Okurken olay örgüsüne kapılıp gittim okurken zamanın nasıl geçtigini anlamayacaksınız. Karakterler ve konuların bağlantısı o kadar ustaca ilmek ilmek işlenmiş ki, her bölümde taşlar yerine otururken kendinizi bir sonraki sayfayı heyecanla çevirirken buluyorsunuz. Son ana kadar katil zihninizde sürekli değişiyor; tam 'buldum' dediğiniz anda yazar sizi ters köşe yapmayı başarıyor.
Varlıklı bir ailenin 15 yaşındaki oğlu Oscar Dreyer-Hoff bir anda ortadan kaybolur. Herkes bunun geçici bir evden kaçma vakası olduğunu düşünürken, saatler geçtikçe durumun ciddiyeti ortaya çıkar. Hayatları kusursuz görünen zengin ailenin altındaki çatlaklar ortaya çıkmaya başlıyor. Aileye gönderilen gizemli ve kötü niyetli notlar, Oscar’ın yakın olduğu ögretmenin ölü bulunması ve en yakın arkadaşının sakladığı sırlar ve limanın karanlık sularına uzanan ipuçları... Dedektifler Jeppe Kørner ve Anette Werner, kendilerini bekleyen en zorlu ve yalanlarla dolu davanın içine düşerler. Oscar gerçekten kaçtı mı, yoksa büyük bir oyunun kurbanı mı oldu?
Rıhtım, türün meraklılarını hayal kırıklığına uğratmayacak, katmanlı bir polisiye. Eğer serinin ilk iki kitabı olan Kiracı ve Kelebek Evi’ni okuduysan, karakterlerin gelişimini takip etmek daha keyifli olacaktır. Ancak bağımsız bir polisiye olarak da okunabilecek kadar güçlü bir olay örgüsüne sahip
Kopenhag’ın rıhtımındaki o tekinsiz havayı iliklerinize kadar hissettiriyor. Sadece bir suç dosyası değil; Jeppe ve Anette’in kendi hayatlarındaki çıkmazlar ve iç hesaplaşmaları hikayeye müthiş bir insani boyut katıyor.