Zweig yine yapmış yapacağını.. Burjuva hayatının getirdiği o ruhsuz konforun içinde uyuşmuş bir adamın, bir suç işleyerek (veya buna yeltenerek) yeniden hissetmeye başlamasını okuyoruz.
Kitabı bitirdiğimde kendime şunu sordum: Biz gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa sadece günleri mi tüketiyoruz? Modern dünyanın içinde hepimiz biraz o "hissetmeyen adam" değil miyiz?
Zweig’ın o meşhur psikolojik tahlilleri her zamanki gibi bıçak gibi keskin. Bir insanın kendi içindeki o karanlık ve aydınlık arasındaki savaşı bu kadar kısa bir metne sığdırmak tam bir ustalık işi.
Eğer hayatın rutini içinde kaybolduğunuzu hissediyorsanız, bu ince kitabı bir kahve eşliğinde bitirin. Ruhunuzun tozunu alacaktır.