Gönderi

Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Bir klasikten beklediğim ne varsa fazlasıyla bulduğum bir okuma oldu; üstelik bu kadar incecik bir kitabın böylesine yoğun bir duygu ve düşünce dünyası kurabilmesine hayranlık da duyarak. Paul ile Virginie romantik akımın etkisini buram buram hissettiren; doğa tasvirlerinin neredeyse bir karakter gibi ele alındığı, aşkın ise tam beklediğimiz gibi saf, masum ve biraz da kaderin eline bırakıldığı, insanın içini yumuşatan, dingin ama bir o kadar da derin bir eser. Kitabın adına bakıp yalnızca bir aşk hikâyesi anlattığını düşünmek ise büyük bir haksızlık olur. Çünkü sınıf farklılıkları, dönemin sömürge düzeni, ahlaki öğütler ve siyaset gibi son derece güçlü bir toplumsal yapıyı barındıran bir arka planı var. Tüm bunlar doğa ve aşk kadar yoğun bir şekilde hissediliyor. Jacques-Henri Bernardin de Saint-Pierre’in bu metniyle doğaya dönüş fikrini ve “doğal insan” idealini güçlü bir şekilde ortaya koyduğu kabul ediliyor. Metnin arka planında ise Jean-Jacques Rousseau’nun uygarlık eleştirisini ve doğaya yüklediği saflık fikrini sezmemek mümkün değil. Klasik eserleri okuduğumda doğaya, saflığa ve insanın o en temiz haline duyulan özlemi sık sık hissederim; ama bu kitapta bu duygu çok daha yoğundu. Talihsiz iki annenin hikâyesiyle başlayan Paul ile Virginie’nin yolculuğu öyle içten, öyle masum ve öyle sahiciydi ki insan bir an durup “böyle bir hayat gerçekten mümkün olabilir miydi?” diye düşünmeden edemiyor. Şahaneydi… Altını çize çize, alıntılar yapa yapa, okumamı daha nasıl yavaşlatabilirim diye kendime küçük oyunlar kurduğum bir yolculuk oldu. Keşke hiç bitmeseydi
Paul ve VirginieB. S. Pierre · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,115 okunma
·
49 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.