Puan düşürmemek ve linç edilmemek uğruna baştan belirtmek istiyorum. Bu benim ÖZNEL düşüncelerim. Seviyorsanız beni ilgilendirmez, saygı duyarım.
En başta şunu söyleyeyim, ben Sarkaç’ı okumadım. Ne Wattpad’te, ne de basıldığı zaman okumadım. Çok fazla spoiler yediğim için bu incelemeyi yazmak istiyorum. Yazar hakkına da girmemek için puan vs. vermiyorum. Okumak ya da okumamak size kalmış.
Sarkaç / Saka ve Sanrı serileri bağlantılı. Gurur karakteri SvS’da geçiyor, yanlış bilmiyorsam Karun falan da Sarkaç’ta geçiyor.
Ama bu evrenin bir sıkıntısı var.
Karakterler ve okuyucular aşşşırı toksik.
Ve bu şaka değil.
Herhangi bir sosyal mecrada bu iki seri ile ilgili en az bir video görmüşsünüz diye varsayıyorum. SvS’de Bige’nin saçma salak intikamlarını “güçlü kadın” adı altında abartırlar, Karun aynısını yapsa adamın sövülmedik akrabası kalmaz oysa.
Ama bunu SvS incelememe saklamak istiyorum çünkü gidip içimi dökesim var :>
Dönelim Sarkaç bebeğe.
Gurur sağlıklı bir adam değil, Gurur sağlıklı bir adam değil.
17 tane deli raporu var kitapta.
Arkadaşım siz ne yaşıyorsunuz? Bu adamı seven okurların yarısı ülkede kadın cinayeti işlendiği anda feminizm diye bağırmaya başlıyor. Sonra gurur geliyor iki hareket yapıyor gururum gururum diye geziyorlar.
Siz iyi misiniz? Aklınız yerinde mi?
Fanları çok küçük yaştaki kişilermiş gib geliyor. Sağlıklı bir insan gururun bu davranışları normalleştirmez çünkü. Ayrıca Allahınızı seveyim o Faraha o Leyla’ya yaptıkları normal mi bu adamın? Bir Leyla’ya gider, bir Faraha.
Maşallah her yana sekiyor.
Kitabı okumak isteyen terk etsin, biraz detaya gireceğim.
Nasıl başlayacağım, anlatacağım, noktalayacağım inanın hiçbir fikrim yok ve direkt gelecek linç bile umurumda olmadan başlıyorum eleştirmeye.
Kitabın kendi içinde çok sorunlu olduğunu söyleyerek başlıyorum. Bu yazım tarzından kaynaklı ve oraya değineceğiz. Kitabın zaten +18 Mafya kurgusu olduğunu da biliyorum, bana had bildirmeye gerek yok.
1- Gurur Karakteri Bipolar.
Karakterin deli raporlu olduğunu bildiğimden yazarın kendi anlatış tarzı olduğuna bağladım Gurur'un konuşmalarının sahneler içerisinde değişip durmasını. Fakat nasıl bir bipolar karakterse diğer karakterleri de etkileyerek tüm herkesi etkiliyor ve herkesin davranışı hızlı hızlı değişiyor kitapta. Evlenme sahnesinde 'intikam alacağım' diye bahsetmesinden birkaç paragraf sonra Farah'a 'benimle evlenmenin' neresi kötü diyerek anlar yaşatmasını mı birisi öldüğü zaman delirip başka yere geçtiklerinde erotizm anlarının nüksetmesi mi bilemedim gerçi. Mafyanın adam öldürüp hayatına normal devam ettiğini düşünerek sonuçta bunun bir sıkıntı olmayacağı görüşündeyim fakat birisini toplum içerisinde vurup sonra hiçbir şey olmamış gibi Farah ile aralarında cinsel gerilimin arttırılması ya yazarın hatası ya da gerçekten Gurur'un nasıl bir enerjisi varsa herkesi etkilemesinden.
2- Gereksiz Karadeniz Komedisi.
