ve sen “kim kazanacak?” diye diye keyifle okuyorsun.
Sırlar, yalanlar, entrikalar… Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor. Karşılıklı savaş baltaları çekiliyor, kaos büyüyor ve planlar birer birer sahneye çıkıyor. Ben baştan sona büyük bir keyifle okudum. Mantığı elden bırakıp, dünyayı sessize alın ve bu kitabın tadını çıkarın. Tabii ki TAVSİYE
Sevgi biter.
Güven çürür.
Ama sırlar…
Asla sessizce gitmez.
İntikamcı ruhlara selam olsun.
•
•