Kopenhag Serisi’ne kaldığım yerden 3. Kitap ile devam ediyorum
Serinin ilk iki kitabını daha önce okuyup yorumlayarak paylaşmıştım, merak edenler profilimde bulabilir. Bu kitapla birlikte hikâye bence biraz daha kararıyor ve derinleşiyor.
“Rıhtım”, varlıklı bir ailenin 15 yaşındaki oğlu Oscar’ın kaybolmasıyla başlıyor. Başta “ergenlik kaçışı” gibi düşünülüyor ama olay çok geçmeden bambaşka bir noktaya evriliyor. Dedektifler Jeppe Kørner ve Anette Werner ise hem Oscar’ın hayatını hem de o kusursuz görünen aile yapısını adım adım incelemeye başlıyor.
Soruşturma ilerledikçe sadece bir kayıp vakayı değil; saklanan sırları, göründüğü gibi olmayan ilişkileri ve o “kusursuz” hayatların aslında ne kadar kırılgan olduğunu okumaya başlıyoruz. En sevdiğim kısmı da buydu; hikâye katman katman açılıyor ve her şey yavaş yavaş yerine oturuyor.
Bu kitapta atmosfer gerçekten çok iyi. Kopenhag’ın o soğuk, mesafeli havası o kadar güzel yansıtılmış ki bazı sahnelerde gerçekten o rıhtımda yürüyormuşum gibi hissettim.
Başlangıcı biraz sakin, bunu söylemeden geçemem. Ama sabredince kesinlikle karşılığını veriyor. Sonlara doğru tempo artıyor ve “bir bölüm daha” diye diye ilerliyorsun. Finali de bence gayet tatmin ediciydi.
Karakterler yine çok gerçek. Dedektiflerin sadece vakayı değil kendi hayatlarını da okuyor olmak benim hoşuma gidiyor, hikâyeyi daha samimi hissettiriyor.
Kime öneririm?
• Atmosferi güçlü, karanlık polisiyeleri sevenlere
• Katman katman açılan, alt metni olan hikâyelerden hoşlananlara
• Sadece “ne oldu?” değil “neden oldu?” kısmını da merak edenlere
Ben seriyi gerçekten sevdim ve her kitapta biraz daha içine çekti beni. İlk iki kitabı sevdiyseniz bunu da seversiniz gibi geliyor
Sizce serinin en iyi kitabı hangisi?