·344 syf.····Okunma: 22 Mart 2026 00:00 Keyifli ve akıcı bir kitap idi kendisi. İçeriği yabancı olduğumuz bir konu değil aslında; pek çok kitap, dizi ve filmde olduğu gibi zamanda yolculuk temasını okuyoruz.
Bakkal Namiya küçük bir kasabada kendi yağında kavrulup gitmektedir. Bir gün eğlenmek amacıyla kasabadaki küçük çocukların yazdığı mektupları cevaplamaya ve onların sorularına cevaplar vermeye başlar. Ancak zaman içerisinde çocuklardan gelen mektuplar yerlerini gerçekten sorunu olan insanların danışma mektuplarına bırakmaya başlar. Bakkal Namiya kendisine her ne sorulursa sorulsun büyük bir ciddiyetle cevap vermeye çalışır ancak en büyük korkusu insanların hayatlarına yanlış bir yön vermek ve hatalı tavsiyelerde bulunmaktır. Bu yüzden de mektuplarına cevap verdiği insanlardan hayatlarına fayda sağlayıp sağlamadığına dair mektup dönütleri ister ancak bu dönütlerin kaç yıl sonra, hangi zamanlardan dönüp dolaşıp geleceği muammadır.
Namiya dışında kitapta bir de iyi yürekli hırsız karakterlerimiz vardır. Hırsızın da iyisi mi olur diye sormanız muhtemel ancak okuyunca ne demek istediğim anlaşılacak ve aslında görünenin ardında bir de görünmeyenlerin bulunduğu düşüncesi kendisini vurgulayacaktır. Peki bu hırsızlar Namiya'nın hikâyesine ve mektup döngüsüne nasıl dahil oldular? Kitabın sonuna geldiğinizde tüm bu hikâyeler birbirine bağlı olarak nasıl gelişti, krema nasıl böyle güzel kokar, babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi sorularının hepsine cevap bulacaksınız.
Evet güzel ve akıcı idi lakin kitapta noksan bırakılan bazı noktalar vardı. Yazar o noksanları fark etmedi mi yoksa, "Ulan işin içinden çıkamayacağız; en iyisi böyle kalsın, belki de sorgulamazlar." diyerek mi kendi haline bıraktı o kadarını bilemiyorum. Ama özellikle de reading slumpta iseniz ve sizi çıkaracak hafif, sürükleyici bir kitap arıyorsanız, "İşte karşınızda!" diyebilirim.