Hasan Hayri Ateş'in bu kitabı o kadar yürek yaralıcıydı ki bazen bu hayatta boş yere yaşamışım hissine kapıldım. İnsanların bu denli hep acıyla yüzleşiyor olmalarına katlanamıyorum. Zorla insanları dilinden, dininden ve hayatlarından koparmak bu topraklarda moda oldu. Zorla alevi halkın inancını hiçe sayıp onların dinini yok saymak için köylere ve şehirlere cami yapıyorlar. Çocukları ailelerinden koparıp onları başka bir insan gibi yetiştirmeye çalışıyorlar. Bunu yaparken devletin tüm imkanlarını sonuna kadar kullanıyorlar. Bununla beraber insanların içine kapandıklarına tanık oluyoruz. Cunta darbesi devrimci gençlerin hayatlarını birer birer ellerinden alıyor. Kitap neredeyse üzüntü üzerine kurgulanmış. Olayların odak noktasındaki Ferhat'ın devlet eliyle kaybedilmesini konu alıyor. Çok üzücü bir durumla baş başa kalıyor insan. Bu hikâyenin bir yerinde de bende "Ferhat Kızılbayır Nerede?"
diye haykırdım. Bu ülkede nice insanlar suçsuz yere kaybedildi. Bir türlü akıbetleri ne oldu bilinmiyor.