En çok gözüme batan da bu oldu. Ciddi anlar içerisine bir anda kaynayan bu Karadeniz ağzının mantığını bir türlü çözebilmiş değilim. Ortamın yumuşatılması beklenilmiş, okuyucunun üzerinden gerilimi almayı hedeflemiş olabilir sevgili yazar ancak bakıyorum da bir ağırlık olması gereken kısımda aniden gelen bu Karadeniz ağzı gülünç olmaktansa acınası bir tını, acı bir tat bırakıyor ağzımda. Yüzümün aldığı şekilden dolayı sanırım yüz felci geçirmiş
Kitabı Gurur Ordu'lu olduğu için aldım çünkü ben de Ordu'luyum. Ordu'da geçen sahneler olduğunu duyunca, kitap da hayli popüler olunca çıkar çıkmaz aldım. Keşke almasaydım.
SvS ve Sarkaç ayrı seriler ama bağlantılı olduğundan önce SvS okumak gerekiyormuş sanırım. Saka Ve Sanrı'dan çok spoiler yedim bu yüzden. Ben önce Sarkaç'a başladığımdan anlarken çok güçlük çektim. Aile yapılarını anlamak zor. Kim kimin amcası, babası, kardeşi.... Eğer SvS okumadan başlamak istiyorsanız bence bir daha düşünün.
Gurur Ordu'lu evet. Sarışın, yeşil gözlü, şive falan. Ordu'da böyle bir fenotip yok. Şive hiç yok. Sinirlenince de yok. Koçari birazcık bile yok. Bir Karadenizli olarak (çoğu Karadeniz şehrini bilen biri de olarak) yaşlı insanlar bile böyle konuşmuyor. Gerçekçi değil.
Farah Tamam Farah, tamam girl, en sensin. En masum sensin, en saf sensin, en korkak sensin, çok kötü geçmişin. Tamam Farah. Yeter. Sürekli salağa yatmasından bunaldım.
Hedef kitle çok belirsiz. Ne yetişkin okur kitlesine hitap edecek kadar olgun ve başarılı ne de çocuk kitleye hitap edecek kadar masum ve temiz.
Hem kitlesi hem de kendisi o kadar toksik bir kitap ki. Abi kitap bir mafyanın bir kızla zorla evlenmesini anlatıyor??? Ülkenin güncel durumu içler acısıyken bir kızın babasının düşmanı olan onlarca rapor ile kanıtlanmış deli bir mafya tarafından kaçırılıp zorla evlendirilmesini nasıl bu kadar rahat okuyor insanlar? Sayfa 314'deyim, saçma kissler, saçma fetiş muhabbetleri falan döndü durdu. Ama hala karakterlerin arasında net bir şey yok. Abi önceki gün öptüğün kıza nasıl sonraki gün kardeşim gibi diyebilirsin. Delirmelik. Of
Kitabı çogunlukla beğenmedim.
Aslında okuması zevkli ve konusu güzel ama karakterler tam bir facia bence.
Öncelikle, Gurur çok saçma davranıyor, bi Leyla ya bi Farah a gidiyor. Asla karar veremiyor. Olanlar bişekilde faraha patlıyor. Üstelik farah ı çok hafife alıyor ve çok küçümsüyor. Ona bebek gibi bakması da saçma.
Ayrıca 17 tane raporu olmasına rağmen nasıl gözaltında falan tutulmuyor, bilmiyorum herkese saldırıp sırf milyardersin diye polisin bisey yapmaması çok saçma. Bide abisi yüzünden delirip ateşten korkması falanda saçma. Bence erkek karakter dediğin güclü, cesur ve korkusuz olmalı. (kesinlikle)
Farah a gelince (bence) tam anlamıyla iğrenç bi karakter.
Çok korkak ve asosyal. Ayrıca neden bu kadar bilgisiz davranıyor ki? Bence tam bir saçmalık. Ben bıktim yani bu çocuk çocuk davranışlarından. Hiç bişey bilmiyormuş gibi bir izlenim yaratmasıda çok berbat.
