Konusu: Uykusuzlukla mücadele eden Farah
Tozlu'nun, Gurur Kalender tarafından kaçırılmasıyla değişen hayatını ve sarsıcı ilişkilerini işleyen bir kitap.
Benim yorumum: Kitaba başlarken tetikleyici unsurların ön planda olduğunu biliyordum. Saka ve Sanrı serisi çokça sevdiğim ve eğlendiğim bir seriydi ve Sarkaç ile bağlantılı olunca okumaya başladım. Önce pozitif yanlarını sonra da negatif yanlarını söyleyeceğim. Kitabı okuyan birçok kişi "Farah nasıl olur da nişanına gittiği bir adama aşık olur?" Diyip durmuş ama Farah'ın Gurur'a karşı öyle büyük hisleri yoktu sadece her genç kızın yolda yakışıklı bir erkek gördüğünde içinden "çok yakışıklıymış" deyip geçtiği, gelip-geçici hislere sahipti diye bu durum benim gözüme çok batmadı açıkçası. Farah'ın korkak bir karakteri var evet ama onda büyük bir karakter gelişimi olacağını hissediyorum çünkü Maral'ın kitaplarında karakter gelişimi olmazsa olmazdır. Okurken keyif aldığım sahneler oldu. Özellikle Farah'ın şehir dışından kuzenleri gelince işte şimdi kurgu tam anlamıyla başladı dedirtti.
Negatif yanlarına gelecek olursak. Demet'in sürekli kızına "çirkin ördek" demesi benim biraz gözüme battı. Sanki makyaj yapmayan, dekoltesiz giyinen kızlar güzel değildir iması yapılmış gibiydi ve kadınlar bir nevi objeleştirilmiş gibi hissettim. Öte yandan Farah'ın gördüğü şid*et'i okurken de epey rahatsız oldum, bence böyle bir sahneyi okumasak da olurdu. Bu arada ben kıskançlık sahnesi okumaktan da izlemekten de nefret eden bir insanım ve dişlerimi sıkarak okumaktan dişlerim ağrıdı. Gurur, Farah'ın sosyal medyadan paylaştığı fotoğrafı sildirmesi sinir etti o yüzünden kitaba 1 hafta ara verdim. Keyif aldığım sahneler ile almadığım sahneleri bir tartıya koysak keyif almadıklarım ağır basar. Çok tatsızdı o sahneleri okumak. Özellikle günümüzde kadın ci*ayetleri oranının "kıskanç, baskıcı, özgüveni eksik ve agresif" erkekler yüzünden yüksek olduğu düşünülünce okumasanız da olur dedirten bir kitap.Son olarak tabii ki klişeleşmiş bir şey var ki... Ana karakterler tanışmadan önce hayatlarında bir kadın/erkek varsa o kadın/erkek ya onu aldatmıştır, ya aralarındaki bağ sevgiden fazlası değildir ya da arkasından bir iş çevirmiştir oluyor bu sayede ana karakterlerin bir araya gelmesinde bir sakınca olmuyor. İzlediğim tüm dizi/filmlerde ve okuduğum birçok kitapta bu işler böyle yürüyor. Ben web sitesine yazılan ile bastrılan arasında fark olur diye düşünüyordum. Tetikleyici unsurların olduğu sahnelerde okuru rahatsız etmeyecek şekilde üstünden hafif ilerler diye düşünmüştüm ama düşündüğüm gibi olmadı. En korktuğum şey kitabı daha küçük yaşta birisi okuyupta gerçek aşkın böyle olduğunu sanması olur. Gerçek aşk kısıtlamamaktır, değer verdiği birinin düşüncelerine de değer vermesi demektir. İki makyaj dekolteye değil, kişiyi gerek sivilcesiyle/makyajıyla, gerek dekolteli/salaş kıyafetleriyle gerek ise diş telleriyle, kısacası her şeyiyle sevmek demektir. Doğru tercihleri yapmanız ve doğru kişiyi sevmeniz dileğiyle...