Kabil’in huzurlu mahallelerinde uçurtma uçuran iki yakın arkadaş Amir ve Hasan’ın masum çocuklukları, bir anda korkunç bir ihanetle gölgelenir.
Yıllar sonra Amerika’ya sürgün düşen Amir, geçmişinin ağırlığı altında ezilirken, eski vatanının Taliban zulmü altındaki acısıyla yeniden yüzleşmek zorunda kalır.
Sadakat, suçluluk ve bağışlanma arayışı, hem kişisel hem de ülkesinin trajik hikayesiyle iç içe örülür. Hosseini, kendi çocukluk anılarından ve Afganistan’ın gerçek tarihinden beslenerek kaleme aldığı bu romanda, savaşın, göçün ve insanın içindeki en karanlık gölgelerin ortasında umudu ve ikinci şansları resmeder.
Dostluğun en masum halini, ihanetin en acı yükünü ve kefaretin en zorlu yolunu hissetmek istiyorsanız Uçurtma Avcısı'nı okuyun derim.