Kasırgaya Kanan Saka 1 Kitap Yorumum
8/10
·528 syf.··
2026 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 20:48
‎“Bazı fırtınalar yıkmak için değil, gerçeği ortaya çıkarmak için kopar.” ‎— Hazel Noya, Kasırgaya Kanan Saka 1 ‎ ‎Merhabalar canlarım ‎Ben geldim! Bugün sizlere, çok yakın bir arkadaşımın ısrarla önerdiği ve aynı zamanda yazarın kalemiyle tanışma kitabım olan Kasırgaya Kanan Saka 1 hakkında konuşmaya geldim. (Açıkçası merak ederek başladım ama bu kadar seveceğimi beklemiyordum.) ‎ ‎Kitabın baş karakteri Valeri Saka Dinç… Çocukluğu ve gençliği boyunca babasının istekleri doğrultusunda yaşamış bir karakter. Hayatını neredeyse tamamen babasının kararlarına göre şekillendirmiş. Küçük yaşta annesini kaybettikten sonra hayata tutunmasını sağlayan kişi ise abisi oluyor. (Bu kısımları okurken gerçekten içim biraz burkuldu.) Ancak abisinin ölümü Valeri’nin hayatında büyük bir kırılma noktası oluyor. ‎ ‎Bu kayıptan sonra Valeri, yaşadığı evde babasının baskılarına daha fazla dayanamayarak evi terk ediyor. Babasının zorla okuttuğu tıp bölümünü bırakıp kendi hayali olan güzel sanatlar bölümüne yazılıyor. Geçimini sağlamak için de bir dans okulunda ders vermeye başlıyor. (İşte tam burada Valeri’yi daha çok sevdim, kendi yolunu seçmesi beni çok etkiledi.) ‎ ‎Ama hikâye burada bitmiyor… ‎Valeri aynı zamanda abisinin katilinin peşine düşüyor. Katili bulabilmesinin tek yolu ise yeraltı dünyasına girmek. Bunun için de “Yılanlar” olarak bilinen örgütün başındaki Yakut Kralı ikna etmesi gerekiyor. Kral ise ona bir güven testi yapacağını söylüyor… (İşte burada hikâye iyice heyecanlanıyor, ben de sayfaları hızlı hızlı çevirmeye başladım.) ‎ ‎Spoiler vermeden kendi yorumuma geçeyim ‎ ‎Açıkçası yazarı ve kalemini ilk kez bu kitapla tanıdım ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Kalemi gerçekten akıyor. Kitap su gibi ilerledi. Kurgudaki detaylar oldukça zekiceydi ve okurken gerçekten büyük keyif aldım. (Bazen “bir bölüm daha okuyayım” derken kendimi gece geç saatte buldum.) ‎ ‎Tabii beni biraz düşündüren karakterler de vardı. ‎Mesela başından beri Valeri’ye yardım ediyormuş gibi görünen yakın arkadaşı Anka… Ona karşı içimde hep bir şüphe kaldı. (Gerçekten güvenebilir miyiz, emin olamadım.) ‎Bir de Songur’un “dostum” dediği Hazar var. O da bende pek güven duygusu uyandırmadı açıkçası. ‎ ‎Gelelim en sevdiğim kısımlardan birine… ‎Songur ve Valeri arasındaki çekim! ‎Gerçekten bayıldım diyebilirim. İlk andan itibaren aralarındaki o gerilim, Songur’un Valeri’yi kıskanması ve Valeri kaçmaya çalışırken sürekli Songur’un kucağına düşmesi… (Okurken hem gülümsedim hem de “bu ikili olacak galiba” dedim.) ‎ ‎Tabii ilk kitap olduğu için aklımdaki bazı soruların cevaplarını henüz alamadım. Bazı olaylar tam olarak yerine oturmadı ama bunların ikinci kitapta daha netleşeceğini düşünüyorum. ‎ ‎Özellikle: ‎ ‎Valeri’nin babasından dolayı erkeklere karşı geliştirdiği güven sorunu, ‎ ‎Songur’un gizli kalan geçmişi, ‎ ‎Songur’un arkadaşlarının bazılarının gerçek niyetleri… ‎ ‎Bunların hepsi hâlâ biraz gizemli. (Ama bu gizem de kitabı daha merak edilir yapıyor.) ‎ ‎Bir de söylemeden geçemeyeceğim: ‎Sonay Yakut’un babalığına bayıldım. Gerçekten okurken içimi ısıtan karakterlerden biri oldu. ‎ ‎Kısacası; düşmanların dost, dostların düşman olabileceği karmaşık bir evrenin içindeyiz. İntikam, geçmiş yaraları, zorunlu yakınlık ve yeraltı dünyası… Hepsi bir arada. ‎ ‎Ve siz bu postu okurken ben ne yapıyorum dersiniz? ‎ İkinci kitabı okumaya gidiyorum! (Çünkü gerçekten merakta bıraktı.) ‎ ‎Eğer siz de: ‎ Mafya / örgüt temalı ‎ İntikam hikâyeleri ‎ Dostluk ve ihanet ‎ Yaralı geçmişler ‎ Zorunlu yakınlık trope’u ‎ ‎seviyorsanız, bu kitap tam sizlik olabilir. ‎Okuyan var mı aranızda? (Yorumlarınızı gerçekten merak ediyorum.)
Kasırgaya Kanan SakaHazel Noya · Ephesus Yayınları · 2024526 okunma
·
31 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.