Puan vermedi·88 syf.··
2022 147. kitabı
Sovyetler Birliği’nin ortaya çıkışı, gelişimi ve çözülüşünü kısa fakat yoğun bir çerçevede ele alan bir çalışmadır. Yaklaşık 216 sayfalık hacmiyle eser, ayrıntılı bir akademik monografi olmaktan ziyade, okuyucuya genel bir tarihsel çerçeve sunmayı amaçlayan giriş düzeyinde bir inceleme niteliği taşır. Kitapta öncelikle komünizmin ortaya çıkışına zemin hazırlayan düşünsel ve tarihsel gelişmelere değinilmektedir. XIX. yüzyılın sonlarından itibaren Rusya’daki toplumsal eşitsizlikler, Çarlık yönetiminin otoriter yapısı, sanayileşmenin yarattığı sınıfsal gerilimler ve Marksist düşüncenin entelektüel çevrelerde yayılması gibi etkenler komünist hareketin güç kazanmasının temel sebepleri olarak ele alınır. Bu çerçevede Bolşevik hareketin yükselişi ve devrim süreci, Sovyet devletinin kuruluşuna giden yolu açıklayan temel dönüm noktaları olarak değerlendirilir. Eserde önemli bir yer tutan başlıklardan biri de Lenin’in liderliği ve onun ölümünden sonra ortaya çıkan iktidar mücadelesidir. Lenin döneminde Bolşevik iktidarın kurumsallaşması, iç savaşın yarattığı siyasal atmosfer ve parti içi dengeler incelenirken; Lenin sonrası süreçte parti elitleri arasındaki rekabetin giderek sertleştiği görülmektedir. Bu mücadele sonunda Josef Stalin’in iktidarı konsolide etmesi, Sovyet siyasal sisteminin yönünü belirleyen kritik bir aşama olarak sunulur. Stalin dönemi, kitabın en dikkat çekici bölümlerinden biridir. Bu dönemde hızlı sanayileşme politikaları, kolektivizasyon süreci ve merkezi planlama uygulamaları Sovyet ekonomisini dönüştürme çabasının temel araçları olarak anlatılmaktadır. Ancak bu dönüşüm ciddi toplumsal maliyetler doğurmuştur. Özellikle Büyük Temizlik olarak adlandırılan süreçte milyonlarca insan tutuklanmış, sürgün edilmiş veya idam edilmiştir. 1935–1940 yılları arasında yaklaşık iki milyon kişinin tutuklandığı, 688.503 kişinin kurşuna dizildiği ve parti kadrolarının önemli bir kısmının tasfiye edildiği belirtilmektedir. Merkez Komitesi üyelerinin yaklaşık %70’inin bu süreçte kurban olması, Stalinist sistemin sertliğini gösteren çarpıcı örneklerden biridir. Aynı dönemde kültürel ve entelektüel hayat da sıkı ideolojik denetim altına alınmış, muhalifler sistematik biçimde fişlenmiş ve sürgün edilmiştir. II. Dünya Savaşı yılları da Sovyet tarihinin kritik bir evresi olarak ele alınır. Savaş sürecinde Stalin’in asker kökenli olmamasına rağmen askeri kararlara doğrudan müdahale etmesi, savaşın ilk aşamalarında ciddi kayıplara yol açmıştır. Aynı dönemde yaşanan ekonomik zorluklar ve kıtlıklar Sovyet toplumunu derinden etkilemiştir. Bununla birlikte savaşın sonunda Sovyetler Birliği büyük bir askeri ve siyasi güç olarak ortaya çıkmış ve bu durum Soğuk Savaş döneminin başlamasında belirleyici olmuştur. Stalin’in ölümünden sonra Sovyet yönetiminde kısa süreli bir kolektif liderlik dönemi yaşanmış, ardından Nikita Kruşçev öne çıkan isim olmuştur. Kruşçev döneminde Sovyet sisteminde belirli ölçüde reform girişimleri görülür. Sosyal devlet uygulamaları genişletilmiş, bilim ve teknoloji alanında önemli atılımlar yapılmıştır. 