·256 syf.····Okunma: 25 Mart 2026 14:59 “Geçmişime sevgi ve şefkatle bakmak isterken o zamanki saflığım şimdi canımı yakmıştı.”
Serinin ikinci kitabına başlarken, ilk kitabın o tempolu, seri cinayetlerle örülü ve aksiyon dolu atmosferini yeniden bulmayı ummuştum. Ne yazık ki bu kitap, o beklentiyi tam olarak karşılayamadı. Bu kez hikâye, daha dar bir çerçevede ilerliyor: Buse isimli trans bir kadının ölümü ve bu ölümün ardındaki sırlar Okurken insan ister istemez merak duygusuna kapılıyor olayın perde arkasını çözmek için sayfaları çevirmeye devam ediyorsunuz. Ama yine de bir eksiklik hissi var. Üstelik baş karakterimizin hâlâ bir isminin olmaması, serinin ikinci kitabına gelmişken bile bu detayı öğrenememiş olmak, bende hafif bir kopukluk yarattı.
Konu itibarıyla aslında oldukça çarpıcı bir zemin var: Buse, muhafazakâr ve oldukça ünlü bir siyasi partinin önemli bir ismiyle birlikte ve bu ilişkinin açığa çıkması, taraflar için ciddi sonuçlar doğurabilecek bir skandal niteliğinde. Karşıt görüşlülerin bu ilişkiyi ifşa etme çabası, hikâyeye politik bir gerilim katıyor. Ancak Buse’nin bir çete tarafından öldürüldüğünü bilmemize rağmen katilin kim olduğuna dair net bir sonuca ulaşamamak, hikâyeyi biraz havada bırakıyor. Kitabın en zorlayıcı yanı ise yer yer gereksiz detaylara boğulmasıydı. Özellikle baş karakterin fazlasıyla egolu tavırları ve bu detayların anlatımı, tempoyu düşürüp okuma deneyimini zaman zaman sekteye uğrattı. Yine de tüm bunlara rağmen “okunmaz” bir kitap değil. Daha çok çerezlik, hızlı tüketilen bir polisiye arayanlar için uygun. Özellikle queer temalı polisiye sevenlerin ilgisini çekebileceğini düşünüyorum. Serinin devam kitaplarını ise uygun bir zamanda okumayı planlıyorum.