Kaderin cilvesi, işte bu sözdeyişin anlamını karşıladığı bir rus romanı daha karşımızda. Usta rus yazar Aleksandır S. Puşkinin elinde çıkan ustaca bir hikaye, dönemin Rusyasında çalkantılı vakitlerinde bir iç isyan olan Pugoçov’un isyanının anlatıldığı bu romanda, savaşın her iki tarafında da bulunan erdemli bir subayın gözünden aktarılan hikayede subayın erdemli ve dürüst karakteriyle aşkına sahip çıkması, savunduğu vatanına karşı savaşan isyancının gözünde bile saygı duyulan bir kişilik olması hasebiyle hikaye biz okuyuculara objektif ve insancıl anlatılıyor. Sade dil ve akıcı hikaye ve romandaki karakterlerin her dönemde millette ve her kültürde karşımıza çıkacak insan tipleri olması bizleri hikayenin içine daha çok çekiyor. Hikayede Erdemli subayımız Andreyiç ve Mariyanın aşkı asıl odağımız olmasa da anlatılan olaylar sonucunda mutlu son isteğimizi saklayamıyoruz, ayrıca yazar dürüstlüğün sonucunda kahramanımızın masumiyetinin ispatlanacağını ve mutlu sona ulaşacağını bizlere hissettiriyor, bu durumda okurken umudumuzu kaybetmememize sebep oluyor. Hikaye başlangıçtaki tesadüflerin örneğin isyancı ile kahramanımızın karşılaşmasının aslında ilerde bir amacı olduğunu ustaca sergiliyor. Sonuç olarak okumanız gereken rus klasiklerinden biri olan bu kitabı çabucak biteceğinden emin olarak tavsiye edebilirim.
Başım benim, garip başım
Hizmetkâr başım.
Dile kolay otuz üç yıl
Hizmet etti garip başım.
Ne bir çıkar gözetti ne de mutluluk
Ah gormedi karşılığını garip başım
Ne bir çift tatlı söz.
Ne de yüksek bir rütbe
Tek kazandığı garip başımın
Akağaçtan,
İki uzun direk.
Bir de ibrişim ilmek...
1950'li yılların İngiltere'sinde geçen romanda Flavia, babasının bir cinayetle suçlanması üzerine kendi kimya laboratuvarını ve kıvrak zekasını kullanarak olayı çözmeye çalışır. Kitabın konusunın anlaşıldığı üzere ilgi çekici olmak noktasında kusuru yok, ancak özellikle bir “polisiye-dedektiflik” türündeki romanlardan beklenen sürükleyicilik ve merak unsuru konusunda tartışmalara açık olduğu kanaatindeyim. Kahramanımız dedektif ruhlu olduğunu hissettiriyor, ancak olay kurgusu yazarımızın kaleminin hünerini sergileyeceği nokta olması gerekirken tabiri caizse tatsız kalmış. Ancak güncel modern romanların ortak kaderi şu ki; klasik Agatha Christie, Arthur Conan Doyle, Edgar Allan Poe ve Stephen King gibi yazarların her zaman gölgesi altında kalacaklardır.