Puan vermedi·319 syf.··Beğendi
· Ogün;hayatı boyunca tek bir rüya bile görmemiş bir adamın hikayesi. Yazar @yagmurkizilkoca üç keskin bölüme ayrılmış bu kitapla her bölümde Ogün’ün zihnine hapsediyor bizi.
1. Bölüm: Gündüz İnsanları
Burada Ogün’ü, toplumun 'normal' dediği o çarkın içinde izledim. Herkes gibi işine gidiyor, herkes gibi davranıyor ama aslında sadece bir gözlemci. Duygularını o kadar derin bir sessizliğe gömmüş ki, zihni uyuduğunda bile ona rüya göstermiyor. Bu bölümdeki o tekdüzelik, fırtına öncesi sessizlik gibi; Ogün’ün kendi içindeki yabancılaşmasını çok net hissettirdi.
2. Bölüm: Gece İnsanları
Güneş battığında maskeler düşüyor. Ogün, 'gece insanları' dediği o kontrolsüz ve karanlık tarafla yüzleşmeye başlıyor. Kitabın asıl kırılma noktası burası; yıllardır biriktirdiği, 'bir ara bakarım' dediği tüm o bastırılmış sancılar tek tek su yüzüne çıkıyor. Yazarın dili burada iyice keskinleşiyor; Ogün’ün rüyasız dünyasındaki ilk büyük çatlaklara şahit oldum.Kaçtığı her şey, o tek bir günün içine sığmaya başlıyor.
3. Bölüm: Büyük Hesaplaşma
Son bölümde ise Ogün’ün kurduğu tüm o savunma kaleleri yıkılıyor. Artık kaçacak, gözlem yapacak bir yer kalmıyor. Hikâyenin en vurucu kısmı da burası: Hiç rüya görmemenin bir huzur değil, aksine gerçeklerin altında ezilmenin bir bedeli olduğunu,Ogün’ün o tek bir güne sığan koca ömrü, okura kendi ertelediği yüzleşmeleri gösteriyor.
Kitabı kapattığımda anladım ki; bu okuduğum , bir adamın kendi içindeki labirentte kayboluşunun ve sonunda kendisiyle çarpışmasının öyküsü. Edebi oyunlara girmeden, doğrudan ruhun o karanlık köşelerine dokunan bir deneyimdi