Mücella’nın hikâyesi aslında hepimizin hayatında gördüğümüz, hatta gördüğümüzü sandığımız bir hayatın hikâyesi. Cesaretin, sabrın ve aklın içinde saklı olduğu bir yaşam. O kadar bizden ki… Kaybolan bir çocukluk, ardından bir gençlik ve koca bir hayat. Sanki ne içindi, birileri bir şey diyecek diye heba edilen kocaman bir ömür.
Hepimize bir yerlerden tanıdık geliyor ama en çok da Mücella’ya yakışıyor bu hikâye.
Ah Mücella… Sorgulamadan, isyan etmeden kadere boyun eğerek ölümü bekledin. Kocaman bir evrende yalnız kalmak… Etrafında bu kadar insan varken ruhunun bu kadar yalnız olması. Seninle çok fazla empati kurdum. Sanırım senin gibi boyun eğerek kaderimi kabul edemezdim. Herkese elini uzattın ama günün sonunda annenle baş başa kalmayı hak etmedin mi?
Bilmiyorum… Ama senin hikâyenden sabretmeyi, isyan etmemeyi, bazen de boyun eğmenin ne demek olduğunu öğrendim. Vakur duruşunu görmek, üzüntünü bile belli etmeden yaşamana şahit olmak beni derinden etkiledi.
Okuyan ve okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar diliyorum
MücellâNazan Bekiroğlu