Puan vermedi·352 syf.····Okunma: 25 Mart 2026 23:17 Kaan Murat Yanık’ın Sular Üstünde Gökler Altında, diyerek iki maviliğin arasına İnsanoğlunu yerleştirir maviliklere sınır çizilmez ama insanoğlunun hikayesinin sınırları vardır. Yazar bu eserde yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmaz; okurun kalbine usulca dokunan, onu kendi iç dünyasıyla baş başa bırakan derin bir yolculuğa davet eder. Bu romanı okurken insan, sanki dalgaların üzerinde sürüklenir gibi olur; bir yandan gökyüzünün sonsuzluğuna bakarken, diğer yandan kendi içindeki boşluklarla yüzleşir.
Eserde mekânlar ve zaman, yalnızca birer arka plan değil; duyguların taşıyıcısıdır. Denizlerin enginliği, gökyüzünün sınırsızlığı, insanın içinde büyüyen özlemleri ve kırgınlıkları simgeler. Sular üstünde olmak belirsizliği ve akışı gökler altında olmak ise kaderin kaçınılmazlığını simgeliyor. Yazar, bu imgeler aracılığıyla okurun kalbine ince bir hüzün bırakıyor. Okurken kimi zaman geçmişin izleriyle karşılaşır, kimi zaman da hiç fark etmeden kendi hayatınıza dair sorular sormaya başlarsınız.
Romanın kalbinde yatan asıl mesele, insanın kendini bulma çabasıdır. Karakterlerin peşinden giderken aslında şu soruların yanıtını ararız: insan nereye aittir? Doğduğu toprağını yoksa hayallerinin peşinden sürüklendi bilinmez diyarlara’a mı? Yanık, karakterlerinin iç dünyasındaki fırtınaları betimlerken oldukça zarif bir hüzün kullanıyor. Sevda, sadece iki insan arasındaki bir bağ değil; bir ülküye, bir kitaba veya bir geçmişe duyulan o devasa özlemin adı haline geliyor.
Karakterler, sanki gerçek hayattan kopup gelmiş gibi. Onların yaşadığı iç çatışmalar, pişmanlıklar ve umutlar, okuyucunun yüreğinde yankı buluyor. Her bir karakterde kendinizden bir parça bulmanız mümkün. Bu da romanı sadece okunup biten bir eser olmaktan çıkarıyor ; hissedilen, yaşanan ve hatırlanan bir deneyime dönüştürür.
Kaan Murat Yanık’ın dili ise son derece zarif ve içtendir. Yer yer şiirsel bir akış kazanan anlatım, duyguların yoğunluğunu daha da artırır. Bazı cümleler vardır ki, okuduktan sonra bir süre durup düşünmek isteriz; çünkü o cümleler yalnızca hikâyeye değil, sizin hayatınıza da dokunur.
Sonuç olarak Sular Üstünde Gökler Altında, gökyüzünün sonsuzluğuna bakıp kendi içindeki derinliği keşfetmek, kendine doğru yaptığı sessiz ama derin bir yolculuğun pusulası niteliğinde bir hikâyedir. Bu eser, okuyucunun zihninde değil, kalbinde iz bırakıyor. Sayfalar kapanır, ama hissettirdikleri uzun süre sizinle kalır; tıpkı uzak bir denizin kıyısında bırakılmış bir anı gibi…
Bir alıntı ile bitirmek gerekirse; “ Umut etmeye ve masalların içinde kaybolmaya ihtiyacımız var hayat karşısında başka türlü direnmeyiz.”