Ne çok acı,sonu gelmez açlık ve ölüm vardı..Yüreğimi yerden yere vurdu.Çocuk gibi otursam uzun uzun ağlasam,geçmişe ve bu geçmişe hiç yakışmayan bugüne,yüreğim soğur mu bilmem. İnsanı yediği ekmekten,içtiği sudan,yattığı döşekten utandırır öyle bir sefalet.Sadece kurgu olsaydı aşmak biraz daha kolay olurdu belki,ama biliyorum ki bu bizim gerçeğimiz,yazarın kendi hayatından izler taşımasının yanı sıra savaş yıllarında cepheye giden babalar,kocalar,ağabeylerin arkasında kalanların gerçeği.
Yedi yıl Yemen'de savaştıktan sonra yuvasına dönen Temel reis,eşi Şakire, doğmuş olanlar,doğacak olanlarla birbirini taşıyamayacak onca çocuk,çocuk olma hakları bile olmayan çocuk.Adına "umut" dedikleri hiçbiri umuda çıkmayan yolculuklar,bir avuç toprak üzerinde onca çırpınış..Vatan uğruna,bayrak uğruna yabancı milletlerin postalları bizim topraklarımıza basmasın çabasına yitirilen canlardan sadece biri onlar.
Savaş ve Açlar yazarın kendi ailesinin de tanıklık ettiği savaş yıllarının halk üzerinde, çocuklar ve geri kalanlar üzerinde bıraktığı yıkıcı etkiyi anlatıyor.Tarih bilincini diri tutmak adına okullarda okutulsa yeridir.Dili süslü değil,altı çizilesi edebi değeri yüksek cümleler beklemeyin,bazı acılar yalın kalmalı.Belki biraz arabesk de bulabilirsiniz ama o da yaşanan acının karanlığındandır belki.
Altı kitaplık serinin ilkiydi,yazarın çocukluk günlerini ve Cumhuriyet'in ilk yıllarını konu alan Öksüz Musa ile okumaya devam..Güzel kitaplara..
Hasan İzzettin DinamoSavaş ve Açlar