Herşeye ağlıyor hiç bi şey yapamıyor. Tam 3 yıl boyunca evden çıkmaması da çok sacma, bir kere bile Gurur a sormuyor. Sonra şu akrabalarına hiç bişey söylemiyor kız adeta laf sokmayı, aşağılamayı, yada alay etmeyi bilmiyor. Çok sıkıcı bir karakter.
Üstelik Gururu aşşırı derecede kafaya takmış, adam onla olmak istemiyor, leylayı seçiyor. Hatta babasını iflasa sürüklüyor ama Farah bi türlü ondan vazgeçemiyor. (Umarım Farah 2. Kitapta biraz daha cesur olur buarada)
Gelelim Melek e bu kız benim favorim (o yüzden yazmak istedim), kız kanser olmasına rağmen çok güçlü, cesur ve özgüvenli. Asla vazgecmiyor ve hastayım diye eve falanda kapanmıyor. Onun yerine birilerinin saçını başını yoluyor.(orası çok tatlıydı)
Ve Şeref,(gururun abisi)
Ben Gururun onun yüzünden delirmesine rağmen kitapta bu karakterden az bahsedilmesini anlayamadım. Bence daha fazla bahsedilmeliydi.
(Ama 2. Kitapta da fazla
“Ben bir canavar değilim, Farah. Öyleysem bile senin hikayendeki canavar olmak istemiyorun.”
Deli Dediler Geldik: Gurur Kalender Gerçeğiyle Yüzleşme!
"Herkes bana 'Sarkaç'ı oku, Gurur Kalender ile tanışmazsan çok şey kaybedersin' deyip duruyordu. Mahalle baskısına daha fazla dayanamadım ve sonunda tanıştım... Ve tek kelimeyle: WAOW!
Hani karakter için 'deli' derler de, biraz asabi sanırsınız ya? Yok arkadaşlar, Gurur bildiğiniz raporlu deli çıktı! Bu kadar ağır travmaları olan, sağı solu belli olmayan bir adam beklemiyordum. Ama o karanlığın içinden Farah'a karşı gösterdiği o merhamet yok mu... (Tamam, bu kısmı biraz bekliyordum, sonuçta dark romance okuyoruz, hakkını verelim ).
Kitap tam bir duygu lunaparkıydı. Okurken o kadar eğlendim ki! Başlarda Farah sakindi ama 'üzüm üzüme baka baka kararır' misali o da sonunda Gurur'un frekansına girdi. İkisinin atışmaları, o delilik halleri efsaneydi.
Ve tabii ki DEMET! Farah'ın annesi, kitabın gizli starı olabilir mi? Gurur ile diyaloglarında gülmekten yıkıldım, harika bir detaydı.
Ama... O son neydi öyle? İkinci kitaptan verilen o kesit beni benden aldı. Ah Farah, içim parçalandı sana. Gurur’a hem aşık oldum hem de beni saç baş yoldurttu. Kaybedeceğini bile bile o hataları yapması... Çok kızgınım ama bir o kadar da meraklıyım. Bakalım devamında bizi hangi delilikler bekliyor? "
Kalender Dünyasına Zorunlu Giriş
Ne yalan söyleyeyim, bu kadar kilit bir intikam hikayesi beklemiyordum! Gurur'un nişanlısının cansız bedeninin Farah’ın amcasının deposunda bulunmasıyla başlayan bu hikaye, intikamın ne kadar yıkıcı olabileceğinin kanıtı. Gurur, Farah’ı para için değil, acı çektirmek için karısı yapıyor. “Kurma Bebek” metaforu bu kadar sert ve isabetli olamazdı. Kitabın ilk sayfalarından itibaren o zehirli ve zoraki ilişkiye
Hayatımda okuduğum en iyi wattpad kitaplarından biridir kendisi
Ana karakter Farah Tozlu ve Gurur Kalenderin arasında geçen inişli çıkışlı o ilişkiyi çok çok okuduğumuz ve okuyacağımız bir kitap
Merhabaaaa, uzun süredir buraya hiç uğramadım. Dün attığım alıntıyı es geçersek tabii. Bu kurguyu Wattpad'de okudum ve her şekilde okuduğumu düşünüyorum.
