Bu kitap,Tanrı’yı inkâr etmekten çok, Tanrı hakkında bildiğini sandığın her şeyi sorgulatıyor sana. Özellikle Tanrı’nın adaletli, merhametli ve mutlak olduğu fikrini sürekli zorlayarak, insanı şu soruya getiriyor akıllara. “Ben gerçekten neye inanıyorum, yoksa bana öğretilene mi inanıyorum?” diye sormaktan kendini alamıyorsun.Ama aynı zamanda şunu da söylemek isterim: Bu kitap tek başına bir hakikat değil, bir itiraz metni. Yani içinde güçlü sorular var ama bu soruların karşı tarafını yeterince dinleyen bir yapısı yok. burada Turan Dursun'nun ,en büyük gücü,cesaretiyse, en büyük zayıflığı da bu cesaretin bazen onu tek yönlü düşünmeye itmesi. Okurken fark ediyorsun ki, o cevap arayan biri değil, daha çok “yanlış olduğunu düşündüğünü yıkmaya” odaklanmış biri.Kitap bittikten sonra zihnimde iki farklı ses oluştu. Biri şöyle dedi bana:“Gerçekten de bazı şeyleri hiç sorgulamadan kabul etmişim.”Diğeri ise şöyle itiraz ederdi: “Ama bu kadar karmaşık bir mesele bu kadar basit açıklanamaz.”Bu kitap okunmalı ama tek başına inanılmamalı bence.Çünkü bu bir son değil, bir başlangıç.