Düşünsenize; zamanında tutkulu bir şekilde, her gününü kendinizi adayarak yaşadığınız bir aşkı, 100 yaşında takıntılı bir şekilde dilinizden düşürmüyorsunuz.. Zamanın ruhuyla hatırladığınız ve anlamlandırdığınız ne varsa yine ortaya çıkarıp zihninizde yaşatmaya çalışıyorsunuz.. Öyle güçlü bir bağ ki asla peşinizi bırakmayan; öyle tutkun öyle toksik ki, hayat ne demek deseler ağzınızdan çıkan tek kelime Franz oluyor.. İşte böyle bir kadının, güçlü betimlemeleriyle belki 40 belki 60 yıl önce yaşadığı engelli aşk.. Konu bilindik ama anlatım sıradışı.. Yazar dönemin Almanya’sının eleştirisini , özellikle Berlin’in duvarının yıkılışının insan üzerinde etkilerini de aktardığı için aşkla boğmuyor okuyucuyu.. Tanıştığıma memnun oldum, bir güzel okudum :)