Her neyse başlayalım. İlk olarak, bu kitap Wattpad alemine ilk giriş yaptığımda okuduğum ilk kitaptı. Ben de yeri ayrı olsa da son bölümler sıktı. Tabii 1 kitaptaki değil, 3 kitaptaki son bölüm. Güzel bir kurgu şahsen bana göre konusu da özgün.
Zaten kitabın alt başlığı kurma bebek. Bu nedenden dolayı Farah çok güçsüz bir karakter diyemeyeceğim. Kadın karakterin geçmişini okuyan biri olarak söylüyorum ki, bence Farah Maral'ın en güçlü karakterlerinden biri.
Siz belki 'güçlü' ögesini fiziksel olarak düşünüyor olabilirsiniz. Ama benim için güçlülük; geçmişinde yaşadığı ne tür acılar varsa bunları arkasında bırakarak kendisine yeni bir sayfa açan her kimse.
Kitapta Gurur karakteri, ilk 10 bölüm nefret ettiğim bir karakterdi. Sonrasında alışmaya başladım ve içim ısındı. Ama Karun'a ısındığım gibi ona ısınamadım. İki karakter de çok güzel yazılmış. Ki bence burada Maral kendi yazım dilini çok ortaya atmış.
Benim için ilk bölümler bir ganimet değerinde. Ne yazık ki okuduğum bir kitabı tekrar okursam bana cringe geleceği için okuyamıyorum. Denedim ama ilk bölümde yapılan hatalardan sonra kitaptan bir gıdım soğudum. Neredeyse Maral'ın seri olarak iki kitabını okudum. Ama eğer kitap sayısını sorarsak muhtemelen 5 kitabını okudum.
Maral Atmaca
Böyle devam etmen dileği ile, ama lütfen sarkaç kurgusunu yazmaktan artık hoşlanmıyorsan kitabı askıya almanı öneririm. Kendi şahsi düşüncem ve yazımın bana batmıyor.
Konusu: Uykusuzlukla mücadele eden Farah
Tozlu'nun, Gurur Kalender tarafından kaçırılmasıyla değişen hayatını ve sarsıcı ilişkilerini işleyen bir kitap.
Benim yorumum: Kitaba başlarken tetikleyici unsurların ön planda olduğunu biliyordum. Saka ve Sanrı serisi çokça sevdiğim ve eğlendiğim bir seriydi ve Sarkaç ile bağlantılı olunca okumaya başladım. Önce pozitif yanlarını sonra da negatif yanlarını söyleyeceğim. Kitabı okuyan birçok kişi "Farah nasıl olur da nişanına gittiği bir adama aşık olur?" Diyip durmuş ama Farah'ın Gurur'a karşı öyle büyük hisleri yoktu sadece her genç kızın yolda yakışıklı bir erkek gördüğünde içinden "çok yakışıklıymış" deyip geçtiği, gelip-geçici hislere sahipti diye bu durum benim gözüme çok batmadı açıkçası. Farah'ın korkak bir karakteri var evet ama onda büyük bir karakter gelişimi olacağını hissediyorum çünkü Maral'ın kitaplarında karakter gelişimi olmazsa olmazdır. Okurken keyif aldığım sahneler oldu. Özellikle Farah'ın şehir dışından kuzenleri gelince işte şimdi kurgu tam anlamıyla başladı dedirtti.
