Sait Faik Abasıyanık’ın "Kayıp Aranıyor"u, benim için bir romanın sınırlarını aşan; İstanbul’un o nemli, o iyot kokulu ve o çok sesli sokaklarında bir hayalet gibi dolaşan "insanlık onuru"nun ve o dervişçe "hürriyet" arayışının en berrak, en mahzun dökümüdür. Sait Faik, bu eserinde kelimeleri birer balıkçı ağı gibi fırlatır ruhumuza; o ağa takılanlar ise sadece hikâyeler değil, modern dünyanın o sahte, o riyakâr ve o "muhannet" yüzünden kaçıp kendi içsel adasına sığınmak isteyen bir kadının, Nevin’in o vakur çığlığıdır.
Edebi bir düz yazı ile bu firar arzusunu dile getirmem gerekirse; bu kitap, burjuvazinin o boğucu konforundan, o "el âlem ne der" hapishanesinden, bir balıkçı kasabasının samimiyetine, bir avuç gökyüzüne ve bir tutam insanlığa sığınma hikâyesidir. Nevin, o yüksek duvarların, o boş konuşmaların ve o maskeli baloların ortasında "kaybolurken"; aslında kendi hakikatini, kendi saf "benliğini" aramaktadır. Okurken şunu iliklerimde hissettim: İnsanın asıl kaybı, bir adreste bulunamaması değil; kendi vicdanının sesini, o içindeki o "küçük insan"ın safiyetini yitirmesidir.
Sait Faik’in dili, tıpkı Marmara’nın o uykulu dalgaları gibi; süssüz, iddiasız ama derinlerinde devasa bir şefkat ve büyük bir isyan taşır. O, "Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey," derken; aslında Nevin’in şahsında hepimize o sönmez, o mağrur ve o kadim "vefa"yı hatırlatır. "Kayıp Aranıyor" ilanı, aslında bütün bir insanlık içindir; biz o samimiyeti, o hesapsız dostluğu ve o çıkarsız aşkı nerede düşürdük? Yazar bize şunu fısıldıyor: Bazı kayıplar, ancak dünyadan tamamen el etek çekip kendi "ada"na vardığında bulunabilir.
Nihayetinde bu kitap, benim için bir "hürriyet" manifestosudur. Sait Faik ile beraber anladım ki: En büyük özgürlük, başkalarının seni koyduğu o daracık kalıplardan kaçıp, bir sahil kahvesinde bir çay içerken duyduğun o "hiç kimse" olma huzurudur. Kitap bittiğinde zihnimde kalan; ne o İstanbul tasvirleri, ne de o hüzünlü sonun detaylarıdır; sadece o sönmez, o mağrur ve o berrak feryat: "Ben kaybolmadım; sadece sizin o sahte dünyanızdan, kendi hakiki yalnızlığıma sığındım."