Gönderi

Sinemanın Dostoyevski'si
10/10
·245 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 17:33
Her şeyin hızlı aktığı ve hızlı yaşandığı bir dünyada durup düşünmenin ve hissetmenin yönetmeni, karşınızda Tarkovski. Tarkovski’nin sinema dilini oldukça beğeniyorum, anlaşılma kaygısı olmadan, ticari kaygı gütmeden bütün zorluklara karşı inatçı ve hırslı bir şekilde sanatını konuşturmak ve sanatıyla dünyaya dokunmak, değiştirmek istiyor. Tutucu bir şekilde ideallerine bağlı çünkü onun için yaşamın anlamı sanatıyla varolmak, inancıyla toplumun duygularını açığa çıkarmak. Bu varoluş mücadelesinde zorlu yollarda sürüklenmiş. Her şeyden önce ülkesine, Rusya’ya derinden bağlı. O dönemlerde Sovyetlerin ideolojik baskısı, eserlerindeki işlediği maneviyat temasıyla oldukça zıt bir şekilde ilerliyor. Sovyetler o dönemde toplumcu-gerçekçi ve materyalist eserler bekliyor. Günün sonunda eserleri kabul edilmiyor, dağıtımı geciktiriliyor ve uluslararası arenada önü kesiliyor. “Tek yapmak istediğim film çekmek, ama yirmi yılda sadece beş film yapmama izin verildi.” Zorlu şartlar. İnancını koruyor. Ama bir noktadan sonra kendi halkı da ona sırt çeviriyor -her ne kadar buna inanmak istemese de-. Bu şartlar altında daha fazla duramıyor ve çok sevdiği ülkesinden ayrılarak İtalya’da sürgün hayatına başlıyor. Daha sonrasında yolu Paris’e düşüyor. Her ne kadar Sovyetler Birliği’ne dönmek istese de yetkiler onu kabul etmiyor. Teknolojinin gelişimine hep şüpheyle bakıyor. Ona göre insanın manen gelişmemiş olması, hâlâ çıkarcı hırslar ve gereksiz uğraşlar yüzünden maddi ilerleme toplumu çöküşe sürüklüyor. İnsanlar atomu buldu, daha sonrasında bundan bomba yaptı, diye ekliyor. Ona göre teknoloji, insan ruhundan uzaklaştıran bir araç. İnsan ilişkilerinde yapaylıktan, bağ kurulamamasından oldukça şikâyetçi. Özellikle kadın-erkek ilişkilerinde tarafların zihinlerini ve duygu dünyalarını bireysel yaşayıp ayrı ayrı varolmalarının çöküşe götürdüğünü söylüyor. Ona göre, taraflar birbirlerinin içinde erimeleri gerekiyor, her şey açık, tarafsız, net, bütün duygular ve hisler ortak. Spielberg gibi yönetmenleri de eleştirmekten çekinmiyor. Ona göre, Spielberg gibi yönetmenler ticari kaygı uğruna sanatı terk edip sinemanın ticarileşmesine ön ayak olan kişiler. Oysa Tarkovski’ye göre sinema, duyguların uyandırılmasını sağlayan, hissiyatını öne çıkaran bir çeşit sanat dalı. Bir dua, bir yakarış. Tarkovski iyi ki günümüz dünyasını görmemiş. Böylesine yoğun hisseden introvert bir karakterin ortaya koyduğu eserlerin azlığı -maalesef- nedeniyle buruk bir kapanış yapıyorum.
Şiirsel SinemaAndrey Tarkovski · Agora Kitaplığı · 2009250 okunma
·
86 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.