Böyle şeyler ancak romanlarda olur…
Hayat bir tesadüfler silsilesi mi?
Tarih tekerrürden ibaret mi?
Yoksa kaderimizi yazmak bizim elimizde mi?
Fyodor Dostoyevski nin daha önce okuduğum, büyük ihtimalle olayların tekrarından sıkılıp, hafızamda yer vermediğim bir kitabıydı kendisi. Yeniden okudum ve gerçekten olayların birbirini tekrar etmesi bir yerde sıktı ama devam ettim.
İnsanları kaderlerini kendileri belirleyebilir mi? Ya aşk sandıklarımız?
Eserimiz Ivan adlı bir yazarımız ile başlıyor( büyük olasılıkla Dostoyevsky)
Annesini babasını kaybetmiş bir kimsesiz. Çocukları olmayan bir aile evlat edinir ve ailenin sonradan bir kızları olur.
Ivan Nataşa’ ya ( üvey kız kardeşi) aşık olur ve Nataşa’nın prensin oğlu Alyoşa ya aşık olmasıyla olaylar başlar.
Ivan’ nın olayı ise yaşlı bir dilencinin ölmesiyle başlar.
1837 yılının aile ve toplum ilişkileri, çarpık ilişkiler, çıkar ilişkileri, bu ilişkilerin ince ruhlu insanlar üzerindeki olumsuz etkileri, ve kader.
Kitabı özetlemek istemediğim için burada noktalıyorum.
Bu arada “Dostoyevsky ‘ nin Ezilenler kitabında bahsettiği iddia edilen “Aslan-Ceylan” hikayesi kesinlikle bu kitapta yer almamaktadır. Sanal ortamda her duyduğunuza inanmayın
Keyifli Okumalar.