Negatif yanlarına gelecek olursak. Demet'in sürekli kızına "çirkin ördek" demesi benim biraz gözüme battı. Sanki makyaj yapmayan, dekoltesiz giyinen kızlar güzel değildir iması yapılmış gibiydi ve kadınlar bir nevi objeleştirilmiş gibi hissettim. Öte yandan Farah'ın gördüğü şid*et'i okurken de epey rahatsız oldum, bence böyle bir sahneyi okumasak da olurdu. Bu arada ben kıskançlık sahnesi okumaktan da izlemekten de nefret eden bir insanım ve dişlerimi sıkarak okumaktan dişlerim ağrıdı. Gurur, Farah'ın sosyal medyadan paylaştığı fotoğrafı sildirmesi sinir etti o yüzünden kitaba 1 hafta ara verdim. Keyif aldığım sahneler ile almadığım sahneleri bir tartıya koysak keyif almadıklarım ağır basar. Çok tatsızdı o sahneleri okumak. Özellikle
SARKAÇ #kitapyorumu
"Biz seninle farklı hikâyelerin kahramanlarıyız. Ama sorun şu ki ben senin masalında olmayı daha çok sevdim."
Zoraki intikam evliliğiyle başlayıp ilerleyen zamanlarda duygusal bir ilişkiye dönüşen nefretten aşka temalı çok da severek okuduğum bir kitap önerisiyle geldim sizlere. Saka ve Sanrı serisinden tanıdığımız Gurur Kalender'in hikayesi... Adamımız deli gibi görünse de hatta 17 kayıtlı raporu bulunan bir hasta olarak betimlense de aslında çok katmanlı bir karakter, görünenin aksine hiç de anlatıldığı gibi değil. Farah, kırılgan ruhlu uykusuzlukla başı dertte olan ancak bir sarkacın ritmiyle huzur bulan psikolog bir kadın. Düşman aileler, intikamla başlayan evlilik ve travmatik geçmiş...
Karakterlerin zihinsel durumları, travmaları ve içsel dönüşümleri aşırı iyi işlenmiş. Kitabın en baskın yönlerinden biri bu. Her iki karakterin de çocuklukta yaşadıklarının oluşturduğu travmaları var ve ikisi de birbirlerine bu konularda destekti. Gurur'un eski nişanlısı Leyla'nın Farah'ın babasının deposunda öldürülmesiyle Gurur intikam yoluna giriyor evlilik sebepleri de bu aslında. Gurur herkese karşı Farah'a kötü davranıyor gibi gösteriyor ama yalnız kaldıklarında öyle düşünceli şefkatle yaklaşıyor ki Farah bu durumlara kayıtsız kalamıyor etkilenmemesi mümkün değil. Özellikle masal okuma kısımları... Leyla ve Farah'ı sürekli karşılaştırdım. Leyla Gurur'u olduğu gibi sevmiyor ama Farah öyle değil her yönüyle onu sahipleniyor değiştirmek istemiyor. Farah'ın kurma bebek hallerinin zamanla kendi kararlarını vermesine asıl gücünü keşfetmesine doğru ilerlemesi hoşuma gitti ki bunu daha çok ikinci kitapta okuyacak gibiyiz. Çiftimin toksik bir ilişkileri var aralarındaki diyaloglar aşırı keyifli. Farah'ın annesi Demet'e bayıldım Gurur ile olan her sahnelerinde
Çoğu kişi kötü tepki vermiş ama bence muazzam ötesi bir kitapp farahınn o manipülasyonu ben bile bazen bilmeme rağmen inanıyorum sonra gururun durum Leyla dan sonra düzeldiğini gördüm bence şans verilmeli
Maral Atmaca, 1991 yılında Aksaray’da doğmuş genç ve üretken bir yazardır. Özellikle fantastik ve bilim kurgu türlerinde kaleme aldığı romanlarla tanınan yazar, gizemli kimliğiyle de dikkat çekmektedir. Yaralasar kitabının yazarı Maral Atmaca’nın hayatı ve özel yaşamı hakkında çok fazla bilgi bulunmamakta; bu da onu takipçileri için daha da merak uyandırıcı bir isim hâline getirmektedir. Kimliğini ve hayatını sır gibi saklayan Maral Atmaca 4 çocuk annesi bir ev hanımıdır. Yazar yaşantısına İstanbul'da devam etmektedir.