Uğultulu Tepeler, okunacaklar arasında yoktu. Kütüphane görevlisinin önerisi üzerine okudum ve o gerçeği öğrendim...
Gerçek şu ki yazarımız bu kitabını basarken erkek bir isim kullanmış, çünkü o zamanlar kadın olmanın zorluklarıyla karşı karşıyamış.
Böyle bir eser yazacağım ve benim, kendi adımla basamayacağım. Düşüncesi bile kötü.
Kitabın konusu biraz dizi konusu gibi geldi. Tabii böyle başarılı bir esere, İngiliz edebiyatı için önemli bir yer olan kitaba dizi konusu demem haksızlık ediyor olabilir.
Ama karakterlerin ilişkileri, kuzen evlilikleri bana diziyi hatırlattı. Bir de çocukları durmadan karıştırdım. Kim kimin çocuğuydu, hangisi nasıl kuzendi gibilerinden.
Onun dışında çok fazla akıcı bir kitap diyebilirim. Ben 12 günde okuduğuma bakmayın, hemen bitecek bir kitap.
Kitabın konusu Loockwood ile başlıyor, bu karakterin konumunu Kürk Mantolu Madonna'daki isimsiz karakterine benzettim. Bizdeki karakter okuyarak öğreniyordu, Loockwood ise dinleyerek. Bayan Dean ne kadar kirli çamaşırı varsa ortaya döküyor resmen. :D
Kitapta çoğu karakterlerin sonu ölümle bitiyor. Sonuçta 1800'lerden bahsediyoruz ve o zamanlar bir grip bile tehlikeli olduğu zamanlar.
Uğultulu TepelerEmily Brontë