Çok uzun bir aradan sonra yeniden merhaba kitap dostlarım
Reading slumptan sonunda kurtuldum ve yan boyamasına hayran olduğum; okunaklı puntoları, akıcı anlatımı ve heyecan verici olay örgüsüyle bir solukta okunan Çalınan Kraliçe'yi iki günde bitirdim.
Kitapta ana karakterimiz Charlotte olsa da genç ve deneyimsiz oluşuna rağmen güçlü duruşuyla çok takdir ederek okuduğum Annie karakterine bayıldım diyebilirim. Kitapta yer alan Mısır'daki kazı sahneleri ve müzedeki olaylı gecede yansıtılan kaos atmosferi başarılıydı. Özellikle kitabın ilk yarısından sonra akıcılık büyük ölçüde arttı ve final de beni memnun etti
Bu kitabın türü bence daha çok arkeolojik gizem diyebiliriz. O yüzden bu türden hoşlanmayan ya da sıkılan okurlara pek hitap etmeyebilir. Ama özellikle benim gibi arkeolojiye ve tarihi gizemlere meraklı okurların severek okuyacağını düşünüyorum. Kazılar, firavunlar, tarihi eser kaçakçılığı, gizemli bir lanet, geçmişe dair karanlık sırlar ve çok daha fazlası... Benim için kendi türü içinde değerlendirirsek 8 puanı hakediyordu
Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse,
Mısır Sanat Müzesi’nin görkemli gala gecesinde, kalabalığın gözleri önünde duran çok önemli bir eser birkaç saniyelik bir karmaşada ortadan kaybolur. Bu, sıradan bir hırsızlık değildir; yarım kalmış bir intikamın yeniden uyanışıdır.
Adı silinmiş, hikâyesi çalınmış bir kraliçenin izleri efsaneler ve lanetlerle birlikte yeniden gün yüzüne çıkarken, tehlike her adımda biraz daha yaklaşır. Karanlığın içinden gerçekler yükselirken, geçmiş kendini unutturmamaya kararlıdır.