·265 syf.····Okunma: 25 Mart 2026 00:00 Kemal Sayar bu eserinde, insanın içine işleyen, hakikat kokan yaralara incelikle dokunuyor. Yalnızlığın sessiz ağırlığından ölümün kaçınılmaz gerçeğine, teknolojinin ve bilimin kötü niyetli ellerde nasıl bir felakete dönüşebildiğine kadar uzanan geniş bir yelpazede, derin ve sarsıcı tespitler sunuyor.
Kitabın adı ise adeta metnin ruhunu taşıyor: Varlık sahasında yer almak, “ben de varım” diyebilmek, hakiki bir cesaret ister. Çünkü insan için belki de en kolayı, kendi kabuğuna çekilip varlığına dair hiçbir iz bırakmadan yaşayıp gitmektir. Oysa asıl mesele, varlığını duyurabilmekte, dünyaya bir anlam bırakabilmektedir.
"Bir kitapta buluşmak aynı kırbadan su içmek gibidir: Seninle konuşmak, seni anlamak ve sana kendimi anlatmak istiyorum. Suyum var, ama sadece bir çift söz edebilmek için senin suyundan istiyorum."
"Bu hayatın bir sonu olduğunu ve bir gün herkes gibi toprağın altındaki o serinliğe uzanacağımızı da biliriz. Her geçen gün, ölüme bir gün daha yakınızdır. Kolay mıdır bu gerçekle baş etmek? Kolay değildir elbet ve bu yüzden yiğitlerin mesleğidir "ölmeden evvel ölmek."
"Çin Hükümeti Tienanmen meydanında özgürlük için toplanan gençleri kurşunladıktan sonra ailelerine birer zarf göndermiş. Zarfın içinde bir fatura varmış: Gençlerin bedenlerine saplanan kurşunların faturası!"
Bir yetişkinin ölümü geçmişin ve bugünün ölümüdür, bir çocuğun ölümü ise yarının ...
Keyifli okumalar dilerim..