Hayatımız, akıp gider.. Bir şeyler yaşanır. Belli başlı, doğal döngüsel acılar ; onlar bile yaşansa, hayat, günlük yaşam, tutkular, arzular, kinler akar gider. Bu gerçeği hiçbir şey değiştiremez.. İnsan yaşar, yaşar, yaşar ve yaşar.. Hiçbir acı öldürmez..
youtu.be/nhq6MwMxcMk?si=...
Tam olarak bu videoda ki olaydır aslında.. Allah hep en sevdiklerinle sınar.. Öldüm der, ölmezsin... Camus içinde bu kitapta öyle olmuş.. Yabancılaşma ekseninde anlatılan hikaye, aslında insani döngünün de bir parçası sanki.. İnsan yaşadıkça yabancılaşıyor... Kayıtsız kalıyor bir şeylere.. Bu elinde olan bir durumda değil üstelik, yaşayan insan laneti.. Yaşarsın, bir zaman hissedersin, bir zaman sonra o konuya deliler gibi uzaktan bakarsın.. Ölüm konusu için bunu düşünemiyorum.. Ama çoğu konu için bu duygu durum değişikliğine, okey diyorum..
Kitap çok ağırdı konu olarak, yazar vermek istediği düşünceyi en açık şekilde bu eserde vermiş sanırım. Sisifos'tan daha anlaşılırdı. Kısa olması da buna etken belki de.. Kitap sinemaya ; Zeki Demirkubuz'un, Yazgı adlı filmi'yle biz de uyarlanmış. 1967 yılında da, İtalya'dan bir çekim gelmiş... Keyifli değildi. Anlamlıydı demek istiyorum.. Yabancılaşma hissini, kazıdı bana..