Struma, Mavi Alay
8/10
·481 syf.··
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 10:38
Sevgili okurlar, sevgili yazarlar, sevgili Bostonlular, sevgili Bodrumlular, sevgili İstanbullular, sevgili Romalılar... Kitabı az önce bitirdim ve sıcağı sıcağına düşüncelerimi yazıyorum. Birinci şahıs bakış açısıyla ve bir kadının dilinden anlatılan kitabı genel olarak beğendim. Kitabın dili sade, kitap akıcı ve okuyanı yormuyor. Tarihsel olayları kurgu ile romanda bir araya getiren Livaneli; Ortadoğu'da yer alan sorunlara korkusuzca değindiği, yer yer toplumu sert bir şekilde eleştirdiği, kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikleri anlattığı için 8 puanı benden almıştır. (Mavi Alay, Struma olayı gibi tarihsel gerçekliklere yer vererek kitabın gerçekliğini arttırmıştır.) Peki neden 9 veya 10 puan değil de 8 puan verdim? Dikkat spoiler içerir. Kitap aslında üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm; roman kahramanımız ve anlatıcımız olan Maya'nın işi gereği refakat ettiği Alman Profesör Maximilian Wagner ile tanışması ve profesörün Struma olayı ile ilgili geçmişi kurcalamasından korkan Türkiye, İngiltere ve Rusya'nın gizli servislerinin (istihbarat birimleri) devreye girmesi ile başlıyor. Bu bölümde gerilim yaratılmış, olaya gizem de katılarak polisiye bir hikâye çıkacağı izlenimi verilmiştir. Fakat kitabın ilerleyen bölümlerinde; bu istihbaratçılık meselesi, gelişme ve sonuç bölümüne bağlanmaktan çok uzak kalmıştır. Hatta Türk, İngiliz ve Rus istihbaratı kitabın başıyla birlikte yok olup gitmişlerdir. İkinci bölüm; Profesör Maximilian Wagner ile Yahudi asıllı Nadia arasındaki aşk hikayesi ile devam ediyor. Aşk hikayesinin içine giremedim. Bizim yazarların yabancı karakterler üzerinden işlediği aşk hikayeleri hep eksik veya yavan kalır, beni tatmin edemez. Yabancı bir aşk hikayesinde ahlamak, vahlamak inandırıcı gelmedi, nerede kaldı o aşk hikayesine konu olan Almanların, soğukkanlılığı! Üçüncü bölüm; umutsuz ev kadınlarına yazılmış. Biraz acımasızca oldu ama hakikat değişmiyor. Ana hikâyeden kopuk olan bu bölümde Maya'nın kendini bulması, özgür kadın profili oluşturması bende bu izlenimi oluşturdu. Nasıl ki her şeyi başarabilecek erkek profili yanlış ise aynı şekilde her şeyi başarabilecek kadın profili de yanlıştır. Doğrusu her şeyi beraber başarabilecek insan profilidir. Ayrıca Alman Profesör kendi geçmişinin izlerini taşıyan evraklara, fotoğraflara kendisi ulaşabilecekken bunu Maya'nın yapması kitaba olan inandırıcılığımı etkilemiştir. Hele kitabın sonunun mistik sonlu bitmesi, beni hikâyeden iyice uzaklaştırdı. Son olarak; nerdeyse bütün erkeklerin gömüldüğü (Alman Profesör ve Maya'nın dedesi hariç), bütün kadınların ise övüldüğü hatta çoğu yerde buram buram erkek düşmanlığı kokan satırlar da gözümüzden kaçmadı. Kadınları önce ezik, ezilmiş gösterip sonra onları yüceltmek çok iyi bir pazarlama stratejisidir. Elif Şafak'ın Aşk kitabında da bunlara tanıklık etmiştik. (Son büyük meriç bükücü Schopenhauer, mezarından kalk. Sensiz piyasaya kimler, nasıl hakim olmuş) İyi okumalar diliyorum.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,1bin okunma
·
30 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.