1957’de Sputnik uydusunun fırlatılması ve 1961’de Yuri Gagarin’in uzaya gönderilmesi bu dönemin sembolik başarıları arasında yer alır. Aynı zamanda devletin ateizm politikası doğrultusunda uzay programı propaganda amacıyla da kullanılmıştır. Kruşçev döneminde ABD ile ilişkilerde hem gerilim hem de diplomatik temaslar görülmüş; 1959’daki ABD ziyareti, 1962 Küba Krizi ve Türkiye’deki Jüpiter füzeleri tartışmaları Soğuk Savaş dengelerinin önemli başlıkları olmuştur. Ayrıca 1961’de Berlin Duvarı’nın inşa edilmesi ve Çin ile Sovyetler Birliği arasında başlayan ideolojik ayrışma bu dönemin diğer önemli gelişmeleridir. Kruşçev’den sonra iktidara gelen Leonid Brejnev döneminde Sovyet sistemi daha istikrarlı fakat aynı zamanda daha durağan bir karakter kazanmıştır. Bu dönemde Vietnam Savaşı’nda Kuzey Vietnam desteklenmiş, Doğu Avrupa üzerindeki Sovyet kontrolü ise Brejnev Doktrini ile güçlendirilmiştir. Çekoslovakya’da Aleksandr Dubçek’in “insancıl komünizm” reform girişimine sert müdahale edilmesi, Sovyet bloğundan ayrılma girişimlerine izin verilmeyeceğini açıkça göstermiştir. Aynı dönemde SALT-I anlaşmasıyla ABD ile detant süreci başlamış, Orta Doğu’da Arap-İsrail savaşlarında Sovyetler Arap devletlerini desteklemiştir. Brejnev döneminde Sovyet toplumunda kültürel değişimlerin de başladığı görülür. Batı kültürünün etkisi, rock müzik, Batı romanları ve tüketim kültürünün bazı unsurları Sovyet toplumuna yavaş yavaş girmeye başlamıştır. Aynı zamanda muhalif entelektüellerin sürgün edilmesi ve vatandaşlıktan çıkarılması gibi uygulamalar da devam etmiştir. Brejnev’den sonra kısa süreli Andropov ve Çernenko dönemlerinin ardından Mihail Gorbaçov iktidara gelmiştir. Gorbaçov dönemi Sovyet tarihinin son büyük reform girişimi olarak değerlendirilmektedir. Perestroyka (yeniden yapılanma) ve Glasnost (açıklık) politikalarıyla sistemin yeniden canlandırılması hedeflenmiştir. Bu süreçte ifade özgürlüğü genişlemiş, geçmişteki Stalinist uygulamalar eleştirilmiş ve birçok mağdurun itibarı iade edilmiştir. Daha önce yasaklı olan George Orwell’in 1984 gibi eserlerinin yayımlanmasına izin verilmesi, kültürel alandaki değişimin sembolik göstergelerinden biri olmuştur. Ancak bu açıklık politikası Sovyet sisteminin zayıf yönlerinin de kamuoyunda görünür hâle gelmesine yol açmıştır. Büyük Temizlik dönemine ilişkin belgelerin ortaya çıkması, etnik sürgünlerin tartışılması ve devlet içindeki skandalların açığa çıkması toplumdaki güveni sarsmıştır. 1986’da meydana gelen Çernobil nükleer felaketi ise Sovyet yönetiminin prestijine ciddi zarar vermiştir. 1980’lerin sonlarına gelindiğinde milliyetçi hareketler güç kazanmış ve Sovyet cumhuriyetlerinde bağımsızlık talepleri artmıştır. 1989 seçimlerinde yeni politik figürler ortaya çıkmış; Boris Yeltsin ve Andrey Saharov gibi isimler reformcu ve radikal çevrelerin temsilcileri hâline gelmiştir. 1990’larda çok partili sisteme geçiş tartışmaları hızlanmış ve Komünist Parti üyeliğinde ciddi bir düşüş yaşanmıştır. Doğu Avrupa’daki komünist rejimlerin çökmesi, Berlin Duvarı’nın yıkılması ve Sovyet bloğunun çözülmesi süreci Sovyetler Birliği’nin dağılmasını hızlandırmıştır. 1991’de yaşanan siyasi krizlerin ardından Sovyetler Birliği resmen sona ermiş, Gorbaçov görevinden ayrılmış ve Rusya Federasyonu yeni bir devlet olarak ortaya çıkmıştır. Genel olarak eser, Sovyet tarihinin en önemli dönüm noktalarını kronolojik bir çerçevede sunmaktadır. Bununla birlikte bazı olayların oldukça kısa ve yüzeysel biçimde ele alındığı görülmektedir. Kitapta haritalar ve görseller kullanılarak anlatım zenginleştirilmeye çalışılmıştır. Bu yönüyle eser, Sovyetler Birliği tarihine giriş yapmak isteyen okuyucular için temel bir başlangıç kaynağı niteliği taşımaktadır.
Kısa SSCB TarihiSheila Fitzpatrick · Say Yayınları · 202237 okunma
·
44 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.