Puan vermedi·199 syf.····Okunma: 27 Şubat 2026 12:25 Paylaştığım zaman çok güzel yorumlar aldığım bir eserdi "Bir Kadının Penceresinden" arka kapak yazısını okuduğumda heyecanlanmıştım. Yasak aşk okumayı daha doğrusu insanı yasak aşka sürükleyen ruh halini okumayı ve bunun üzerine analiz yapmaya bayılırım. Aldatanı, aldatılanı sürekli karşılaştırır karakterleri tabiri caizse lime lime ederim. En derine inmeye hatta anlamaya çalışırım. Ama gelin görün ki bu eserde o istediğim tadı alamadım.
Öncelikle yazarımızdan bahsetmek istiyorum biraz.
Oktay Rifat, Türk şiirini sokağa indiren Garip akımının öncülerinden biri olmasının yanı sıra, kendini sürekli yenileyen çok yönlü bir edebiyat devi. Şairliğinin ötesinde titiz bir romancı ve oyun yazarı. İlk kez bir romanını okuyorum ve üzülerek beklentimin altında kaldığını söyleyeceğim.
1975 yılında yayımlanan bu roman, aslında oldukça dar bir zaman dilimine ve kapalı bir mekana odaklanmış. Hikaye, 1970'li yılların Türkiye’sinde, siyasi gerilimlerin ve toplumsal değişimlerin gölgesinde geçiyor. Filiz orta sınıfa mensup, evli ve çocuklu bir kadın. Kitapta Filiz'in genç bir devrimci ile yaşadığı yasak aşkı okurken aslında bir kadının iç dünyasını, evliliğini, özgürlük arayışını ve dönemin siyasi atmosferini bir "pencereden" izler gibi okuyoruz. Ancak bu eser öyle herkesin bir çırpıda okuyacağı türden bir macera romanı değil. Hatta bazı yerlerde temposu o kadar düşüyor ki, Filiz'in o durağan hayatı sizi de biraz boğabiliyor. Ama bence yazarın asıl başarısı tam olarak bu "boğulma hissini" okuyucuya geçirebilmesi.
Şaşırdığım noktalar da oldu. Örneğin; 1970'lerde bir erkek yazarın, bir kadının cinsel arzularını, hayal kırıklıklarını ve ev içindeki o görünmez emeğini bu kadar incelikli yazması takdire şayan. Bazen "Acaba Oktay Rifat gerçekten bir kadının zihnini mi okudu?" diye sormadan edemiyorsunuz.
İnsan psikolojisi, detaylı tasvirler ve dönemsel sancılar bana göre diyorsan bu kitaba bayılırsın. Ama olaylar hızlı aksın, aksiyon olsun dersen, kitabın başında o pencereden bakarken uyuya kalabilirsin. :) Okuyanların yorumlarını merak ediyorum.