1950'li yılların İngiltere'sinde geçen romanda Flavia, babasının bir cinayetle suçlanması üzerine kendi kimya laboratuvarını ve kıvrak zekasını kullanarak olayı çözmeye çalışır. Kitabın konusunın anlaşıldığı üzere ilgi çekici olmak noktasında kusuru yok, ancak özellikle bir “polisiye-dedektiflik” türündeki romanlardan beklenen sürükleyicilik ve merak unsuru konusunda tartışmalara açık olduğu kanaatindeyim. Kahramanımız dedektif ruhlu olduğunu hissettiriyor, ancak olay kurgusu yazarımızın kaleminin hünerini sergileyeceği nokta olması gerekirken tabiri caizse tatsız kalmış. Ancak güncel modern romanların ortak kaderi şu ki; klasik Agatha Christie, Arthur Conan Doyle, Edgar Allan Poe ve Stephen King gibi yazarların her zaman gölgesi altında kalacaklardır.