Puan vermedi·448 syf.····Okunma: 16 Şubat 2026 17:54 Çıkmasını dört gözle beklediğim ve çok severek okuduğum bir kitabın yorumu ile geldim. Zamanın Gölgesi, benim “soft,hayal alanım” desem yeridir. Ki bu kitapta da -finali hariç- ağırlıklı olarak öyle oldu. Hayattan bir aşinalık var kitapta; aile sorunları, ev içi düzen (üç kişilik Russo evini kastediyorum.) bile aşina mesela.
Hayal alanım, çünkü… SARP. Bu kitapta kendini bir kere daha gösterdi; O kadar “o” adam ki. Hani abartmak istediğim, abartılması gereken bir adam. İlgisini sevgisini gizlemez, üzüntüsünü kızgınlığını saklamaz, “lütfen” hareket etmez.
Daha pek çok cümle ile Sarp’ı övebilirim. Ancak, burada övgüyü hak eden bir diğer isim de Sidem. Sarp’a karşı öyle bir açıldı ki… Düşüncelerinde bile Sarp’a hak ettiği değeri veriyor, kendisinin hayattaki, hayatlardaki konumunu görmeye başlıyor. Aşık bir Sidem ve aşık bir Sarp var yani kitapta! Ki zaten oldukça belli ediyorlar, bir nokta kitap alev alacaktı…
Sidem’e dair bu kitapta rahatsız olduğum bir detay da var, o da sıklıkla dramı anına dahil etmesi. Belki bunu “konumunu görmeye başlıyor.” dediğim kısımla ilgili bir sancı sürecidir ama rahatsız olmadım desem yalan olur. Bir de ablasına haddini bildirseydi, şöyle en okkalısından! Daha iyi olurdu… Kitapta Bella’yı daha çok görmek isterdim. Çok tatlı bir çocuk ya 🩷... Bunun haricinde kitaba dair pek rahatsızlığım veya keşke dediğim bir şey yok.
Kitabın akışını beğendim; Bölümler uzun ve akıcı (Yer yer de Karacahan ailesi mensupları sebebiyle sinir bozucu). Bir takvim içinde yer alıyoruz esasında, “olay günü” işaretli bir takvim ki o da kitabın sonu oluyor. Son da son hani, üçüncü kitabın hemen çıkması gerekiyor…
Tüm bu uzun cümlelerimin (Daha da uzatabilirim) özeti şu ki, Zamanın Gölgesi’ni çok sevdim. Okumayan herkese, bir an önce kitabı edinmelerini tavsiye ederim.
.
+18
.
#reklam değil kendim aldım.